29"Ta ki o kitap ehli, Allah'ın lutfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini, bütün lutfun, gerçekten Allah'ın elinde olup onu dilediğine vereceğini bilsinler. Zaten Allah, büyük lütuf sahibidir." A- "Ta kı o kitap ehli, Allah'ın lutfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini, bütün lutfun, gerçekten Allah'ın elinde olup onu dilediğine vereceğini bilsinler." Yani eğer siz, Allah'a karşı takvâlı olursanız ve O'nun elçisi Muhamrned'e (sallallahü aleyhi ve sellem) îmân ederseniz, size şu şu mükâfatları verir. B- "Zaten Allah, büyük lütuf sahibidir." Bu kelâm, makablinin mefhumunu açıklayan bîr zeyil mahiyetindedir. Diğer bir görüşe göre, bu âyetteki îmân ve takva emirlerinin, kitap ehli için değil, müslümanlar için olabilir. Yani Allah'tan korkun ve Resûlüllah'a olan îmânınızda sebat edin ki, Allah, "işte onlara mükâfatları iki defa verilecektir." âyetinde belirtildiği gibi, o kitap ehlinden îmân edenlere vaat ettiği iki mükâfatı size de versin ve sizin mükâfatınızı da onlardan eksik etmesin. Çünkü siz de, o iki îmânda onlar gibi olursunuz; îmânda Allah'ın peygamberleri arasında ayırım, yapmamış olursunuz. Rivâyet olunuyor ki, kitap ehlinden olan mü’minler, mükâfatları iki kez verilecek diye diğer mü’minlere karşı iftihar ettiler ve onlardan üstün olduklarını iddia ettiler, işte bunun üzerine bu âyet nazil oldu. Diğer bir görüşe göre ise âyetin mânâsı şöyledir: Ta ki, kitap ehli, Resûlüllah ile ashabının, iki cihan saadetinden ibaret olan. Allah'ın lutfundan hiçbir şeye muktedir olmadıklarına inanmasınlar. Bu da, kinaye olarak, kitap ehlinin, Peygamberimiz ile ashabının buna muktedir olduklarına inanmaları demektir. Peygamberimizden rivâyet olunduğuna göre şöyle buyurmuştur: "Bir kimse, Hadîd sûresini okursa, Allah ve Resulüne hakkıyla îmân edenler zümresinden yazılır." |
﴾ 29 ﴿