194"Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler karşılıklıdır..." İbn Cerîr, İbn Abbâs'tan bildiriyor: “Hicretin altıncı yılında Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) umre yapmak üzere Mekke'ye doğru yola çıktı. Ancak müşrikler Mekke'ye girmesine ve Kâbe'ye ulaşmasına izin vermediler. Müşriklerin Allah Resûlü ile beraberindekileri geri çevirmesi Zilka'de ayında oldu ki bu ay haram aylardan birisidir. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) diğer yıl aynı zamanda geri gelmek üzere müşriklerle anlaştı. Diğer yıl aynı ayda Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ashabıyla birlikte gelip Mekke'ye girdi. Bu şekilde Yüce Allah, bir önceki yılın kısasını Peygamberimize (sallallahü aleyhi ve sellem) aldırmış oldu. Bu konu hakkında da: “Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler karşılıklıdır..." âyeti nazil oldu." Vâhidî, el-Kelbî vasıtasıyla Ebû Sâlih'ten, o da İbn Abbâs'tan bildiriyor: “Bu âyet, Hudeybiye barışı hakkında nazil oldu. Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke'ye girişine engel olununca, müşriklerle bir yıl sonrasında geri dönme üzerine anlaşma yapıldı. Bir yıl sonra Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ashabıyla birlikte kaza umresi için hazırlığa başladı ve silahlarını da kuşandılar. Zira Kureyşlilerin anlaşmaya sadık kalmaması daha önce olduğu gibi Mekke'ye girişlerine engel olup savaş çıkarması konusunda bir endişe taşıyorlardı. Ancak ashabın haram aylardan olan bir ayda müşriklerle savaştan hoşlanması üzerine bu âyet nazil oldu." İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim, Ebu'l-Âliye'den bildiriyor: “Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ashabıyla birlikte Zilka'de ayında umre için ihrama girdi, kurbanlıkları da yanına alarak Mekke'ye doğru yola koyuldu. Ancak Hudeybiye'de müşrikler Mekke'ye girmelerine izin vermedi. Sonrasında Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) diğer yıl geri gelmek, Mekke'de üç gün kalmak ve giderken de yanında Mekkelilerden kimseyi almamak üzere müşriklerle bir anlaşma yaptı. Anlaşma sonrası Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ashabıyla birlikte getirdikleri kurbanları Hudeybiye'de kestiler ve tıraşlarını da oldular. Diğer yıl Zilka'de ayında tekrar gelip Mekke'ye girdiler. Mekke'de üç gün boyunca kalıp umrelerini yaptılar. Müşrikler bir önceki yıl Hudeybiye'den onu geri çevirdikleri için pek de gururlanmalardı. Bu şekilde Yüce Allah, bir önceki yılın kısasını Peygamberimize (sallallahü aleyhi ve sellem) aldırmış oldu. Yüce Allah onları, bir yıl öncesinde geri çevrildikleri ayda Mekke'ye soktu ve bu konuda: “Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler karşılıklıdır..." buyurdu." Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Mücâhid: “Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler karşılıklıdır..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: “Müşrikler, Zilka'de ayında Resûlullah'ı (sallallahü aleyhi ve sellem) Hudeybiye'de Harem bölgesinden geri çevirmeleri dolayısıyla pek gururlanmalardı. Ancak Yüce Allah bir yıl sonrasında onu Mekke'ye soktu ve kaza umresini gerçekleştirdi. Bir yıl öncesinde yapamadığı şeyin kısasını gerçekleştirmiş oldu." Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, Katâde'den bildiriyor: “Resûlullah(sallallahü aleyhi ve sellem) ashabıyla birlikte Zilka'de ayında kurbanlıkları da yanına alarak umre için Mekke'ye doğru yola koyuldu. Ancak Hudeybiye'ye ulaştıklarında müşrikler Mekke'ye girmelerine izin vermedi. Sonrasında Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) diğer yıl geri gelmek, Mekke'de üç gün kalmak, yanlarında bir yolcunun taşıdığı silah dışında silah getirmemek ve giderken de yanında Mekke'lilerden kimseyi götürmemek üzere müşriklerle bir anlaşma yaptı. Anlaşma sonrası Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ashabıyla birlikte getirdikleri kurbanları Hudeybiye'de kestiler ve tıraşlarını da oldular. Diğer yıl Zilka'de ayında tekrar gelip Mekke'ye girdiler. Mekke'de üç gün boyunca kalıp umrelerini yaptılar. Müşrikler bir önceki yıl Hudeybiye'den onu geri çevirdikleri için pek de gururlanmalardı. Bu şekilde Yüce Allah, bir önceki yılın kısasını Peygamberimize (sallallahü aleyhi ve sellem) aldırmış oldu. Yüce Allah onları, bir yıl öncesinde geri çevrildikleri ayda Mekke'ye soktu ve bu konuda: “Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler karşılıklıdır..." buyurdu." İbn Cerîr ve en-Nehhâs, en-Nâsih'de İbn Cüreyc'den bildiriyor: Atâ'ya: “Yüce Allah'ın: «Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler karşılıklıdır...» âyeti ne anlama geliyor?" diye sorduğumda şu karşılığı verdi: “Müşrikler, umre için gelen Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) Mescid-i Haram'a girmesine izin vermediler ve Hudeybiye'den geri çevirdiler. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir sonraki yıl umre yapmak üzere Mekke'ye girdi. Bu şekilde haram bir ayda yapılmak istenen ancak yapılamayan bir umre, diğer yıl yine haram bir ayda kaza edildi." Beyhakî, Delâil'de Urve ile İbn Şihâb'dan bildiriyor: “Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hudeybiye anlaşmasından bir yıl sonra hicretin yedinci yılında Zilka'de ayında umre yapmak üzere yola çıktı. Zilka'de ayı bir yıl öncesinde müşriklerin Mescid-i Haram'a girişine izin vermedikleri aydı. O umre hakkında Yüce Allah: “Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler karşılıklıdır..."âyetini indirmişti. Bu gidişinde Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir yıl öncesinden geri çevrildiği haram aylardan biri olan Zilka'de ayında umresini gerçekleştirdi." "...O halde kim sîze saldırırsa sîz de aynısıyla karşılık verin. Allah'a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah bu sakınanlarla beraberdir" Ebû Dâvud, en-Nâsih'de, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Beyhakî, Sünen'de İbn Abbâs'tan bildiriyor: “...O halde kim size saldırırsa siz de aynısıyla karşılık verin..." "Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür..." "Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, bunlara hiçbir sorumluluk yoktur." "Eğer ceza vermek isterseniz size yapılanın aynıyla mukabele edin..."ve benzeri âyetler, Mekke döneminde Müslümanların sayısı az iken ve müşrikleri yenecek güçleri yok iken nazil olan âyetlerdir. Bu dönemde müşrikler Müslümanları aşağılar ve onlara işkence ederlerdi. Böylesi bir durumda Yüce Allah Müslümanlara, müşriklerin yaptıklarına aynıyla karşılık vermeyi veya yaptıklarına sabretmeyi veya bu yaptıklarından dolayı onları affetmeyi emretmiştir. Ancak Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Medine'ye hicret ettikten sonra Yüce Allah kendisine bir güç bahşedince, Müslümanların zulüm ve haksızlık görmeleri halinde bu güç sahibine başvurmaları, cahîliyye insanları gibi olası davalarda birbirlerine karşı kin ve düşmanlık gütmemeleri emredilmiştir. Bu konuda da: “...Kim, haksız yere öldürülürce, onun velisine sultan kıldık..." âyeti nazil olmuştur. Âyetle de böylesi durumlarda kişilerin bu sultana başvurmaları, sultanın da kendilerine haksızlık edenlerden haklarını almalarında yardımcı olacağı belirtilmiştir. Ancak bu sultana başvurmadan kendi gücüne dayanarak hakkını alan kişi, asi olmuş ve aşırı gitmiş demektir. Cahiliye insanlarının yaptıklarını yapmış ve Allah'ın bu yöndeki hükmüne razı olmamış demektir." İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Mücâhid: “...Kim size saldırırsa siz de aymsıyla karşılık verin..." âyetini açıklarken: “Bu aylarda sizinle savaştıkları, size saldırdıkları kadarıyla onlarla savaşın "demiştir. Ahmed, İbn Cerîr ve en-Nehhâs, en-Nâsih'de Câbir b. Abdillah'tan bildiriyor: “Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) müslümanlara karşı bir saldın olmadığı müddetçe haram aylarda asla savaşa çıkmazdı. Savaşa çıktıktan sonra haram aylardan biri girdiği zaman da ayın bitimine kadar bulunduğu yerde ikamet ederdi." |
﴾ 194 ﴿