18

"Nedir o ceza günü? Ne öğretti sana? Sonra, sana ne öğretti, o ceza günü nedir? O, öyle bir gündür ki, hiçbir kimse, başkası için bir şey yapamaz. O gün ferman, ancak Allah'ındır."

A- "Nedir o ceza günü? Ne öğretti sana? Sonra, sana ne öğretti, o ceza günü nedir?"

Ceza gününün halinin, dehşetinin ne kadar korkunç ve vahim olduğu defalarca beyân edildikten sonra burada da, o günün şânı tazim edilmek konusunda onun, insanların tasavvurunun dairesi haricinde olduğu, nasıl tasavvur ederlerse, onun fevkinde olduğu, nasıl hayal ederlerse, ondan daha büyük bir felaket olduğu beyân edilmektedir.

B- "O, öyle bir gündür ki, hiçbir kimse, başkası için bir şey yapamaz. O gün ferman, ancak Allah'ındır."

Bundan önce ceza günü müphem olarak zikredildi ve onun insanların bilgisinin haricinde olduğu beyân edildi. Burada da, ceza gününün, şânı icmali olarak beyân edilmekte ve ilâhî vaadin gerçekleştirileceği bildirilmektedir. Zîrâ onların, ceza gününün ne olduğunu bilmediklerinin bildirilmesi, Allah'ın, bunu bildireceğinin vaadidir.

İbn Abbâs (radıyallahü anh) diyor ki: "Kur’ân'da, "Mâ edrâke (Sana ne öğretti)?" ifadesiyle zikredilen bütün hususları Allah, mutlaka bildirmiştir. "Ve mâ yüdrîke (Sana ne öğretir)?" ifadesiyle zikredilen hususlar ise, açıklanmamıştır."

Peygamberimizden (sallallahü aleyhi ve sellem) rivâyet olunduğuna göre şöyle buyurmuştur:

"Bir kimse, İnfitâr sûresini okursa, Allah, ona, gökten inen damlalar sayısınca ve dünyadaki mezarlar sayısınca sevap yazar."

18 ﴿