145"De kî: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz etî -kî pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir." Abd b. Humeyd, Tâvus'un: “Cahiliye halkı, bazı şeyleri helal, bazı şeyleri de haram sayıyorlardı. Bunun üzerine, "De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir" âyeti nazil oldu" dediğini bildirir. Abd b. Humeyd, Ebû Dâvûd, İbn Ebî Hâtim, Ebu'ş-Şeyh, Hâkim ve İbn Merdûye bildirir: İbn Abbâs: “Cahiliye halkı, bazı şeyleri yiyor, bazı şeyleri de pis sayıp yemiyorlardı. Allah, Peygamberini gönderip Kitabını indirerek, helalini ve haramını beyan etti. Allah'ın helal kıldığı helal, haram kıldığı da haramdır. Hakkında bir şey söylemedikleri ise affedilmiş şeylerdir" deyip: “De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir" âyetini okudu. Abdürrezzâk ve Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: “De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir" âyetini okuyup: “Bunun dışındakiler helaldir" dedi. Buhârî, Ebû Dâvûd, İbnu'l-Münzir, en-Nehhâs ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Amr b. Dînâr der ki: Câbir b. Zeyd'e: “Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem), Hayber zamanında, ehli eşeklerin etini haram kıldığını iddia ediyorlar" dediğimde: “Hakem b. Amr el-Gifârî de Basra'dayken Hazret-i Peygamber'den (sallallahü aleyhi ve sellem) aynı hükmü naklediyordu ama İbn Abbâs, bunun doğru olmadığını söyledi ve: “De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir" âyetini okudu." İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs der ki: “Hayvanlardan, Yüce Allah'ın Kitab'ında: “De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir" âyetiyle haram kıldıkları dışında haram olan yoktur." Saîd b. Mansûr, Ebû Dâvûd, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Ömer'e: “Kirpi etini yemenin hükmü sorulunca, "De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan veesirgeyendir" âyetini okudu. Yanındaki bir ihtiyar: “Ebû Hureyre'nin Rösûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) yanında kirpiden bahsedilince: «O, pis hayvanlardan biridir» buyurduğunu işittim" deyince, İbn Ömer: “Eğer bunu Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) söylediyse" dediği gibidir" karşılığını verdi. İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, en-Nehhâs, Ebu'ş-Şeyh ve İbn Merdûye bildiriyor: Hazret-i Âişe'ye yırtıcı hayvanların azı dişli olanlarının ve pençeleriyle avlanan kuşların hükmü sorulunca, "De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir" âyetini okurdu. Ahmed, Buhârî, Nesâî, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Taberânî ve İbn Merdûye, İbn Abbâs'ın şöyle dediğini bildirir: Sevde binti Zem'a'nın bir oğlağı ölünce Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ey Allah'ın Resulü! Oğlağım öldü" dedi. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Onun derisini alsaydım ya" buyurunca, Sevde: “Ey Allah'ın Resulü! Ölen bir oğlağın derisini mi alacağız?" diye sordu. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir" âyetini okudu ve: “Siz onu yemeyeceksiniz, sadece ondan faydalanmak için (deriyi) tabaklayacaksınız" buyurdu. Sevde birini gönderip oğlağın derisini yüzdürdü ve onu tabaklayıp su tulumu yaparak eskiyinceye kadar kullandı. İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs, "De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir" âyetini okudu ve şöyle dedi: “Ölen hayvanın yenmesi, yani eti haram kılınmıştır. Ölen hayvanın derisi, dişi, kemiği, kılı ve yünü helaldir." İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in, İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre âyette geçen (.....) sözünden kastedilen akmış kandır. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs der ki: “Cahiliye halkı, hayvanı boğazladıkları zaman, onun şah damarlarını kesip akan kanı alıp yerler ve: “Bu, akıtılmış kandır" derlerdi. Abdürrezzâk, Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde der ki: “Akıtılan kan haram kılınmıştır. Et ve etin içinde kalan kanı yemekte bir sakınca yoktur." Abdürrezzâk, Saîd b. Mansûr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş- Şeyh'in bildirdiğine göre İkrime der ki: “Eğer, "De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir" âyeti olmasaydı, Yahudilerin ette damarları bulup araştırmaları gibi, müslümanlar da öylece yapacaklardı." İbnu'l-Münzir'in İbn Cüreyc'den bildirdiğine göre (.....) sözünden kastedilen akmış kandır. Damarlarda kalan kanı yemekte bir sakınca yoktur. İbn Ebî Şeybe, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Ebu'ş-Şeyh ve Beyhakî, Sünen'de, İkrime'den bildirir: İbn Abbâs'a bir adam gelerek: “Boğazlanan hayvanın dalaklarını yiyebilir miyim?" diye sorunca, İbn Abbâs: “Evet" cevabını verdi. Adam: “Ama dalağın geneli kandan oluşmaktadır" deyince, İbn Abbâs: “Allah, akıtılan kanı haram kılmıştır" karşılığını verdi. Abd b. Humeyd ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Ebû Miclez, oğlağın boğazlandığı kısımda veya kazanın üst tarafında olan kan hakkında: “Bunda bir sakınca yoktur. Yasaklanan, akıtılmış olan kandır" dedi. Ebu'ş-Şeyh ve İbn Merdûye, İbn Ömer ve Hazret-i Âişe'nin: “De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir" âyetinde zikredilmeyen her şeyi yemekte bir sakınca yoktur, dediğini bildirir. Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Şa'bî'ye, fil ve aslan etinin hükmü sorulunca, "De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmif bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir" âyetini okudu. İbn Ebî Şeybe ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre İbnu'l-Hanefiyye'ye yılan balığının hükmü sorulunca, "De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir" âyetini okudu. İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs'a, köpek, kurt, kedi gibi hayvanların ücreti sorulunca, "Ey Mü’minler! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kur'ân indirilirken onları sorarsanız size açıklanır (ama üzülürsünüz). Allah sorduğunuz şeyleri affetmiştir. Allah Bağışlayan'dır, Halim'dir" âyetini okuyup: “Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) ashabı bazı şeyleri kerih görür, ama haram saymazlardı. Allah bir kitap indirmiş, bazı şeyleri helal bazı şeyleri haram kılmıştır. Yine Kitab'ında, "De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir" buyurmuştur" cevabını verdi. İbn Ebî Şeybe, Buhârî, Müslim ve Nesâî'nin İbn Ömer'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Hayber günü, ehli eşeklerin etinin yenmesini haram kılmıştır. İbn Ebî Şeybe, Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd ve Tirmizî'nin Câbir b. Abdillah'tan bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Hayber günü, ehli eşeklerin etinin yenmesini haram kılmış, atların etinin ise yenmesine ruhsat vermiştir. Buhârî, Müslim ve Nesâî'nin bildirdiğine göre Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) bir adam gelip: “Eşekler yenildi" dedi. Sonra başka birisi gelip: “Eşekleri (yiyip) bitirdiler" deyince, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) birine emretti ve bu kişi, halka: “Allah ve Resulü, ehli eşeklerin etini yemenizi haram kıldı, onların eti pistir" diye seslendi. Bunun üzerine eşek etiyle dolup taşan kazanlar döküldü. Mâlik, Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce'nin, Ebû Sa'Iebe el-Huşenî'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Hayber günü azı dişi olan yırtıcı hayvanların etini yasaklamıştır. Müslim, Ebû Dâvûd, Nesâî ve İbn Mâce'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs der ki: “Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Hayber günü azı dişi olan yırtıcı hayvanların ve pençesi olan kuşların etini yasaklamıştır." Ebû Dâvûd, Hâlid b. el-Velîd'in şöyle dediğini bildirir: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber Hayber savaşına katıldım. Yahudiler gelip, halkın aşılarlına akı edip hayvanlarını talan ettiğini söyleyince, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Şunu bilin ki, anlaşmalı olarak müslüman topraklarında yaşayan gayr-ı müslimlerin mallarını haksız yere ellerinden almak helâl olmaz. Ehli eşek eti size haram olduğu gibi at ve katır da haramdır. Azı dişi olan yırtıcı hayvanlar ve pençesi olan kuşların eti de haramdır" buyurdu. İbn Ebî Şeybe ve Tirmizî'nin bildirdiğine göre Câbir der ki: “Hayber günü Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), ehli eşek ve katırların etini, azı dişi olan yırtıcı hayvanların, pençesi olan kuşların, hedef tahtası yapılıp öldürülen hayvanların, gasbedilmiş ve çalıntı hayvanın etinin yenmesini yasakladı." İbn Ebî Şeybe ve Tirmizî'nin Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) Hayber günü, azı dişi olan yırtıcı hayvanların, hedef tahtası yapılarak öldürülmüş hayvanın ve ehli eşeğin etinin yenmesini yasaklamıştır. Tirmizî'nin İrbâd b. Sâriye'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hayber günü, azı dişi olan yırtıcı hayvanların, pençesi olan kuşların ve ehli eşeklerin etini yasaklamıştır. Abdürrezzâk, Muşannefte, Mekhûl'ün şöyle dediğini bildirir: “Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hayber günü, ehli eşeklerin etini, hamile olan esir cariyelere yaklaşmayı, taksim edilmeden önce ganimetten bir şey satmayı ve azı dişi olan yırtıcı hayvanların etini yemeyi yasakladı." İbn Ebî Şeybe, Kâsım ve Mekhûl vasıtasıyla, Ebû Umâme'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hayber günü ehli eşek etinin, azı dişi olan yırtıcı hayvanların yenmesini yasakladı. Hamile olan esir kadınlar doğum yapmadan onunla cinsel ilişki kurulmasını, taksim edilmeden önce ganimetteki payın satılmasını, meyvelerin ne kadar ürün vereceği belli olacak duruma gelmedikçe satılmamasını emretti. O gün, saçına ek yapan ve saçının başka kadının saçına eklenmesine izin veren kadına, derisine dövme yapan, yaptıran, (musibet anında) yüzünü tırmalayan ve gömleğinin yakasını yırtan kadına lanet etti." Ebû Dâvûd, Tirmizî ve İbn Mâce'nin, Câbir b. Abdillah'tan bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), kedi etinin yenmesini ve ondan alınan ücreti yasaklamıştır. Mâlik, Şâfiî, İbn Ebî Şeybe, Buhârî, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce'nin İbn Ömer'den bildirdiğine göre Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) keler etinin hükmü sorulunca: “Ben onu ne yerim, ne de yasaklarım" buyurdu. Mâlik, Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Nesâî ve İbn Mâce bildirir: Hâlid b. el- Velîd, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber Meymûne'nin evine girince, pişirilmiş bir keler getirdiler. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ona elini uzatınca, hanımlarından biri: “Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) ne yediğini bildirin" dedi. Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) eşleri: “Bu kelerdir ey Allah'ın Resûlü!" deyince, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) elini çekti. Ben: “Ey Allah'ın Resûlü! Bunun yenmesi haramıdır?" diye sorduğumda, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hayır ama bu, kavmimin toprağında yaşayan bir hayvan değildir. Bu sebeple ondan tiksinti duyuyorum" Hâlid der ki: “Bunun üzerine keleri önüme çektim ve Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana bakarken ben yedim." İbn Ebî Şeybe, Ebû Dâvûd, Nesâî ve İbn Mâce, Sâbit b. Vedîa'nın şöyle dediğini bildirir: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber bir askeri birlikteyken birkaç keler yakaladık. Ben onlardan birini kızartıp Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) getirdim ve önüne koydum. Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) bir çöp alıp onunla (kelerin) parmaklarını saydıktan sonra: “îsrail oğullarından bir topluluk yerde yürüyen hayvanlar şekline çevrilmiştir. Ancak ben (onların çevrildiği) bu hayvanın hangi hayvan olduğunu bilmiyorum" buyurdu ve (bu keleri) yemedi, yenmesini de yasaklamadı. Ebû Dâvûd'un, Hâlid b. el-Huveyris'ten bildirdiğine göre Abdullah b. Amr, Sıfâh denilen yerdeyken, tavşan avlamış olan bir adam, kendisine: “Tavşan hakkında ne dersin?" diye sordu. İbn Amr: “Ben, Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) yanında otururken, kendisine tavşan getirildi. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onu yemedi, yenmesini de yasaklamadı ve onun hayız görmekte olduğunu söyledi" cevabını verdi. İbn Ebî Şeybe, Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce'nin bildirdiğine göre Enes der ki: Merruzzahran denilen yerde bir tavşanı Ürküttük, oradakiler tavşanın peşinden koştular, ama ben ona yetişip yakaladım ve Ebû Talha'ya getirdim. Ebû Talha onu kesip bir budunu Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) gönderince, Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) Onu kabul etti. İbn Ebî Şeybe, Tirmizî ve İbn Mâce, Huzeyme b. Cez es-Sülemî'nin şöyle dediğini bildirir: “Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem), sırtlan eti yemenin hükmünü sorduğumda: “Sırtlan etini kim yer ki?" karşılığını verdi. Kurt eti yemenin hükmünü sorduğumda: “Hayırlı kimseler kurt eti yer mi?" karşılığını verdi. İbn Mâce'nin lafzında ise şöyledir: Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ey Allah'ın Resûlü! Sana yeryüzündeki bazı hayvanlar hakkında sormak istiyorum, tilki hakında ne dersin?" diye sorduğumda, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Tilki etini kim yer ki?" cevabını verdi. Ben: “Keler hakkında ne dersin?" diye sorunca: “Onu ne yerim, ne de haram olduğunu söylerim" cevabını verdi. Ben: “Neden ey Allah'ın Resûlü?" diye sorunca, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ümmetlerden birisi kayboldu ve beni (bu ümmetin onlara dönüştürüldüğü konusunda) şüphelendiren bir mahlükat türü gördüm" cevabını verdi. Ben: “Ey Allah'ın Resûlü! Tavşan hakkında ne dersin?" diye sorunca, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Onu ne yerim, ne de haram olduğunu söylerim" cevabını verdi. Ben: “Neden ey Allah'ın Resûlü?" diye sorunca, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bana, tavşanın hayız olduğu bildirildi" cevabını verdi. İbn Mâce'nin bildirdiğine göre İbn Ömer der ki: “Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) ona fâsık dediği halde kargayı kim yer ki? Vallahi karga temiz (yenen) hayvanlardan değildir." Ebû Dâvûd ve Tirmizî, İbrâhîm b. Ömer b. Sefîne vasıtasıyla, babasından, dedesinin: “Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber toy kuşu eti yedim" dediğini bildirir. Buhârî. Müslim, Tirmizî ve Nesâî, Ebû Mûsa'nın: “Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) tavuk eti yedini gördüm" dediğini bildirir. Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce, Abdurrahman b. Ebî Ammâr'ın şöyle dediğini bildirir: Câbir'e: “Sırtlan av hayvanı mıdır?" diye sorduğumda: “Evet" cevabını verdi. Ben: “Onu yiyebilir miyim?" diye sorunca ise yine: “Evet" cevabını verdi. Ben: “Bunu Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) mi söyledi?" diye sorunca, yine: “Evet" karşılığını verdi. |
﴾ 145 ﴿