2"Şu gök yarıldığı zaman, Şu yıldızlar da döküldükleri zaman, şu denizler de tefcîr olduğu (birbirine katıldığı) zaman, Herkes, takdim ettiklerini (ileriye dönük yaptıklarım) da, tehir ettiklerini (geride bıraktıklarını) da bilmiş olacaktır." A- "Şu gök yarıldığı zaman, " Yani şu gök, meleklerin inmesi için yarıldığı zaman. Nitekim ayrıca şöyle denilmiştir: "O gün gökyüzü beyaz bulutlar ile yarılacak ve melekler bölükler halinde indirileceklerdir." "Gök yüzü açılır da kapı, kapı olur." B- "Şu yıldızlar da döküklükleri zaman, " Yani şu yıldızlar da dağınık halde döküldükleri zaman. C- "Şu denizler de tefcîr olduğu (birbirine katıldığı) zaman" Yani denizlerin önündeki engeller kaldırılıp birbirine katıldıkları ve tatlı suların acı sulara karıştığı zaman ve sonuçta bütün denizlerin bir tek deniz haline geldikleri zaman. Rivâyet olunuyor ki, denizler dolduktan sonra karalar suları çeker ve sonuçta bütün yeryüzü dümdüz olur. Hasen-ı Basrî'ye göre, denizlerin tescili de bu demektir. Diğer bir görüşe göre, şu anda deniz suları durgundur; toplu haldedir. Denizler tefcîr olduğu zaman ise, sular dağılıp gider. Burada tefcîr fiilî, bir kırâete göre, fucûr kökünden şeddesız olarak okunmuştur. Yani denizlerin birbirine taştığı zaman. Nitekim bir âyette, de: "o iki deniz, birbirine taşmaz (karışmaz)." denilmektedir. D- "Herkes, takdim ettiklerini (ileriye dönük yaptıklarını) da, tehir ettiklerini (geride bıraktıklarını) da bilmiş olacaktır." Ancak insanlar, amellerini, kabirlerinden kaldırıldıklarında değil, fakat amel defterleri açıldığında öğreneceklerdir. Zîrâ daha önceki. İzahlardan öğrendiğin gibi, bu zamandan murat, başlangıcı birinci nefha ve sonu da canlılar arasında hükmedildiği vakit, olan bir tek zamandır; yoksa müteaddit zamanlar değildir. Burada takdim edilen amellerden murat, kişinin işlediği hayırlar ve serlerdir. Tehir ettiğinden murat da, kendisinin öncülüğüyle âdet haline gelen ve kendisinden sonra da uygulanan iyi veya kötü âdetlerdir, İbn Abbâs ile İbni Mesûd böyle demişlerdir. İbik Abbas'tan gelen diğer bir rivâyete göre ise, takdim ettiği günâh ve tehir ettiği itaat demektir. Katâde'nin görüşü de budur. Diğer bir görüşe göre ise, kendi nefsi için takdim ettiği ve vârisleri için geride bıraktığı malları demektir. Bir diğer görüşe göre ise, takdim ettiği (zamanında ifâ ettiği) farz ve tehir ettiği farz demektir. Başka bir görüşe göre ise, ilk amelleri île son amelleri, demektir. Amel sahiplerinin bilmesi, daha önce defalarca anlatıldığı gibi, tafsilâtlı olarak bilmeleri demekti. |
﴾ 2 ﴿