25

"Derken şeytan, birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: «Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı» dedi. Ve onlara; «Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim» diye yemin etti. Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara: «Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?» diye nidâ etti. (Âdem ile eşi) dediler ki: «Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize anmazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.» Allah: «Birbirinize düşman olarak inin! Sîzin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır» buyurdu. «Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (diriltilip) çıkarılacaksınız» dedi"

İbn Cerîr, Muhammed b. Kays'ın şöyle dediğini bildirir: Yüce Allah, Hazret-i Âdem ve Havva'ya Cennetteki bîr ağaçtan yemelerini yasaklayınca şeytan gelip yılanın karnına girdi ve Havva ile konuştu. Hazret-i Âdem'e de vesvese vererek:

“Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi. Ve onlara: «Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim» diye yemin etti." Bunun üzerine Havva ağacı kesince ağaç kanadı. Hazret-i Âdem ve Havva'nın üzerindeki tüyler de döküldü. "Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara: «Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?» diye nida etti" Yüce Allah ona:

“Niçin bu ağaçtan yedin? Ben bunu sana yasaklamıştım" diye sorunca, Hazret-i Âdem:

“Ey Rabbim! Onu bana Havva yedirdi" cevabını verdi. Allah, Havva'ya:

“Sen niçin ona bunu yedirdin?" diye diye sorunca, Havva:

“Bana yılan emretti" cevabını verdi. Allah, yılana:

“Havva'ya bunu neden emrettin?" diye sorunca, Yılan:

“Onu bana İblis emretti" karşılığını vedi. Bunun üzerine Yüce Allah:

“İblis lanete uğramış ve kovulmuştur. Sen de ey Havva! Ağacı kanattığın gibi her ay kanayacaksın. Sana gelince ey yılan, senin ayaklarını keseceğim ve yüzüstü sürükleneceksin. Seni görenler kafanı ezecekler. "Birbirinize düşman olarak inin..." buyurdu.

İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Ebû Ğuneym Saîd b. Hudeyr el-Hadramî der ki: Allah, Hazret-i Âdem ve Havva'yı cennete koyduğu zaman, Hazret-i Âdem Cennette dolaşmak için çıktı. İblis, Hazret-i Âdem'in yokluğunu fırsat bilip Havva'nın olduğu yere gelerek yanındaki kavalla Havva'nın duyacağı şekilde çaldı. Havva ile İblis'in arasında iç içe olan yetmiş kubbe vardı. Sesi duyan Havva ona görününce daha önce kimsenin duymadığı güzellikte ve kulağa hoş gelen şekilde bu kavalla çalmaya başladı. Sesten dolayı Havva'nın titremeyen hiçbir uzvu kalmadı ve:

“Allah için senden çaldığın şeyi bırakmanı istiyorum. Beni helak ettin" dedi. İblis kavalı çıkarıp yine çalmaya başladı. Bunun üzerine kimsenin duymadığı kadar hüzünlü çalan kavaldan dolayı Havva tekrar ağlamaya başladı. Sonunda hüzün ve ağlamaktan takati kesilip:

“Allah için çaldığın şeyi bırakmanı istiyorum" dedi. İblis çalmayı bırakınca Havva:

“Bu çaldığı şey de nedir? Beni hem sevindirdi, hem hüzünlendirdi" dedi. İblis:

“Birincide, cennetteki konumunuzu ve Allah katındaki değerinizi hatırlayıp bunlardan dolayı sizin adınıza sevindim. Ondan çıkacağınızı hatırlayıp, sîzin için ağlayarak üzüldüm. Rabbiniz size, şu ağaçtan yediğiniz zaman öleceğinizi ve cennetten çıkacağınızı söylemedi mi? ey Havva! Bana bak. Ben ondan yersem ve ölürsem veya şeklim değişirse siz ondan yemeyiniz. Yemin ederim ki, Rabbiniz sadece cennette ebedi kalmayasınız diye bundan yemenizi yasakladı. Yemin ederim ki ben size nasihat edenim" deyip giderek ağaçtan toplayıp yedi. Sonra:

“Ey Havva! Şeklim değişti mi veya öldüm mü? Ben sana söylediğimi söyledim" diyerek dönüp gitti. Hazret-i Âdem gelip Havva'nın üzüntülü olduğunu görünce:

“Neyin var?" diye sordu. Havva:

“Bana şefkatli bir nasihatçı geldi" karşılığını verince, Hazret-i Âdem:

“Yazıklar olsun! Sakın bu gelen, Allah'ın bizi onun konusunda uyardığı İblis olmasın" dedi. Havva:

“Ey Âdem! Vallahi gözümün önünde gidip ağaçtan yedi ve ne öldü, ne de şekli değişti" diyerek güzel sözlerle aldattı ve sonunda ikisi de ağacın yanına gittiler. Hazret-i Âdem ağaçtan almak için elini uzatınca bütün cennet ağaçlan:

“Ey Âdem! Ondan yeme!" dediler. Toplamak istediği ağaç uzamaya, Hazret-i Âdem de toplamak için elini uzatmaya başladı. Hazret-i Âdem meyveye dokununca, meyve sertleşti. Hazret-i Âdem meyveyi toplayarak yedi ve Havva'ya da yemesi için verdi. Onlar meyveyi yiyince cennette üzerlerindeki güzellik giysileri düşmeye başladılar. "Ayıp yerleri kendilerine göründü..."âyeti buna işaret etmektedir. Bunun üzerine "...cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar..." Hâlbuki Hazret-i Âdem, Yüce Allah'ın kendilerine baktığını bilmekteydi. Allah, cennete yönelip:

“Ey Âdem! Neredeysen çık!" buyurdu. Hazret-i Âdem:

“Ey Rabbim! Huzuruna çıkmaya utanıyorum" karşılığını verince, Allah:

“Sakın sana yasakladığım ağaçtan yemiş olmayasın" buyurdu. Hazret-i Âdem:

“Ey Rabbim! Benimle birlikte kıldığın (Havva) beni yoldan çıkardı" deyince, Yüce Allah:

“Ey Âdem! Benden mi saklanıyorsun? Herşeyin benim olduğunu, ne gece karanlığında ne de gündüz hiçbir şeyin Benden gizli kalmayacağını bilmiyor musun?" buyurdu. Sonra Yüce Allah onlara melekler gönderdi ve bu melekler Hazret-i Âdem ve Havva'yı boyunlarından itekleyerek Cennet'ten İblis ile beraber çıkarıp çıplak olarak Allah'ın huzurunda durduruldular. O zaman Allah, onlar ve İblis hakkında hüküm verdi ve İblis te onlarla beraber yeryüzüne indirildi. Hazret-i Âdem Rabbinden birtakım kelimeler öğrenip tövbe etti."

Hakîm et-Tirmizî, Nevâdiru'l-Usul'da, İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim, Ebu'ş-Şeyh ve İbn Asâkir'in bildirdiğine göre Vehb b. Münebbih, "Derken şeytan, birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi" âyetini açıklarken şöyle dedi:

“Hazret-i Âdem ve Havva'nın giysisi avret yerlerini örten bir nurdu ve birbirlerinin avretlerini görmezlerdi. Yasaklanan ağaçtan yedikleri zaman bu nur kendilerinden çekilip alındı."

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Süddî, bu âyeti açıklarken şöyle dedi:

“Şeytan, onların örtülü olan avret yerlerini açığa çıkarmak için tuzaklar kurarak vesvese verdi. Şeytan, meleklerin kitaplarından okuduklarından onların avretlerinin olduğunu biliyordu. Hazret-i Âdem ise böyle bir şeyden habersizdi. Hazret-i Âdem ve Havva'nın giysisi, tırnak gibi sert ve beyaz renkte bir şeydi."

Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'ın şöyle dediğini bildirir:

“İblis, Hazret-i Âdem ve Havva'ya gelip:

“Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı..." Onun gibi yani Yüce Allah gibi olmamanız için yasakladı, dedi. İlk başta ona inanmadılar, ama İblis yılanın karnına girip konuşunca kendisine inandılar."

İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Abbâs bu âyeti (.....) şeklinde (.....) harfini esre şeklinde okudu.

İbn Ebî Hâtim, Mücâhid'in, bu âyeti, (.....) şeklinde (.....) harfini nasb şeklinde okuduğunu bildirir.

İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî), "Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı..." âyetini açıklarken şöyle dedi:

“Şeytan, onlara meleklerin sûret olarak, kanatlarının olmasıyla ve Allah katındaki dereceleriyle üstün kılındıklarım söyledi."

İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh, Vehb b. Münebbih'in şöyle dediğini bildirir:

“Cennette, iki dalı olan bir ağaç vardır. Birinde melekler dolaşır. Diğeri ise:

“Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı..." âyetinde bahsedilen daldır. Şeytan onlara:

“Bu daldan yerseniz, diğer dalda dolaşan melekler gibi olursunuz" demiştir.

Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre İbn Abbas bu ayeti, (.....) şeklinde okudu ve şöyle dedi: Şeytan:

“Eğer melek olamazsanız, muhakkak ölümsüz olursunuz" deyip onlara yemin ederek:

“Ben size öğüt verenlerdenim" dedi.

İbn Ebî Hâtim'in Süddî'den bildirdiğine göre (.....) sözü ölümsüz olmak, (.....) kelimesi ise şeytanın, Allah adına yemin etmesi mânâsındadır.

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh, Katâde'nin, "...Ve onlara «Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim» diye yemin etti" âyetini açıklarken şöyle dediğini bildirir: Şeytan, Allah adına yemin ederek onları aldattı. Mümin, Allah'ın adı anılarak aldatılabilmektedir. Şeytan onlara:

“Ben sizden önce yaratıldım ve sizden daha bilgiliyim. Bana uyun ki size yol göstereyim." Katâde der ki: İlim adamlarından biri:

“Allah adına yemin ederek birini aldatana aldanabiliriz" derdi.

İbn Cerîr ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Rabî b. Kays der ki: Bu âyet bazı kıraatlerde (.....) şeklindedir.

İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in Muhammed b. Ka'b'dan bildirdiğine göre , Şeytanın onları hileyle aldatmasından kasıt, onlara hile yaparak, Allah'ın bağışlayıcı olmasına güvendirip günah işlemelerini söylemesidir.

Abdürrezzâk, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Katâde:

“Hazret-i Âdem ile Havva, ağaçtan yemeden önce avret yerlerini görmüyorlardı" demiştir.

İbn Ebî Şeybe ve İbnu'l-Münzir, İkrime'nin:

“Her hayvanın giysisi kendindendir. İnsanın giysisi ise tırnağıdır. Hazret-i Âdem, giysisi olan tırnağı üzerinden çekilirken tövbe etti" dediğini bildirir.

Firyâbî, İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Ebu'ş-Şeyh, İbn Merdûye, Beyhakî, Sünen'de ve İbn Asâkir, Tarih'te, İbn Abbâs'ın şöyle dediğini bildirir:

“Hazret-i Âdem ve Havva'nın giysisi tırnağa benzer bir şeydi. Yasaklanan ağaçtan yediklerinde üzerlerinde sadece tırnak kadar bir şey kaldı ve incir ağacından yapraklar koparıp avret yerlerini örtmeye başladılar."

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs der ki:

“Allah, Hazret-i Âdem'i cennete koyduğu zaman ona tırnaktan bir gömlek giydirdi. Hazret-i Âdem günahı işleyince o gömleği kendisinden aldı ve bu tırnak sadece parmak uçlarında kaldı."

Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh, İbn Abbâs'ın şöyle dediğini bildirir:

“Hazret-i Âdem'in giysisi, kuşlardaki tüy gibi tırnaktandı. İsyan ettiği zaman tırnaktan olan giysisi üzerinden düştü ve sadece tırnakları süs ve başka şeylerde kulanması için kaldı."

İbn Ebî Hâtim, Enes b. Mâlik'in:

“Hazret-i Âdem'in cennetteki giysisi yakuttu. Hazret-i Âdem isyan edince bu yakut büzülüp tırnağa dönüştürüldü" dediğini bildirir.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Süddî:

“Hazret-i Âdem'in boyu altmış arşındı. Allah onu deriyle kapiadı ve kaşınması için de kendisine tırnak verdi" demiştir.

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Mücâhid, (.....) sözünü açıklarken:

“Yaprakları koparıp kendilerini giysi şeklinde örtmeye başladılar" demiştir.

İbn Ebî Hâtim, Şüddî'nin, (.....) sözünü açıklarken:

“Üzerlerini örtmeye başladılar" dediğini bildirir.

Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in Katâde'den bildirdiğine göre (.....) sözünden, Hazret-i Âdem ve Havva'nın, avret yerlerine cennet yapraklarını koymaları kastedilmiştir.

İbn Ebî Hâtim, Muhammed b. Ka'b el-Kurazî'nin, (.....) sözünden, Hazret-i Âdem ve Havva'nın, avretlerini örtmek için yaprakları toplamasının kastedildiğini söylediğini bildirir.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Süddî, "Rableri onlara: Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve «Şeytan size apaçık bir düşmandır» demedim mi? diye nida etti" âyetini açıklarken şöyle dedi:

“Hazret-i Âdem:

“Ey Rabbim! Şeytan senin adını anarak yemin etti. Ben de yarattıklarından hiç kimsenin senin adını anarak yalan yere yemin edeceğini düşünmedim" dedi.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs der ki: Hazret-i Âdem ve Havva:

“Ey Rabbimiz! "Biz kendimize zulmettik.." Yani:

“Günah işledik" deyince, Allah onları affetti.

Abd b. Humeyd'in Hasan(ı Basrî)'den bildirdiğine göre, Hazret-i Âdem ve Havva'nın, "Biz kendimize zulmettik..." sözü, Hazret-i Âdem'in Rabinden öğrendiği kelimelerdir.

Abd b. Humeyd, Dahhâk'tan aynı rivayette bulundu.

Ahmed, Zühd'de ve Ebu'ş-Şeyh, Katâde'nin şöyle dediğini bildirir:

“Kul, günah işlediği zaman Rabbinden utanır ve Allah'ın yardımıyla bu günahtan nasıl kurtulacağını bilir. Bilir ki günahtan kurtuluşu istiğfar edip tövbe etmektedir. Hiç kimse tövbe etmekten çekinmesin. Eğer tövbe olmasaydı, Allah'ın kullarından hiç kimse muhlis olamazdı. İlk babanız Hazret-i Âdem günahı işlediği zaman Yüce Allah tövbeyle onun imdadına yetişmişti."

Ebu'ş-Şeyh, Kureyb'in şöyle dediğini bildirir: İbn Abbâs beni çağırıp dedi ki:

“Şöyle yaz:

“Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismiyle. Abdullah'tan Teymâ âlimi olan falan kişiye: Bana: «Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır» âyetini sormuşsun. Yeryüzünde bir süre kalmaktan kastedilen, yerin üstünde kaldığı süre, anne rahminde kaldığı süre, yerin altında kaldığı süre ve cennet veya cehenneme gitmek için beklediği süredir."

25 ﴿