160

"Kim ortaya bîr iyilik koyarsa ona on katı verilir; ortaya bir kötülük koyan ise ancak misliyle cezalandırılır; onlara haksızlık yapılmaz"

Abd b. Humeyd, Saîd b. Cübeyr'in şöyle dediğini bildirir:

“Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı verilir; ortaya bir kötülük koyan ise ancak misliyle cezalandırılır; onlara haksızlık yapılmaz" âyeti nazil olduğu zaman, Müslümanlardan bir kişi:

“Ey Allah'ın Resûlü! Lâ ilâhe illallah kelimesi iyilik midir?" diye sordu. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): hem de iyiliklerin en üstünüdür" cevabını verdi.

İbn Ebî Şeybe, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Ebû Nu'aym ve el-Hilye'de, İbn Mes'ûd'un, "Âyette geçen iyilikten kastedilen, Lâ ilâhe illallah kelimesi kelimesidir" dediğini bildirir.

İbnu'l-Münzir'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre âyette geçen iyilikten kastedilen Lâ ilâhe illallah kelimesi kelimesidir.

Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Ebû Hureyre, Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem), "Âyette geçen iyilikten kastedilen, Lâ ilâhe illallah kelimesi kelimesidir" buyurduğunu bildirir.

İbn Cerîr, Rabî'nin şöyle dediğini bildirir: Bu âyet nazil olduğu zaman her ay üç gün oruç tutarlar, mallarının onda birini fakirlere verirlerdi. Daha sonra Ramazan orucu ve zekatı emreden âyetler nazil oldu.

Ahmed, Buhârî, Müslim, Nesâî ve İbn Hibbân'ın bildirdiğine göre Abdullah b. Amr b. el-Âs der ki: Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem):

“Yaşadığım sürece gündüzü oruçlu, geceyi ise ibadetle geçireceğim" dediğim haber verilince, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bana bunu söyleyip söylemediğimi sordu. Ben:

“Evet, söyledim ey Allah'ın Resûlü!" cevabını verince, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem):

“Buna gücün yetmez. Bazen oruç tut, bazen tutma, bazen uyu bazen kalkıp ibadet yap ve her aydan üç gün oruç tut. Her iyiliğe on kat sevap verilir. Bu üç günü oruçlu geçirmen senin için bütün seneyi oruçlu geçirmen gibidir" buyurdu.

Ahmed, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye, Ebû Zer'den, Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:

“Her aydan üç gün oruç tutan seneyi oruçlu geçirmiş gibidir." Yüce Allah Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) bu sözünü tasdik için, "Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı verilir; ortaya bir kötülük koyan ise ancak misliyle cezalandırılır; onlara haksızlık yapılmaz" âyetini indirerek, her gün için on gün sevabı verildiğini bildirdi.

İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Ebû Zer der ki: Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem):

“Ey Allah'ın Resûlü! Bana, beni cennete yaklaştıracak ve cehennemden uzaklaştıracak bir amel öğret" dediğimde:

"Bir kötülük yaptığın zaman, peşinden bir iyilik yap. Bu iyiliğe on kat sevap verilir" buyurdu. Ben:

“Ey Allah'ın Resûlü! Lâ ilâhe illallah kelimesi iyiliklerden sayılır mı?" diye sorduğumda, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem):

“Bu kelime iyiliklerin en güzelidir" cevabını verdi.

İbn Ebî Hâtim bildiriyor: Ebû Hureyre, "Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı verilir; ortaya bir kötülük koyan ise ancak misliyle cezalandırılır; onlara haksızlık yapılmaz" âyeti kim hakkında inmiştir?" diye sorunca, "Müslümanlar hakkında" dedik. Bunun üzerine Ebû Hureyre:

“Hayır vallahi!

Bu âyet sadece Bedeviler hakkındadır. Muhacirlerin ve Ensar'ın iyiliklerinin karşılığı yedi yüz kattır" dedi.

Ebu'ş-Şeyh'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre bu âyet, Bedeviler hakkındadır. Muhacirlerin iyiliklerinin karşılığı yedi yüz kattır.

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye, İbn Ömer'in şöyle dediğini bildirir:

“Bu âyet bedeviler hakkında inmiştir. Muhacirlere verilecek sevaplar ise daha fazladır." Bir lafızda ise:

“Ey Ebû Abdirrahman! Muhacirlerin iyiliğinin karşılığı nedir?" diye sorulunca, İbn Ömer:

“Onların sevabı bundan daha çoktur" deyip:

“Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz, zerre kadar iyilik olsa onu kat kat arttırır ve yapana büyük ecir verir" âyetini okudu ve:

“Allah bir şeye büyük dediği zaman, o şey büyüktür" dedi.

Ahmed, Ebû Saîd ve Ebû Hureyre'den, Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:

“Kim, Cuma günü gusledip misvak kullanır, yanındaki güzel kokulardan sürünüp, en güzel kıyafetlerini giyer, sonra mescide gelerek insanların omuzlarının üzerinden aşmadan içeri girip namaz kılarsa, sonra imam geldiği zaman konuşmadan namazım bitirirse, bu yaptıkları önceki Cumadan o Cumaya kadar olan günahlarına kefaret olur." Ebû Hureyre ise gün sayısının üç gün daha fazla olduğunu söyler ve:

“Allah her iyiliğe on kat sevap vermiştir" derdi.

İbn Ebî Hâtim bildirdiğine göre Katâde, bu âyeti açıklarken der ki: Bize bildirildiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) :

“Kul, iyilik yapmak isteyip yapamazsa ona bir sevap yazılır. Kötülüğe niyet edip sonra yaparsa, kendisine sadece bir günah yazılır" derdi.

Ahmed, Buhârî, Müslim, Nesâî, İbn Merdûye ve Beyhakî, el-Esmâ ve's- Sifât'ta, İbn Abbâs'tan naklettiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Yüce Allah'tan şöyle bildirdi:

“Bir kimse bir iyilik yapmaya niyetlenir de yaparsa, kendisine on iyilik sevabı yazılır ve bu sevabı yedi yüze ve daha fazlasına kadar çıkar. Kim bir kötülük yapmaya niyetlenir de sonra vazgeçerse, Allah onun için tam bir iyilik sevabı yazar. Eğer bu kişi o kötülüğü yaparsa, Allah o kimse için bir günah yazar veya o günahı da siler. Bütün bunlardan sonra Allah'a karşı, ancak kendisini helak etmek isteyen helak olur. "

Ahmed, Müslim, İbn Mâce, İbn Merdûye ve Beyhakî, Ebû Zer'den Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:

“Yüce Allah şöyle buyurur: «Kim bir iyilik yaparsa, bu kişiye on kat veya daha fazla sevap verilir. Kim bir kötülük yaparsa, bu kişiye ya sadece bu kötülüğün günahı yazılır veya affedilir. Kim, yeryüzü doluşunca günah işler, sonra huzuruma, Bana hiçbir şeyi ortak koşmadan çıkarsa, işlediği günahlar miktarınca kendisine mağfiret ederim. Kim Bana bif karış yaklaşırsa, Ben ona bir arşın yaklaşırım. Kim bana bir arşın yaklaşırsa Ben ona bir kulaç yaklaşırım, Bana yürüyerek gelene Ben koşarak giderim.»"

Tirmizî, Ebû Hureyre'den, Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:

“Sözü hak olan Yüce Allah: «Kulum bir iyilik yapmak istediği zaman ona bir sevap yazınız. Eğer niyet ettiği iyiliği yaparsa, kendisine on kat sevap yazınız. Eğer bir kötülük yapmayı içinden geçirirse onu yazmayın, şayet o kötülüğü işlerse ona bir günah yazın. Şayet ondan vazgeçerse ona bir sevap yazın» buyurdu." Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu söyledikten sonra, "Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı verilir; ortaya bir kötülük koyan ise ancak misliyle cezalandırılır; onlara haksızlık yapılmaz" âyetini okudu.

Ebû Ya'lâ, Enes'ten, Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem):

“Kim bir iyilik yapmak ister de yapamazsa, ona bir sevap yazılır. Eğer bu iyiliği yaparsa ona on sevap yazılır. Bir kötülüğe niyet edip yapmayana bir şey yazılmaz. Eğer niyet ettiği kötülüğü yapacak olursa bir günah yazılır" buyurduğunu nakleder.

Taberânî, Ebû Mâlik el-Eş'arî'den Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu nakleder. "Cuma, kendisiyle diğer Cuma ve üç gün fazlası arasındaki günahlara bir kefarettir. Çünkü Yüce Allah: «Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı veriliri buyurmaktadır."

İbn Merdûye, Osmân b. Ebi'l-Âs'tan Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem):

“İyiliğe on katı sevap verilir" buyurduğunu nakleder.

İbn Merdûye, Abdullah b. Amr b. el-Âs'ın şöyle dediğini bildirir:

“Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) bana her ay üç gün oruç tutmamı emretti ve bunun bütün seneyi oruçlu geçirmek gibi olduğunu söyledi. Çünkü her iyiliğe on katı sevap verilir."

İbn Merdûye, Hazret-i Ali'den Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:

“Her ay üç gün oruç tutmak, tüm seneyi oruçlu geçirmek gibidir. Çünkü her gün on gün oruç sevabı verilir. «Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı verilir» âyeti buna işaret etmektedir."

Hatîb, aynı hadisi Hazret-i Ali'den onun sözü olarak nakletmiştir.

Ahmed'in İbn Mes'ûd'dan bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

“Allah, Âdemoğlunun, oruç duşındaki iyiliklerine on kattan yedi yüz kata kadar sevap vermiştir. Yüce Allah oruç için: «O, benimdir ve Onun sevabını ancak Ben veririm» buyurmaktadır."

İbn Ebî Şeybe, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbn Hibbân'ın İbn Amr'dan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

“İki özellik vardır ki bunlara devam eden Müslüman cennete girer. Bu iki şey çok kolaydır ama bunları yapan çok azdır. Her namazın arkasından on sefer «Sübhânallah», on kez «Elhamdülillah», on kez «Allahu ekber» demek. İşte bunlar günde beş vakit namazda söylendiği takdirde yüz elli eder. Allah iyiliklere bire on verdiği için Mizan'da binbeşyüz eder. İkinci özellik: Yatacağı zaman otuz dört «Allahu ekber», otuz üç defa «Elhamdülillah» ve yine otuz üç defa «Sübhânallah» demektir. Bu, dilde yüz, fakat Mizan'da bindir. Hangi biriniz bir gece ve gündüzde iki bin beş yüz günah işler?"

İbn Ebî Şeybe, Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh'tan Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem):

“Bir hastayı ziyaret eden veya yolda eziyet veren bir şeyi kaldıran kişiye on kat sevap verilir" buyurduğunu nakleder.

Taberânî'nin bildirdiğine göre İbn Mes'ûd der ki:

“Kur'ân'ı öğrenip okuyunuz. Ondan her harf için on sevap alırsınız. Ben, (.....) on sevap demiyorum, (.....) harflerinin toplam sevabı otuzdur. Yüce Allah'ın, «Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı verilir» âyeti buna işaret etmektedir."

Ahmed, Hâkim ve Beyhakî, Şuabu'l-îman'da, Hureym b. Fâtik'ten, Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:

“İnsanlar dört, ameller ise altı kısımdır: (Cenneti veya cehennemi) vacip kılan ameller ise iki kısımdır. Yapılana misliyle karşılık ve on katından yedi yüz katına kadar sevap vermek. Kâfir olarak ölene cehennem vacip olur. Mümin olarak ölene ise cennet vacip olur. Kul kötülük yaptığı zaman sadece misliyle cezalandırılır. Kul iyilik yapmak istediği zaman kendisine bir sevap yazılır. Bu kul iyiliği yaptığı zaman kendisine on kat sevap yazılır. Kul, Allah yolunda infakta bulununca kendisine yedi yüz kat sevap verilir. İnsanlar dört kısımdır: Dünyada ve âhirette bolluk içinde olan kişi, dünyada bolluk, âhirette ise darlık içinde olan kişi, dünyada darlık içinde, âhirette ise bolluk içinde olan kişi ve hem dünyada, hem de âhirette darlık içinde olan kişi. "

İbn Merdûye'nin Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem):

“Müslüman kulun yaptığı her iyiliğe yedi kattan yedi yüz kata kadar sevap verilir" buyurdu.

İbn Merdûye'nin Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem):

“Yüce Allah, bir iyiliğe bir milyon sevap verir" buyurduktan sonra, "Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı verilir.. ." âyetini okudu.

Ebû Dâvûd et-Tayâlisî, İbn Hibbân ve Beyhakî, Şuabu'l-îman'da, Ebû Osmân'ın şöyle dediğini bildirir: Ebû Hureyre ile bir yolculuktayken yemek hazırlandı ve Ebû Hureyre'ye haber gönderdik. Gönderdikleri kişi gelip Ebû Hureyre'nin oruçlu olduğunu söyleyince yemek konuldu ve bu sırada Ebû Hureyre gelip yemeye başladı. Oradakiler, çağırması için gönderdikleri adama bakınca, adam:

“Neden bakıyorsunuz? Vallahi oruçlu olduğunu söyledi" dedi. Ebû Hureyre:

“Doğru söyledi" deyip şöyle devam etti:

Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem):

“Ramazan ayında ve her aydan üç gün oruç tutmak, bütün seneyi oruçlu geçirmek gibidir" dediğini duydum. Ben Allah'ın sevabının kat kat olmasından dolayı oruç tuttum, verdiği ruhsat ile de orucumu bozdum" dedi.

İbn Hibbân'ın lafzı şu şekildedir: Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem):"Her aydan üç gün oruç tutmak, bütün seneyi oruçlu geçirmek gibidir" dediğini duydum. Her aydan üç gün oruç tuttum ve böylece ayın tümünü oruçlu geçirmiş gibiyim. Bu sözümü, Yüce Allah'ın Kitabındaki:

“Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı verilir ..." âyeti doğrulamaktadır."

Tayâlisî, Ahmed ve Beyhakî, Şuabu'l-îman'da, Ezrak b. Kays'tan, Temîm oğullarından bir adamın şöyle dediğini bildirir: Yanımızda Ebû Zer olduğu halde Muâviye'nin kapısındayken, Ebû Zer, oruçlu olduğunu söyledi. Muâviye'nin yanına girdiğimizde sofralar kuruldu ve Ebû Zer yemeye başladı. Ben ona bakınca:

“Neyin var?" diye sordu. Ben:

“Oruçlu olduğunu söylememiş miydin?" karşılığını verince, Ebû Zer:

“Evet. Sen Kur'ân okudun mu?" diye sordu. Ben:

“Evet" cevabını verince, Ebû Zer:

“Sadece müfred olan kısmını okuyup, sevapların kat kat verildiğini bildiren âyet olan, «Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı verilir» âyetini okumamış olmayasın" deyip şöyle devam etti:

Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem): «Ramazan ayında ve her aydan üç gün oruç tutmak, kalpteki bozukluğu giderir» dediğini duydum" ' dedi. Ben:

“Kalpteki bozukluk ne demektir?" diye sorunca ise:

“Şeytanın kalbe bıraktığı pislik demektir" cevabını verdi.

Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, bim ve Beyhakî'nin Ebû Eyyûb el- Ensârî'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem):

“Ramazan ayını oruçla geçirip ondan sonra altı gün oruç tutmak, tüm seneyi oruçlu geçirmek gibidir" buyurdu.

Ahmed ve Beyhakî, Câbir b. Abdillah'tan Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem):

“Ramazan ayını oruçla geçirip ondan sonra altı gün oruç tutmak, tüm seneyi oruçlu geçirmek gibidir" buyurduğunu nakleder.

Bezzâr ve Beyhakî'nin Sevbân'dan bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem):

“Ramazan ayım oruçla geçirip ondan sonra altı gün oruç tutmak, seneyi oruçlu geçirmek gibidir" buyurdu.

Ahmed ve Beyhakî, Sevbân'dan Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem):

“Ramazan'da bir ay oruç tutmak, on ay oruç tutmak gibidir. Ondan sonra tutulacak olan altı gün oruç ta iki aya bedeldir. Bu da senenin hepsini oruçlu geçirmek gibidir" buyurduğunu nakleder.

İbn Mâce'nin Sevbân'dan bildirdiğine göre Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem):

“Ramazandan sonra altı gün oruç tutan, senenin hepsini oruçlu geçirmiş gibidir" buyurup, "Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı verilir..."âyetini okudu.

Beyhakî'nin Delâil'de bildirdiğine göre Ebû Seleme b. Abdurrahman b. Avf şöyle dedi:

“Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem), Medine'de verdiği ilk hutbede kalkıp, Allah'a layıkıyla hamd ve sena ettikten sonra şöyle dedi:

“Ey insanlar! Kendiniz için, önden âhiret azığı olacak şeyler gönderiniz. Elbette, bilirsiniz ki; her biriniz ölecek ve davarını çobansız bırakacaktır! Sonra Rabbi ona tercümansız, perdedarsız olarak: «Sana Resûlüm gelip emirlerimi tebliğ etmedi mi? Ben sana mal verdim, ihsanda bulundum. Sen kendin için (âhiret azığı olarak) ne gönderdin?» buyuracak. O da, sağına soluna bakacak, hiçbir şey göremeyecek. Sonra önüne bakacak. Önünde de cehennemden başka birşey göremeyecek. Öyle ise yarım hurma ile de oha cehennemden kendisini korumaya gücü yeten kimse, hemen o hayrı işlesin. Onu bulamayan da, güzel bir sözle kendisini korumaya çalışsın. Çünkü bir iyiliğe on mislinden yedi yüz misline kadar sevab verilir. Selam ve Allah'ın rahmet ve bereketleri üzerinize olsun."

Sonra Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) ikinci bir hutbe verip şöyle dedi:

"Allah'a hamd olsun! Allah'a hamd eder ve O'ndan yardım dilerim. Nefislerimizin şerlerinden ve kötü amellerinden, Allah'a sığınırız. Allah'ın doğru yola ilettiğini hiç kimse saptıramaz! Saptırdığını da hiç kimse doğru yola iletemez! Şehadet ederim ki: Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur! O, birdir; O'nun ortağı yoktur! Sözlerin en güzeli, Yüce Allah'ın Kitab'ıdır. Allah kimin kalbini Kur'ân'la süsler ve onu küfürden sonra İslâmiyete sokar, o da Kur'ân'ı insanların sözlerine tercih ederse, işte o kimse felah bulmuş, kurtulmuştur. Doğrusu, Allah'ın kelamı sözlerin en güzeli, en belâgatlısıdır. Allah'ı seveni seviniz! Allah'ı candan gönülden seviniz. Allah'ın kelamından, zikrinden usanmayınız. Allah'ın kelamından, kalbinize kasvet ve darlık gelmesin. Çünkü Allah'ın kelamı, herşeyin üstününü ayırıp seçer, amellerin hayırlısını, kulların seçkinlerini ve, kıssaların iyisini zikreder. Helal ve haram olan herşeyi beyan eyler. Artık Allah'a ibadet ediniz ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayınız. O'ndan gereği gibi sakınınız. Dilinizle söylediğiniz güzel sözlerinizle Allah'ı tasdik ve ikrar ediniz. Allah'ın ihsan ettiği rahmetle birbirinizi seviniz. Muhakkak biliniz ki: Allah, ahdinin bozulmasına gazab eder. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun."

160 ﴿