40"Doğrusu âyetlerimizi yalan sayıp, onlara karşı büyüklük taslayanlara, göğün kapıları açılmaz; deve iğnenin deliğinden geçmedikçe cennete de giremezler. Suçluları böyle cezalandırırız" İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre âyette geçen göğün kapılarının açılmaması, amellerinin Allah'a ulaşmaması demektir. Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh, İbn Abbâs'tan bildirir: “Âyetteki "Göğün kapıları açılmaz..." sözünden kastedilen, göğün kapılarının, (kafirlerin) amel ve dualarının göğe çıkması için açılmamasıdır." Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre İbn Abbâs "Göğün kapıları açılmaz..," sözünü açıklarken şöyle dedi: “Âyette semanın kafirlerin ruhları için açılmayacağı, müminlerin ruhları için ise açılacağı kastedilmiştir." İbn Merdûye'nin Berâ b. Âzib'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bu âyeti (.....) şeklinde, harfiyle okumuştur. Ahmed, Nesâî, İbn Mâce, İbn Cerîr, İbn Hibbân, Hâkim ve Beyhakî, el- Bö's'ta, Ebû Hureyre'den Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: “Kişi ölünce melekler de hazır bulunur ve ölen kişi müminse: «Ey temiz bedende bulunan temiz ruh! Övülmüş bir şekilde çık ve rahatlık; hoşnutluk ve senden razı olup sana gazaplanmayan Rab ile müjdelen» derler. Ruh çıkana kadar kendisine böyle denilmeye devam edilir. Sonra onu semaya çıkarırlar ve sema kapıları kendisine açılıp: «Bu kimdir?» diye sorulur. Onu çıkaran melekler: «Falan oğlu falandır» cevabını verince, kapıyı açan melekler: «Merhaba ey temiz bedende bulunan temiz ruh! Övülmüş bir şekilde gir ve rahatlık, hoşnutluk ve senden razı olup sana öfkelenmeyen Rab ile müjdelen» derler. Yedinci semaya varıncaya kadar her semada kendisine aynı şeyler söylenir. Ölen kişi kötü birisi ise ona: «Ey pis bedende olan pis ruh! Ayıplanmış bir şekilde çık. Kor ateş, irin ve bunun gibi türlü azaplarla müjdelen» derler. Ruh çıkana kadar kendisine böyle denmeye devam edilir. Sonra onu semaya çıkarırlar ve sema kapıları çalınınca: «Bu kimdir?» diye sorulur. Onu çıkaran melekler: «Falandır» cevabını verince, kapıyı açan melekler: «Pis bedende olan pis ruha Allah genişlik ve bolluk vermesin. Ayıplanmış bir şekilde geri dön. Sema kapıları senin için açılmaz» derler ve ruh semadan gönderilip mezara konulur." Tayâlisî, İbn Ebî Şeybe, Musannef’te, Lâlekâî, es-Sünne'de ve Beyhakî, el- Bas'ta Ebû Mûsa el-Eş'arî'nin şöyle dediğini bildirir: Müminin ruhu çıkarken kokusu miskten daha güzel olur ve onu vefat ettiren melekler, kendisini semaya çıkarırken semanın yanında başka melekler karşılayarak: “Sizinle olan bu kişi kim?" diye sorar. Ruhu alan melekler: “Falan kişidir" deyip onu en güzel amelleriyim anarlar. Bunun üzerine onları karşılayan melekler: “Allah'ın selamı sizin ve sizinle olan bu kişinin üzerine olsun" derler ve bu kişiye semaların kapısı açılır. Bu kişi amelinin çıktığı semanın kapısından yükselir ve yüzü parlayıp Rabbinin huzuruna güneş gibi parlak olarak çıkar. Kafirin ise ruhu çıkarken leş kokusundan daha pis bir kokusu olur. Onu vefat ettiren melekler kendisini semaya çıkarırken semanın yanında başka melekler karşılayarak: “Sizinle olan bu kişi kim?" diye sorar. Ruhu alan melekler: “Falan kişidir" deyip onu en kötü amelleriyle anarlar. Bunun üzerine onları karşılayan melekler: “Bunu geri çevirin, Allah buna zulmetmemiştir" derler ve bu kişinin ruhunu yerin dibine indirirler." Ebû Mûsa böyle dedikten sonra: “Deve iğnenin deliğinden geçmedikçe cennete de giremezler..." âyetini okudu. Tayâlisî, İbn Ebî Şeybe, Ahmed, Hennâd b. es-Serî, Abd b. Humeyd, Ebû Dâvûd, Sünen'de, İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim, Hâkim, İbn Merdûye ve Beyhakî, Azâbu'l-Kabr'da, Berâ b. Âzib'in şöyle dediğini bildirir: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber Ensar'dan bir adamın cenazesinde bulunduk. Kabre vardığımızda mezarın henüz lahdi yapılmamıştı. Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) oturdu. Biz de onun çevresinde, başlarımızda sanki kuşlar varmış gibi sükûnetle oturduk. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) elindeki bir çöple yeri karıştırıyordu. Derken başını kaldırıp iki ya da üç defa: “Kabir azabından Allah'a sığınınız" buyurduktan sonra şöyle devam etti: “Mümin bir kulun dünyadan kopup âhirete yönelme vakti gelince; onun yanına gökten, yüzleri güneşe benzeyen beyaz yüzlü melekler iner. Yanlarında cennet kefenlerinden ve cennet kokularından bulunur. O melekler, can vermekte olan kişinin gözünün göreceği kadar bir uzaklıkta otururlar. Sonra Ölüm Meleği gelir, onun başucuna oturur ve: «Ey temiz olan ruh! Vücuttan çıkıp Allah'ın affına ve rızasına kavuş» der. Bunun üzerine su kabından bir damlanın akması gibi ruh vücuttan akıp çıkar. Melek onu alır ve diğer melekler o ruhu, Ölüm Meleğinin elinden, göz açıp kapayıncaya kadar bile bekletmeksizin alarak Cennetten getirdikleri o kefenin ve kokunun içine koyarlar. O ruhtan, yeryüzündeki en güzel miskin kokusu gibi bir koku çıkar ve melekler bu ruhu alıp yukarı çıkarlar. Onların uğradığı hiçbir melek topluluğu yoktur ki: «Bu temiz ruh kimdir?» diye sormasın. Melekler, dünyada iken onun isimlendirilmiş olduğu isimlerin en güzeli ile: «Falan oğlu falandır» derler. Nihayet dünya semâsına ulaşır ve onun açılmasını isterler. Dünya seması onun için açılır. Her semânın Mükarrebûn melekleri, onu bir sonraki semâya kadar geçirirler. Nihayet yedinci semâya ulaştırdıklarında; Allah: «Bu kulumun amelini yüksek katlardakinin içine yazın ve kendisini yeryüzüne gönderin. Çünkü ben onları oradan yarattım ve oraya döndürürüm. Tekrar oradan çıkaracağım» buyurur. Ruhu (yeryüzüne) iade edilir. İki melek gelip onu oturturlar ve ona: «Rabbin kim?» diye sorarlar. O: «Rabbim Allah'tır» cevabını verince, ona: «Dinin nedir?» derler. O: «Dinim İslâm'dır» karşılığını verince, Ona: «Size gönderilen şu adam kimdir?» diye sorarlar. O: «O, Allah'ın Resûlü'dür» cevabını verince; ona: «İlmin nedir?» diye sorarlar. O: «Allah'ın Kitabını okudum, ona iman ettim ve onu doğruladım» diye cevap verince, semadan: «Kulum, doğru söyledi. (Kabrini) cennette döşeyin, onu cennetten giydirin ve ona cennetten bir kapı açın» diye bir ses gelir. Ona cennetin rahatlığı ve hoşluğu gelir ve kabri, gözünün uzanacağı yere kadar onun için genişletilir. Ona güzel yüzlü, güzel elbiseli ve hoş kokulu bir adam gelip: «Seni sevindiren şeyle ferah bul, bu, sana vaad edilen gündür» der. Mümin kul ona: «Sen kimsin? Yüzün hayır getiriyor» diye sorunca, o: «Ben senin sâlih amelinim» diye cevap verir. Kul: «Ey Rabbim! Kıyameti kopar, kıyameti kopar ki aileme ve malıma döneyim» der. Kâfir kul ise, dünyadan ayrılıp âhirete yöneldiğinde, gökten ona, siyah yüzlü melekler iner. Yanlarında paçavralar vardır. O melekler can vermekte olan kişinin gözünün görebileceği kadar bir uzaklıkta otururlar. Sonra Ölüm Meleği (Azrail) gelir, onun başucuna oturur ve: «Ey pis ruh, Allah'tan kızgınlık ve öfkeyle çık» der. Ruh cesedinde dağılır da, ölüm meleği onu; şişin, ıslanmış yünden çıkarılışı gibi çıkarıp alır. Ruhu çıkardığında, melekler onu Ölüm Meleğinin elinde göz açıp kapayıncaya kadar bırakmayıp alır ve o paçavraya koyarlar. Ondan, yeryüzünde bulunan leş kokusunun en kokmuşu gibi bir koku çıkar. Onu alıp yükseltirler. Uğradıkları- hiçbir melek topluluğu yoktur ki: «Bu pis ruh kimindir?» diye sormasın. Onlar dünyada isimlendirilmekte olduğu isimlerin en çirkini ile: «Falan oğlu, falandır» derler. Nihayet, onu dünya semâsına ulaştırırlar ve dünya semasının kapısının açılmasını isterler, ama semanın kapısı açılmaz»" Sonra Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Göğün kapıları açılmaz..." âyetini okudu ve şöyle devam etti: “Yüce Allah: «Bunun amelini, yerin en alt katında bulunan Siccîn'e yazın» buyurur ve onun ruhu aşağıya atılır." Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah'a ortak koşan kimse, gökten düşüp de kuşların kaptığı veya rüzgarın bir uçuruma attığı şeye benzer" âyetini okuyup şöyle devam etti: "Bu kişinin ruhu bedenine iade edilir ve iki melek gelip kendisini oturtarak: «Rabbin kimdir?» diye sorarlar. O: «Hı.. hıı bilmiyorum» cevabını verir. Onlar: «Dinin nedir?» diye sorunca, o: «Hı.. hıı bilmiyorum» cevabını verir. Onlar: «Size gönderilen şu adam kimdir?» diye sorunca, o: «Hı.. hıı bilmiyorum» cevabını verir. Bunun üzerine semadan: «Kulum yalan söyledi. Onun (kabrini) ateşten döşeyin ve ona cehennemden bir kapı açın» diye bir ses gelir. O sırada cehennemin sıcağı ve yakıcı havası kendisine gelmeye başlar. Kabri kendisine öyle bir daraltılır ki kaburga kemikleri birbirine girer. Ona çirkin yüzlü, çirkin elbiseli, pis kokulu bir adam gelir ve: «Seni, üzüleceğin bir şeyle müjdelerim. İşte bu, sana vaad edilen gündür» der. Kâfir kul: «Sen kimsin? Yüzün kötülük getiriyor» der. O kişi: «Ben senin çirkin amelinim» karşılığını verince bu kişi: «Ey Rabbim, kıyameti koparma!» diye dua eder." İbn Cerîr'in Mücâhid'den bildirdiğine göre âyette geçen göğün kapılarının açılmaması, dualarının ve amellerinin Allah'a ulaşmaması demektir. İbn Cerîr, Saîd b. Cübeyr'in, "Göğün kapıları açılmaz..." sözünden kastedilenin, amel ve dualarının Allah'a ulaşmaması olduğunu söylediğini bildirir. İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Cüreyc der ki: “Göğün kapıları açılmaz..." sözünden, göklerin kapılarının hem ruhları, hem amelleri için açılmayacağı kastedilmiştir. İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Süddî, "Göğün kapıları açılmaz..." sözünü açıklarken şöyle dedi: “Kâfirin ruhu alındıktan sonra, yeryüzünde bulunan melekler o ruhu döverler ve ruh göğe doğru çıkar. Oraya ulaşınca da gökteki melekler onu döverler ve o yeryüzüne iner. Yine yeryüzü melekleri onu döverler. Ruh yukarı çıkar, göğe ulaşınca da gökteki melekler onu döverler. O ruh da yeryüzünün en alt tabakasına iner. Müminin ruhu ise yükseltilir ve sema kapıları kendisi için açılır. Hangi meleğin yanından geçseler, o melek kendisine selam verir. Sonunda ruh Yüce Allah'ın huzuruna varınca, Allah bu ruha dilediğini verir, sonra: “Kulumun ruhunu yeryüzüne indirin. Çünkü ben onları topraktan yarattım, onları toprağa döndüreceğim ve tekrar oradan çıkaracağım" buyurur. İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir, Ali (b. Ebi Talha)'nın vasıtasıyla İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre "Deve iğnenin deliğinden geçmedikçe cennete de giremezler..." sözünden kastedilen, ayakta duran devenin iğne deliğinden geçmesidir. Abdürrezzâk, Firyâbî, Saîd b. Mansûr, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l- Münzir, Taberânî, M. el-Kebîr'de ve Ebu'ş-Şeyh'in İbn Mes'ûd'dan bildirdiğine göre "Deve iğnenin deliğinden geçmedikçe cennete de giremezler..."sözünden kastedilen erkek devedir. İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve Ebu'ş-Şeyh'in Hasan(-ı Basrî)'den bildirdiğine göre "Deve iğnenin deliğinden geçmedikçe cennete de giremezler..." sözünden kastedilen, ağılda dört ayağı üzerine durabilen yavru devedir. Saîd b. Mansûr, Âbd b. Humeyd, Ebû Ubeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbnu'l-Enbârî, eî-Mesâhifte ve Ebu'ş-Şeyh'in değişik kanallarla bildirdiğine göre İbn Abbâs bu âyeti (.....) şeklinde (.....) harfini merfu, (.....) harfini de şeddeli okur ve: “(.....), gemi halatı mânâsındadır" derdi. Ebû Ubeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbnu'l-Enbârî, el-Mesâhifte ve Ebu'ş- Şeyh'in Mücâhid'den bildirdiğine göre İbn Mes'ûd'un kıraatinde bu âyet (.....) şeklinde okunmuştur. İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mus'ab: “Bu âyet (.....) şeklinde okunursa, biz adı Cemel olan bir kuş biliyoruz" demiştir. Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve Ebu'ş-Şeyh'in Mücâhid'den bildirdiğine göre âyette kastedilen, gemi halatının iğne deliğinden girmesidir. Ebu'ş-Şeyh'in İkrime'den bildirdiğine göre âyette kastedilen, hurma ağaçlarına tırmanmak için kullanılan halattır. İbn Cerîr ve Ebu'ş-Şeyh, Hasan(-ı Basrî)'nin bu âyete, "Deve, iğne deliğinden geçmedikçe..." mânâsını verdiğini bildirir. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre İbn Ömer'e bu âyet sorulunca, "Kastedilen, devenin iğne deliğine girmesidir" cevabını verdi. |
﴾ 40 ﴿