20

"Yüce Rabbinin rızasını aramaktan başka onun yanında hiç bir kimseye ait şükranla karşılanacak bir nimet de yoktur. "

Bu da, o kutlu insanın, malını sırf Allah rızası için verdiğinin bir çeşit izahıdır.

Yani onun yanında, karşılığı, mükâfatı verilecek türden başkasının bir nimeti de yoktur ki, ona karşılık olsun diye bu malî harcamaları yapsın; o, bir nimetin ödülü olarak değil, sadece Rabbinin rızası için malını vermektedir.

Bu âyetler, Hazret-i Ebû Bekir el-Sıddık (radıyallahü anh) hakkında nazil olmuştur. O sırada Hazret-i Ebû Bekir, Mekke müşriklerinin, işkence ettikleri Bilâl ile bir grup köleyi efendilerinden satın almış ve derhal onları azâd etmişti.

İşte bundan dolayıdır ki, kimi tefsir âlimleri burada en azılı şaki'den murat, Ebû Cehil, yahut Ümeyye b. Haleftir, demişlerdir.

Atâ ile Dahhâk'ın. İbn Abbâs'tan (radıyallahü anh) rivâyetlerine göre, müşrikler, Bilal'e işkence ederken, o: "Ahâd, Ahâd!" (Rabbimiz, bir tektir; bir tektir) diyordu. O sırada oradan geçmekte olan Peygamberimiz de: "Ahâd -Yani Allah- sem kurtaracaktır!" buyurdu. Sonra Peygamberimiz, Hazret-i Ebû Bekir'e: "Bilal'e, Allah için işkence yapılıyor." buyurdu. Hazret-i Ebû Bekir, Peygamberimizin ne demek istediğini anladı ve hemen evine gidip bir rıtl altın alıp Ümeyye b. Halefin yanına gitti ve ona: "Bana Bilal'ı satar mısın?". dedi. O da: "Evet, satarım" dedi. Hazret-i Ebû Bekir, onu satın aldı ve derhal azâd etti. Bunu duyan müşrikler: "Mutlaka Bilâl'ın onda bir iyiliği olduğu için bunu yaptı" dediler, işte bunun, üzerine bu âyetler nazil oldu.

20 ﴿