52

"Halbuki o (Kur’ân), bütün âlemler için ancak bir zikirdir (öğüttür), "

O kâfirlerin bâtıl hükümlerinin konusu, Peygamberimizden dinledikleri Kur’ân olunca, onların iddiaları, Kur’ân'ın şânının pek yüce ve hüccetinin pek parlak olduğu beyân edilmek suretiyle reddedilmiştir.

Yani Kur’ân, onların muhtaç oldukları bütün dinî işler için beyân ve öğüttür. O halde kendisine Kur’ân'ındirilmiş olan, Kur’ân'ın bütün sırlarına muttali olan ve onun bütün hakikatlerini ihata etmiş bulunan zâtın (Peygamberimiz), onların dediği ile alakası olur mu hiç!

Diğer bir görüşe göre ise, burada zikir, şeref ve fazilet anlamındadır. Nitekim Zuhruf: 44. âyetinde de bu mânâdadır.

Bir diğer görüşe göre ise, âyetteki. "O" zamiri, Kur’ân'ı değil, Peygamberimizi ifâde etmektedir. Zâten Peygamberimizin, bütün âlemler için öğüt ve şeref olduğunda hiçbir şüphe yoktur.

Peygamberimizden rivâyet olunduğuna göre şöyle buyurmuştan

"Bir kimse, Kalem sûresini okursa, Allah, ona, ahlâklarını güzel, kıldığı kimselerin sevabını verir."

52 ﴿