129"Zalimlerin bîr kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bîr kısmına böylece musallat ederiz." İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh bildirir: İbn Zeyd, "Zalimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz" âyetini açıklarken: “Burada kastedilen, cinlerden ve, insanlardan zalim olanlardır" deyip: “Rahman olan Allah'ı anmayı görmezlikten gelene, yanından ayrılmayacak bir şeytanı arkadaş veririz" âyetini okudu ve: “Cinlerden zalim olanları, insanların zalim olanlarına musallat ederiz" dedi. Abdürrezzâk, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Katâde, "Zalimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz" âyetini açıklarken: “Allah, zalimleri dünyada birbirine dost yapar ve bunlar cehennemde birbirlerinin peşinden giderler" dedi. Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Katâde, "Zalimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz" âyetini açıklarken şöyle dedi: “Allah, insanları amelleriyle birbirlerine dost yapar. Mümin, nerede ve nasıl olursa olsun müminin dostudur. Kâfir de, nerede ve nasıl olursa olsun kafirin dostudur. Allah'a iman, sadece temenni ve süslü sözlerle olmaz. Ömrüme yemin olsun ki, Allah'a itaat etsen ve Allah'a itaat edenlerden kimseyi tanımasan, bunun sana zararı olmaz. Allah'a isyan etsen ve Allah'a itaat edenlerle dost olsan, bunun sana bir faydası olmaz." Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Mansûr b. el-Esved der ki: A'meş'e: “Zalimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz" âyetinin mânâsı hakkında: “Bu âyet hakkında sahabe ne diyordu?" diye sorduğumda: “İnsanlar bozulduğu zaman, başlarına en kötüleri gelir, derlerdi" cevabını verdi. İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh bildiriyor: Mâlik b. Dînâr der ki: “Zebur'da: «Münafıktan, münafık vasıtasıyla intikam alırım. Sonra bütün münafıklardan intikam alırım» yazıldığını okudum. Allah'ın Kitab'ındaki: “Zalimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz" âyeti de aynı mânâya gelmektedir." Hâkim, Tarih'te ve Beyhakî, Şuabu'l-îman'da, Yahya b. Hâşim vasıtasıyla, Yûnus b. Ebî İshâk'tan, o babasından, Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu bildirir: “Siz nasılsanız, idarecileriniz de öyle olur." Beyhakî hadisin kopuk olduğunu ve Yahya'nın zayıf olduğunu söyledi. Beyhakî'nin bildirdiğine göre Ka'bu'l-Ahbâr der ki: “Allah'ın, her zaman insanların kalplerine göre gönderdiği idareciler vardır. Eğer Allah o topluluğun ıslahını isterse, kendilerine ıslah edecek bir idareci gönderir. Helaklerini isterse zorba bir idareci gönderir." Beyhakî, Hasan(ı Basrî'nin) şöyle dediğini bildirir: İsrâiloğulları, Hazret-i Mûsa'ya: “Rabbinden, bizlerden razı olduğunun ve öfkelendiğinin alâmetlerini göstermesini iste" dediler. Hazret-i Mûsa, Allah'tan bunları isteyince, Yüce Allah: “Ey Mûsa! Onlara de ki, kendilerinden razı olduğumun alâmeti, başlarına hayırlılarından birini getirmemdir. Kendilerine öfkelendiğimin alâmeti ise başlarına şerlilerinden birini getirmemdir" buyurdu." Beyhakî, Abdulmelik b. Kureyb el-Esmaî vasıtasıyla, Mâlik'ten, o Zeyd b. Eslem'den, o da babasından bildirir: Ömer b. el-Hattâb der ki: “Bana ulaştığına göre Hazret-i Mûsa veya Hazret-i İsa: “Ey Rabbim! Kullarından razı olduğunun alâmeti nedir?" diye sorunca, Allah: “Onlara yağmuru ekinlerin ektiği zaman indirmem, hasat vakti yağdırmamam, idarelerini ağırbaşlı olanlarına vermem ve ganimetlerini müsamahakarlarının elinde bulundurmamdır" buyurdu. "Ey Rabbim! Onlara öfkelendiğinin alâmeti nedir?" diye sorunca ise, Allah: “Onlara yağmuru ekinlerin hasat zamanında indirmem, ektikleri zaman yağdırmamam, idarelerini sefih olanlarına vermem ve ganimetlerini cimrilerinin elinde bulundurmamdır" buyurdu." |
﴾ 129 ﴿