125"Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyet'e açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah böylece, inanmayanları küfür bataklığında bırakır" Zühd'de İbnu'l-Mübârek, Abdürrezzâk, Firyâbî, İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, İbn Merdûye ve Beyhakî, el- Esmâ ve's-Sifât'ta bildirir: Ebû Câfer el-Medâinî der ki (Bu kişi, Muhammed b. Ali'nin oğlu değil, Hâşim oğullarından bir kişidir.): Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hangi mümin daha güzeldir?" diye sorulunca, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ölümü en fazla hatırlayan ve ölümden sonrası için en güzel hazırlanandır" cevabını verdi. Yine Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyet'e açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah böylece, inanmayanları küfür bataklığında bırakır" âyetinin mânâsı sorulup: “Yâ Resûlallah! Hidayete eren kişinin göğsü nasıl açılır?" dediler. Allah'ın Resulü (sallallahü aleyhi ve sellem): “İslam bir nur olarak onların gönlüne konur; onların gönlü de bu nur ile açılır, huzura kavuşur" cevabını verdi. Sahabe: “Böyle olanı belirtecek bir alâmet var mıdır?" diye sorunca, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ebedî yurda yönelmek, aldatan yurttan kaçınmak ve ölüm gelmeden önce ona hazırlanmaktır" cevabını verdi. Abd b. Humeyd'in Fudayl'dan bildirdiğine göre bir kişi, Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem): “Yâ Resûlallah! "Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyet'e açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah böylece, inanmayanları küfür bataklığında bırakır" âyetindeki göğsün açılması nasıl olur?" diye sorunca, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah, bir kul hakkında hayır dilediği zaman onun kalbine İslam'ın nurunu koyar ve bu kişinin gönlü bu nur ile açılır" cevabını verdi. Adam: “Yâ Resûlallah! Böyle olanı belirtecek bir alâmet var mıdır?" diye sorunca, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Evet" cevabını verdi. Adam: “Bunun alâmeti nedir?" diye sorunca ise Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ebedî yurda yönelmek, aldatan yurttan kaçınmak ve ölüm gelmeden önce ona güzelce hazırlanmaktır" cevabını verdi. İbn Ebi'd-Dünyâ, Zikru'l-Mevt'te Hasan(ı Basrî)'den bildiriyor: “Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyet'e açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah böylece, inanmayanları küfür bataklığında bırakır" âyeti nazil olduğu zaman, bir adam kalkıp: “Böyle olanı belirtecek bir alâmet var mıdır?" diye sorunca, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Evet. Ebedî yurda yönelmek, aldatan yurttan kaçınmak ve ölüm gelmeden önce ona hazırlanmaktır" cevabını verdi. İbn Ebî Şeybe, İbn Ebi'd-Dünyâ, İbn Cerîr, Ebu'ş-Şeyh, İbn Merdûye, Hâkim ve Beyhakî, Şuabu l-îman'da, İbn Mes'ûd vasıtasıyla bildirir: “Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyet'e açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah böylece, inanmayanları küfür bataklığında bırakır" âyeti nazil olduğu zaman Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah, îslatn nurunu kalbe soktuğu zaman, kalp ferahlayıp genişler" buyurdu. Sahabe: “Böyle olanı belirtecek bir alâmet var mıdır?" diye sorunca, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem):"Evet Ebedî yurda yönelmek, aldatan yurttan kaçınmak ve ölüm gelmeden önce ona hazırlanmaktır" cevabını verdi. İbn Merdûye bildirir: İbn Mes'ûd der ki: Bir adam Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ey Allah'ın Resûlü! Hangi mümin daha güzeldir?" diye sorunca, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ölümü en fazla hatırlayan ve ölümden sonrası için en güzel hazırlanandır" cevabını verip, "Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyet'e açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah böylece, inanmayanları küfür bataklığında bırakır" âyetini okudu. Ben: “Allah, kişinin kalbini nasıl İslam'a açar?" diye sorunca, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kişinin kalbine İslam nuru konulur ve nur kişinin kalbine düşünce, kalp ferahlayıp genişler" buyurdu. Sahabe: “Ey Allah'ın Resûlü! Böyle olanı belirtecek bir alâmet var mıdır?" diye sorunca, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Evet. Ebedî yurda yönelmek, aldatan yurttan kaçınmak ve ölüm gelmeden önce ona hazırlanmaktır" buyurduktan sonra şöyle devam etti: “Allah için adaleti yerine getirmeyen bir topluluk ne kötüdür. Hakkı emreden kişileri öldüren bir topluluk ne kötüdür." Saîd b. Mansûr, İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim, Beyhakî, el-Esmâ ve's-Sifât'ta ve Îbnu'n-Neccâr, Tarih'te, Câfer b. Ebî Tâlib'in oğullarından olan Abdullah b. Misver'den bildirir: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyet'e açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah böylece, inanmayanları küfür bataklığında bırakır" âyetini okuyunca, sahabe: “Kalbin açılmasının mânâsı nedir?" diye sordu. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bu, kalbe bir nurun atılması ve kalbin bu nura açılmasıdır" cevabını verince, sahabe: “Ey Allah'ın Resûlü! Böyle olanı belirtecek bir alâmet var mıdır?" diye sordu. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Evet. Ebedî yurda yönelmek, aldatan yurttan kaçınmak ve ölüm gelmeden önce ona hazırlanmaktır," buyurdu. Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs, "Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyet'e açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah böylece, inanmayanları küfür bataklığında bırakır" âyetini açıklarken şöyle dedi: “Kalbin açılması, gönlün, tevhide ve imana açılmasıdır. Âyetteki sıkıntıdan kastedilen ise kişinin şüphe içinde olmasıdır. İnsanoğlu nasıl ki, semaya çıkamazsa, aynı şekilde Allah istemedikçe, kişinin de kalbine tevhid ve iman giremez." Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve Ebu'ş-Şeyh'in Ebu's-Salt es- Sekafî'den bildirdiğine göre Ömer b. el-Hattâb, kelimesini okurken (.....) harfini nasb ile okudu. Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) ashâbından, yanında olan bir kişi: (.....) şeklinde (.....) harfini esre ile okuyunca, Hazret-i Ömer: “Bana, Kinâne'nin Müdlic kolundan çoban olan birini getiriniz" dedi. Adamı getirdiklerinde, Hazret-i Ömer: “Ey delikanlı! Sizin lisanınızda ne demektir?" diye sordu. Adam: “Biz, ağaçların arasında ne evcil, ne de vahşi hayvanların ulaşamadığı ağaca deriz" cevabını verince, Hazret-i Ömer: “Münafığın da kalbi de aynı şekildedir, onun kalbine hayırdan bir şey ulaşamaz" dedi. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Âsim, bu kelimeyi, (.....) şeklinde (.....) harfini esre ile okumuştur. Abd b. Humeyd ve Ebu'ş-Şeyh'in Katâde'den bildirdiğine göre (.....) sözünün mânâsı, şüphe içinde olmaktır. Ebu'ş-Şeyh, İbn Cüreyc'in, (.....) sözünün mânâsını açıklarken: “Lâ ilâhe illallah, kelimesine karşı kalbi dar ve sıkı kılınmıştır. Bu kişi tevhid kelimesini gönlüne sokamaz ve ona kalbinde yer bulamaz" dediğini bildirir. Ebu'ş-Şeyh'in Mücâhid'den bildirdiğine göre bu kişinin kalbi, sanki gökyüzüne yükseliyormuş gibi daralır ve sıkılır. Beyhakî, el-Esmâ ve's-Sifâfta, bildirdiğine göre İbn Abbâs: “Kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar..."âyetini açıklarken şöyle dedi: “Allah, kimi saptırmak isterse kalbini daraltır ve İslam'a dar eder. İslam geniştir. Yüce Allah'ın: “...dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır...." Yani, İslam'da darlık yoktur, âyeti buna işaret etmektedir. Abdürrezzâk, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Atâ el- Horasânî, "Kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar..." âyetini açıklarken şöyle dedi: “Allah, kimi saptırmak isterse kalbini daraltır ve İslam ona giremez. Bu kişi tıpkı göğe yükselmek isteyip yükselemeyen kişiye benzer." İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş- Şeyh'in Mücâhid'den bildirdiğine göre âyette geçen (.....) kelimesi, hayırsız mânâsındadır. |
﴾ 125 ﴿