58"Rabbinin izniyle güzel memleketin bitkisi (güzel) çıkar; kötü olandan ise faydasız bitkiden başka birşey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir kavim için âyetleri böyle açıklıyoruz." İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'ın, "Rabbinin izniyle güzel memleketin bitkisi (güzel) çıkar; kötü olandan ise faydasız bitkiden başka birşey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir kavim için âyetleri böyle açıklıyoruz" âyetini açıklarken şöyle dediğini bildirir: “Allah, mümini güzel toprağa benzetmiş, güzel toprağın meyvesinin de güzel olacağını bildirerek, müminin de hem kendisinin, hem amelinin güzel olduğuna işaret etmiştir. Kafiri de bereketsiz olan tuzlu ve çorak toprağa benzetmiş, tıpkı çorak toprak gibi kafirin de hem kendisinin, hem de amelinin kötü olacağına işaret etmiştir." Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Mücâhid, "Rabbinin izniyle güzel memleketin bitkisi (güzel) çıkar; kötü olandan ise faydasız bitkiden başka birşey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir kavim için âyetleri böyle açıklıyoruz" âyetini açıklarken şöyle dedi: “Yeryüzünde çorak toprak ve başka şeyler olduğu gibi Âdemoğulları arasında iyi olan kimseler de kötü olan kimseler de vardır." Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve Ebu'ş-Şeyh, Katâde'nin, "Rabbinin izniyle güzel memleketin bitkisi (güzel) çıkar; kötü olandan ise faydasız bitkiden başka birşey çıkmaz" âyetini açıklarken şöyle dediğini bildirir: “Allah'ın Kitabını dinleyip anlayan ve onu alıp amel ederek faydalanan mümin, yağmur yağıp bol ve güzel bitki çıkaran memlekete benzetilmiştir. Allah'ın Kitabını dinleyip anlamayan, onunla amel edip faydalanmayan kafir ise, yağmur yağmasına rağmen, hayvanların yemesi için bitki çıkarmayan memlekete benzetilmiştir." İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Süddî der ki: “Allah, bu misali kalpler için vererek: “Yağmur yağınca, Allah'ın izniyle güzel memleketin bitkisi çıkar. Kötü olan ise çorak olan yerdir. Böyle yerin bitkisi faydasız olur. Kalpler de böyledir. Kur'ân müminin kalbine inince ona iman eder ve imanı kalbinde sabit olur. Tıpkı kötü memleketin faydasız bitkileri çıkardığı gibi, inen Kur'ân, kafirin kalbine girince orada faydalanacağı hiçbir şey kalmaz ve bu kişinin kalbinde imandan sadece kendisine fayda vermeyecek (kadar az) olanlar kalır." Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Âsim, bu âyeti (.....) şeklinde (.....) harfini nasb ile, (.....) harfini ise merfu olarak okumuştur. İbn Cerîr, Mücâhid'in bu âyeti açıklarken şöyle dediğini bildirir: “Güzel olan memleketin toprağına yağmur faydalı olur ve orada bitki çıkar. Çorak olan yere ise yağmurun bir faydası olmaz. Böyle olan yerde sadece faydasız olan bitkiler çıkar. Yüze Allah bu misali Hazret-i Âdem ve onun bütün zürriyetine vermiştir. Bunların hepsi bir nefisten yaratılmıştır. Bunlardan bazısı Allah'a ve kitabına iman edip güzel olmuş, bazısı ise Allah'ı ve kitabını inkar ederek kötü olmuştur." İbn Cerîr'in Katâde'den bildirdiğine göre Yüce Allah bu âyeti, kafir ve müminler hakkında misal olarak vermiştir. Ahmed, Buhârî, Müslim ve Nesâî, Ebû Mûsa'dan, Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: “Allah'ın benimle gönderdiği hidâyet ve ilim, bir yere inen bol yağmur gibidir. O yeryüzüne indiğinde isabet ettiği yerlerden bazısı temizdir. Suyu kabul eder ve bol otlar, bitkiler çıkarır. Bir kısmı da vardır ki; kurak olup suyu tutar. Allah o su ile insanlara yarar sağlar. İnsanlar o sudan hem kendileri içerler, hem de koyunlarına içirirler ve zirâat yaparlar. Yeryüzünde bir başka yer daha vardır ki; çukur olup su tutmaz. Bitki de bitirmez. Allah'ın benimle gönderdiği şeyden kendisine fayda verdiği, öğrenip öğreten kimsenin misâli ile bu hususta kibirinden baş kaldırmayanın ve benim kendisiyle gönderildiğim Allah'ın hidâyetine icabet etmeyenin misâli budur. " |
﴾ 58 ﴿