6

"Öyle değil! İlm-i yakîn/kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız. Yemin olsun kı, siz muhakkak o alevk cehennemi göreceksiniz. Sonra, yemin olsun ki, onu muhakkak Ayne'i Yakîn/ kesin gözle göreceksiniz. Sonra, yemin olsun ki, o gün, dünyada yararlandığınız o nimetlerden muhakkak sorguya çekileceksiniz."

A- "Öyle değil! İlm-i yakîn/kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız."

Yani sizin önünüzdeki hâdiselere, kesin olarak, inandığınız diğer hususlar gibi inanmış olsaydınız, (ona hazırlık olarak) anlatılmayacak kadar çok şey yapardınız, iste âyette bu cevap, durumun vahametini bildirmek için hazfedilmiştir.

B- "Yemin olsun ki, siz muhakkak o alevli cehennemi göreceksiniz."

Bundan önce geçen müphem bir uyarıdan sonra bu yemin cümlesi de, o tehdidi, ağırlaştırmakta ve açıklamaktadır.

C- "Sonra, yemin olsun ki, onu muhakkak Ayne'i Yakîn/ kesin gözle göreceksiniz."

Bu cümle, tekidin tekrarıdır. Yahut birincisi, cehennemi uzaktan görmelerini, ikincisi ise, cehenneme girmelerini ifâde etmektedir.

Yahut birincisinden murat, anlamaktır, ikincisinden murat ise, bilfiil onu görmektir.

Ayne'i Yakîn, kesin bilginin ta kendisi demektir. Zîrâ görmek bilgisinin derecesi, yakîn mertebelerinin en yükseğidir.

D- "Sonra, yemin olsun kı, o gün, dünyada yararlandığınız o nimetlerden muhakkak sorguya çekileceksiniz."

Yani lezzetleri sizi dinden ve dinin mükellefiyetlerinden alıkoyan nimetlerden sorguya çekileceksiniz. Zîrâ bu hitap, bütün çabalarını dünya lezzetlerini elde etmek için harcayan ve ancak, güzel yemekleri yemek, kıymetli elhıs eleri giymek için yaşayan, bütün vakitlerini oyun ve eğlencelerle geçken, ilim ve iyi amele önem vermeyen ve bunların zorluklarına katlanmayan kimselere mahsustur. Allah'ın nimetlerinden meşru ölçülerde yararlanan, Allah'a itaat için bu nimetlerden kuvvet alan ve her zaman bu nimetlerin şükrünü edâ eden kimse ise, cehennemden çok uzak olacaktir.

Diğer bir görüşe göre ise, bu âyet, kâfirlere mahsus olan bir hak anlatmaktadır.

Peygamberimizden (sallallahü aleyhi ve sellem) rivâyet olunduğuna göre şöyle buyurmuştur:

"Bir kimse, Tekâsür sûresini okursa, Allah, dünyada kendisine verdiği nimetlerin hesabını sormaz ve bin âyet okumuş gibi kendisine sevap verilir."

6 ﴿