11"Îman edip sâlih amel yapanları, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, size Allah'ın açıklayıcı âyetlerini okuyan bir zikir, bir elçi göndermiştir. Kim Allah'a îmân eder, yararlı işler de yaparsa, Allah, onu, aklarından ırmaklar akan, içinde sonsuz kalacakları cennetlere koyacaktır. Allah, ona muhakkak güzel bir rızık vermiştir." A- "Îman edip sâlih amel yapanları, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, size Allah'ın açıklayıcı âyetlerini okuyan bir zikir, bir elçi göndermiştir." Bu âyette zikirden murat, Cebrâîl’dir. Ona zikir denilmesi, çok zikir etmesinden dolayıdır, yahut zikir olan Kur’ân'ı indirdiği içindir. Nitekim ondan sonra elçi denilmesi de, bunu bildirmektedir. Yahut göklerde ve ümmetler içinde zikredildiği, anıldığı içindir. Yahut zikirden murat, şereftir. Nitekim "hiç şüphesiz bu, senin için ve kavmin için bir zikirdir." âyetinde de bu mânâdadır. Yani Cebrâîl , haddi zâtında bir şereftir. Bunun îzâhı da şudur: Cebrâîl , nazil olduğu peygamberler için bir şereftir. Yahut Allah katinda bir şereftir. Nitekim diğer bir âyette de şöyle denilmektedir: "o, arş'ın sahibi katında itibarlıdır." Yahut anılan zikirden murat, Peygamberimizdir. Çoğunluk âlimlerin görüşü de budur. Peygamberimize zikir denilmesi, sürekli Kur’ân'ı tilavet ettiği, yahut tebliği ve onunla tezkir yaptığı, öğüt verdiği içindir. Yahut zikirden murat, Kur’ân'dır. Allah'ın âyetlerinden murat, Kur’ân'dır. Açıklayıcı olması da, muhtaç olduğunuz hükümleri açıklamasıdır. Âyetin metnindeki "mübeyyinât/açıklayıcı" kelimesi, bir kırâete göre "mübeyyenât" olarak okunmuştur ki, buna göre, Allah tarafından açıklanmış, demektir. Nitekim diğer bir âyette de şöyle denilmektedir: "Şüphesiz biz, âyetleri sizin için açıklamışızdır." Karanlıklardan murat, dalâlet ve nurdan murat da hidâyettir. B- "Kim Allah'a îmân eder, yararlı işler de yaparsa, Allah, onu, altlarından ırmaklar akan, içinde sonsuz kalacakları cennetlere koyacaktır. Allah, ona muhakkak güzel bir rızık vermiştir." |
﴾ 11 ﴿