14

"O engelleyen, Allah'ın., yaptıklarını muhakkak gördüğünü bilmez mi?"

Bu âyetler, şöyle de tefsir edilmiştir:

A- Bana söyle, bakayım! O engelleyen, eğer Allah'ın ibadetini engellemesinde doğru yol üzerinde idiyse, yahut kendisi inandığı gibi, putlara tapmayı emretmesinde takvayı emrediyor idiyse, yahut bizim dediğimiz gibi, hakkı yalanlıyor ve doğrudan yüz çeviriyor idiyse, Allah'ın, yaptıklarım muhakkak bildiğini, onun ahvaline muttak olduğunu, sonunda bundan dolayı kendisini cezalandıracağını bilmez mi ki, bu yaptıklarına cüret ediyor?

B- Bana söyle, bakayım! Allah'ın bazı kullarını O'nun namazından engelleyen, eğer Allah'ın ibadetini engellemesinde doğru yolda idiyse, yahut kendisi inandığı gibi, putlara tapmayı emretmesinde doğruyu ve takvayı emrediyor idiyse ve yine, bizim dediğimiz gibi, eğer hakkı yalanlıyor ve doğru dinden yüz çeviriyor idiyse, Allah'ın, yaptıklarını bildiğim, hidâyet veya dalâlet olan ahvaline muttali olduğunu, amellerine göre kendisini cezalandıracağını bilmez ini?

C- O namaz kılan bir kulu men' edeni gördün mü? Halbuki hidâyetten men' edilen, takvayı emretmekte, men' eden ise, hakkı yalanlayıp ondan yüz çevirmektedir. Bundan daha garip bir şey var mı?

Diğer bir görüşe göre ise, ikinci hitap kâfir içindir. Zîrâ Allah, iki hasmı huzuruna alıp bir ona, bir buna hitap eden hâkim gibidir. Sanki şöyle demiştir: Ey kâfir! Bana söyle bakayım: Eğer onun namazı, hidâyet ise ve Allah'a duası, takvayı emretmek ise, onu engeller misin?

Diğer bir görüşe göre ise, bu engellemeyi yapan, (anılan Ebû Cehil değil, ) Ümeyye b. Haleftir. Ümeyye, Selman'ı namazdan men' ediyordu.

14 ﴿