28

"Şunun için ki: peygamberlerin rablerinin gönderdiklerini tam olarak tebliğ ettiklerini bilsin. Allah, onların nezdinde olup bitenleri ilmiyle kuşatmış; her şeyi de bir, bir saymıştır."

A- "Şunun için ki: peygamberlerin rablerinin gönderdiklerini tam olarak tebliğ ettiklerini bilsin."

Yani Allah, korucu melekleri salar ki, şeytanların, vahiyden bir şey kapmaları ve ona bir şey karıştırmaları olmadan, mükâfatı gerektiren tebliğin tam ve sağ-salim olarak yapıldığını görsün. Nitekim "Ta ki Allah, mücahitleri bilsin..." (Muhammed: 31) âyetindeki bilmek de, bu kabildendir.

Burada Allah'ın onu bilmesinin zikredilmesi, tebliğ ve cihada çok önem verdiğini ve bunların büyük mükâfatları olduğunu bildirmek, ikisini de ziyadesiyle teşvik etmek ve her ikisinde de taksirat göstermekten sakındırmak içindir.

B- "Allah, onların nezdınde olup bitenleri ilmiyle kuşatmış; her şeyi de bir, bir saymıştır."

Yani Allah, korucu meleklerin, yahut peygamberlerin nezdinde olup bitenleri zâten ilmiyle kuşatmış...

Bu kelâm delâlet ediyor ki, Allah'ın, eşyayı bilmesi, külli (bir bütün) ve icmal şeklide değil, fakat cüzî (tek, tek) ve tafsili şekildedir.

Peygamberimizden rivâyet olunduğuna göre şöyle buyurmuştur:

"Bir kimse, Cintı sûresini okursa, Muhammed’i tasdik ve tekzip eden cinler sayısınca köleleri azât etmiş gibi sevap kazanmış olur."

28 ﴿