152"De kî: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah'ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız. Rüşd çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın; ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte Allah size, iyice düşünesiniz diye bunları emretti" Tirmizî, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Taberânî, Ebu'ş-Şeyh, İbn Merdûye ve Beyhakî, Şuabu'l-îman'da, İbn Mes'ûd'un şöyle dediğini bildirir: Her kim üzerinde Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) mührü bulunan sahifeye bakmaktan hoşlanırsa, "De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah'ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız. Rüşd çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın; ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte Allah size, iyice düşünesiniz diye bunları emretti. Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti" âyetlerini okusun. Abd b. Humeyd, İbn Ebî Hâtim, Ebu'ş-Şeyh, Hâkim ve İbn Merdûye, Ubâde b. es-Sâmit'ten, Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem):"Kim şu üç âyet konusunda bana biat eder?" deyip: “De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah'ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız. Rüşd çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın; ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte Allah size, iyice düşünesiniz diye bunları emretti. Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti" âyetlerini okudu ve şöyle devam etti: “Kim bunların gereğini yerine getirirse, onun ecri Allah'a aittir. Kim bu âyetlerin gereğini yerine getirmez de Allah dünyadayken ona bir şey verirse, bu kişinin cezası dünyada verilmiş olur. Cezası âhirete bırakılanın durumu ise Allah'a kalmıştır. Dilerse cezalandırır, dilerse affeder." Ebû Ubeyd, Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Münzir es-Sevrîder ki: Rabîb. Huseym, bana: “Üzerinde Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) mührü bulunan sahifeye bakmak ister misin?" diye sorunca, ben: “Evet" cevabını verdim. Bunun üzerine bana: “De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah'ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız. Rüşd çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın; ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte Allah size, iyice düşünesiniz diye bunları emretti. Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti" âyetlerini okudu. İbn Ebî Şeybe, İbn'u'd-Durays ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Ka'b(u'l-ahbâr) der ki: “Tevrat'tan, ilk olarak on âyet nazil olmuştur. Bunlar, En'âm Sûresinin sonundan olan: “De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah'ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız. Rüşd çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın; ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte Allah size, iyice düşünesiniz diye bunları emretti. Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti" âyetleridir. Ebu'ş-Şeyh, Ubeydullah b. Abdillah b. Adiy b. el-Hiyâr'dan bildirir: Ka'b(u'l- ahbâr), bir adamın: “De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah'ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız. Rüşd çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın; ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte Allah size, iyice düşünesiniz diye bunları emretti. Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti" âyetlerini okuduğunu duyunca, "Ka'b'ın canı elinde olana yemin ederim ki, bu âyetler, Tevrat'ın nazil olan ilk âyetleridir" deyip aynı âyetleri okudu. İbn Sa'd, Muzâhim b. Züfer'in şöyle dediğini bildirir: Bir adam, Rabî b. Huseym'e: “Bana tavsiyede bulun" deyince, Rabî: “Bana bir kağıt getir" dedi ve getirilen kağıda: “De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kiymayın! İşte bunlar Allah'ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız. Rüşd çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın; ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte Allah size, iyice düşünesiniz diye bunları emretti. Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti" âyetlerini yazdı. Adam: “Ben, tavsiyede bulunman için sana gelmiştim" deyince, Rabî: “Bunları yerine getirmeye bak" karşılığını verdi. Ebû Nuaym, Delâil'de ve Beyhakî, Delâil'de, Ali b. Ebî Tâlib'in şöyle dediğini bildirir: Allah, Peygamberine, kendisini Arap kabilelerine arzetmesini emredince, yanında ben ve Ebû Bekr ile Mina'ya çıktı. Ebû Bekr, neseb ilmini iyi bilen biriydi. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Arap kabilelerinin evleri ve sokakları arasında durup selam verdi ve Araplar selama karşılık verdiler. Mefrûk b. Amr, Hâni b. Kubeysa, Müsenna b. Hârise ve Nu'mân b. Şerîk orada toplanmıştı. Ebû Bekr'e en yakın olan ise Mefrûk'tu. Mefrûk diğerlerinden daha güzel konuşan biriydi. Bu kişi Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) dönüp: “Ey Kureyşli kardeş! Bizi neye davet ediyorsun?" diye sorunca, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yaklaşıp oturdu ve Ebû Bekr de yanında durup kıyafetiyle ona gölge yaptı. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Sizi, Allah'tan başka ilah olmadığına, onun tek olduğu ve ortağı olmadığına, benim de onun peygamberi olduğuma şahitlik etmeye, beni barındırmanızı, yardım etmenizi, Allah'ın beni görevlendirdiği şeyi yerine getirmem için beni korumanızı istiyorum. Kureyşliler Allah'ın emrine karşı geldi ve Allah'ın peygamberini yalanladı. Hakkı bırakıp batıla sarıldı, hâlbuki Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur ve hamdedilmeye layıktır" buyurdu. Mefrûk: “Başka neye davet ediyorsun ey Kureyş'in kardeşi?" diye sorunca, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah'ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız. Rüşd çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın; ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte Allah size, iyice düşünesiniz diye bunları emretti. Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti" âyetlerini okudu. Mefrûk, yine: “Başka neye davet ediyorsun ey Kureyşli kardeş? Vallahi bu dünyalıların kelamı değildir. Eğer dünyalıların kelamından olsaydı bilirdik" deyince, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor" âyetini okudu. Mefrûk: “Ey Kureyşli kardeş! Vallahi sen ahlâkın güzelliklerine ve güzel amellere davet ediyorsun. Seni yalanlayan ve karşı çıkan topluluk aptal demektir" dedi. Hâni b. Kubeysa: “Söylediklerini duydum ve sözlerinin güzel olduğunu gördüm ey Kureyş'in kardeşi. Konuştukların hoşuma gitti" dedi. Sonra Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) onlara: “Kısa bir müddet sonra Allah onların Farisilerin yurdunu ve Kisrâ nehirlerini size verecek, onların kızlarını eşiniz yapacaktır. Bütün bunlardan sonra, siz Allah'ı tesbih ve tenzih edecek misiniz?" dedi. Nu'mân b. Şerîk: “Ey Kureyşli kardeş, biz senin söylediklerini kabul ettik" deyince, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Allah'ın izniyle, bir davetçi ve nûr saçan bir kandil olarak (gönderdik)" âyetlerini okuyup kalkarak Ebû Bekr'in elini tuttu ve oradan ayrıldı. Abd b. Humeyd ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Katâde, âyette geçen, (.....) sözünün fakirlik olduğunu söyleyip şöyle dedi: “Cahiliye halkı fakirlik korkusu ve esir edilme endişesiyle kız çocuklarını öldürürlerdi. (.....) sözü ise gizli ve açık mânâsındadır." İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre (.....) sözünün mânâsı fakirliktir. Cahiliye döneminde gizli yapılan zinada bir sakınca görmezlerdi. Açıktan yapılan zinayı ise kötü görürlerdi. Allah, "...kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın..."buyruğuyla, gizli olsun açıktan olsun zinayı yasaklamıştır. İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim, Atâ'nın vasıtasıyla, İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre, âyette geçen (.....) sözü açıktan, (.....) sözü ise gizli mânâsındadır. İbn Ebî Hâtim'in, İmrân b. Husayn'dan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Zina eden, çalan ve içki içen hakkında ne dersiniz?" diye sorunca, sahabe: “Allah ve Resûlü daha iyi bilir" karşılığını verdi. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bunlar, kötülüklerdendir ve cezaları vardır" buyurdu. İbn Ebî Hâtim bildiriyor: Ebû Hâzım er-Rehâvî, azatlısının Resûlullah'ı (sallallahü aleyhi ve sellem): “İnsanlardan bir şey istemek, kötülüklerdendir" buyurduğunu duyduğunu nakleder. İbn Ebî Hâtim, Yahya b. Câbir'in şöyle dediğini bildirir: “Bana bildirildiğine göre Allah'ın, Kitab'ında yasakladığı kötülüklerden biri de, kişinin bir kadınla evlenip, kadın kendisine bir çocuk doğurunca onu sebepsiz yere boşamasıdır." İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre âyette geçen açıktan olan kötülük, anne ve kızkardeşle ilişki kurmak, gizli olan kötülük ise zinadır. İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in İkrime'den bildirdiğine göre âyette geçen açıktan olan kötülük, insanlara zulmetmek, gizli olan kötülük ise zina ve hırsızlıktır. İbn Ebî Hâtim'in Saîd b. Cübeyr'den bildirdiğine göre âyette geçen "...Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah'ın size emrettikleridir..." sözünden Allah'ın haram kıldığı candan kastedilen müminin canına kıymaktır. Ahmed, Nesâî, İbn Kâni, Beğavî, Taberânî, Hâkim ve İbn Merdûye, Seleme b. Kays el-Eşcaî'den Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) Veda haccında şöyle buyurduğunu nakleder: “Şu dört şeyden uzak durun: Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayınız, Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmeyiniz, zina yapmayınız ve hırsızlık yapmayınız." Seleme der ki: “Bunları Allah'ın Resûlü'nden (sallallahü aleyhi ve sellem) duyduktan sonra, bu dört şeyden hep uzak durdum." Abdürrezzâk'ın Mücâhid'den bildirdiğine göre âyette geçen yetimin malına yaklaşmamak, ondan ödünç almamak mânâsındadır. Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem), İbn Ömer'den aynı rivâyette bulunmuştur. İbn Ebî Hâtim'in Atiyye'den bildirdiğine göre âyette geçen yetimin malına yaklaşmamak, onunla ticaret yapıp kâr yapmak maksadı dışında yaklaşmayın mânâsındadır. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Dahhâk, "...yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın..." âyetini açıklarken "Yetimin malını geliştirmek maksadı dışında yaklaşmayınız" dedi. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Zeyd, "...yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın..." âyetini açıklarken şöyle dedi: “İyi tutumdan kasıt: Muhtaç olduğu zaman ondan makul ölçüde yemek, ihtiyaç duymadığında ise dokunmamaktır. Yüce Allah: “Zengin olan, iffetli olmağa çalışsın, yoksul olan uygun bir şekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, yanlarında şahid bulundurun. Hesap sormak için Allah yeter" buyurmaktadır. İbn Zeyd'e: “Yetimin malından giyecek almanın hükmü sorulunca ise: “Allah ihtiyaç sahibinin yiyebileceğini zikretmiş, ama giyecek alabileceğini söylememiştir" cevabını verdi. Ebu'ş-Şeyh'in İkrime'den bildirdiğine göre yetimin malından ne külah, ne de sarık alamaz. Ondan ancak (ihtiyaç halinde) yetimle beraber yiyebilir. İbn Ebî Hâtim bildirir: Şa'bîder ki: “Rüşd çağına gelmek, büluğ çağına erip, sevap kazandığı gibi işlediği günahlardan da sorumlu tutulduğu çağa gelmesidir." İbn Ebî Hâtim'in Muhammed b. Kays'tan bildirdiğine göre kişi, on beş yaşında rüşd çağına girer. Ebu'ş-Şeyh bildirir: Rabîa b. Ebî Abdirrahman, bu âyet hakkında: “(.....) sözünden kasıt, evlenme yaşına gelmeleridir" derdi. Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Zeyd b. Eşlem, (.....) kelimesinin ergenlik çağı olduğunu söyledi. İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Saîd b. el-Müseyyeb der ki: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “...ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz" âyetini okuyup şöyle buyurdu: "Kim ölçü ve tartıyı adaletle yaparsa , ki Allah onun düzgün tartmaktaki niyetini bilmektedir, elinde olmadan yaptığı eksiklikten sorumlu tutulmaz" Saîd b. el-Müseyyeb der ki: “...Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz..." sözünün mânâsı budur. Ebu'ş-Şeyh'in Saîd b. Cübeyr'den bildirdiğine göre âyette geçen (.....) kelimesi adalet, (.....) sözü ise "Kimseye gücünün yetmeyeceğini yüklemeyiz" demektir. Ebu'ş-Şeyh'in Katâde'den bildirdiğine göre göre âyette geçen (.....) kelimesi, adaletle mânâsındadır. Tirmizî, İbn Adiy, İbn Merdûye ve Beyhakî'nin Şuabu'l iman'da bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ey tacirler topluluğu! Sizden öncekilerin helakine sebep teşkil eden iki işin başına getirilmiş bulunuyorsunuz: Ölçü ve tartı." İbn Merdûye'nin Abdullah b, Mes'ûd'dan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah, ölçü ve tartıda eksiklik yapan her topluluğa açlığı musallat etmiştir" buyurdu. İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh, İbn Zeyd'in (.....) sözünün: “Söylediğiniz zaman hakkı söyleyiniz" mânâsında olduğunu söylediğini bildirir. İbn Ebî Hâtim'in Saîd b. Cübeyr'den bildirdiğine göre (.....) sözü: “Akraban hakkında olsa bile doğruyu söyle" mânâsındadır. |
﴾ 152 ﴿