35

"Andolsun Biz, Nuh'u kavmine göndermiştik: «Şüphesiz kî ben sizin için apaçık bîr uyarıcıyım. Allah'tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten ben sizin için acıklı bir günün azabından korkuyorum» demişti. Bunun üzerine kavminden kâfirlerin ileri gelenleri dediler kî: «Biz senin ancak kendimiz gibi bir insan olduğunu görüyoruz ve içimizden ancak ayak takımı kimselerin işin başından, düşünmeden sana tâbi olduklarını görüyoruz. Sizin bize karşı üstün bir tarafınızı da görmüyoruz. Hatta biz sizi yalancı sanıyoruz.» Dedi ki: «Ey kavmim! Bana haber verin. Şayet ben Rabbimden apaçık bir delil üzerinde isem ve O bana katından bir rahmet vermiş, bunlar size gizli kalmışsa; siz onu istemediğiniz halde, onu size zorla mı kabul ettireceğiz? Ey kavmim! Buna karşı sizden hiçbir mal istemiyorum. Benini ecrimi vermek ancak Allah'a aittir. Ben mü'minleri kovacak da değilim. Çünkü onlar Rabblerine kavuşacaklardır. Ne var ki ben sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum. Ey kavmim! Ben onları kovarsam, Allah'a karşı bana kim yardım eder? Hiç düşünmez misiniz? Ben size: «Allah'ın hazineleri yanımdadır» demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Muhakkak ben bir meleğim de demiyorum. Bununla beraber gözlerinizin hor gördüğü kimselere; «Allah asla bir iyilik vermeyecektir» de demiyorum. Allah nefislerinde olanı en iyi bilendir. O takdirde ben şüphesiz zalimlerden olurum.» Dediler ki: «Ey Nûh! Bizimle gerçekten mücadele ettin. Bizimle olan bu mücadeleni çok uzattın. Şimdi eğer doğru söyleyenlerden isen, bizi kendisiyle tehdit edip durduğunu bize getir.» Dedi ki: «Dilerse onu size ancak Allah getirir. Siz âciz bırakabilecekler değilsiniz. Eğer Allah sizi saptırmak isterse, ben size öğüt vermek istesem bile bu öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdır ve nihayet ancak O na döndürüleceksiniz.» Yoksa: «Onu kendiliğinden uydurdu» mu? derler. De ki: «Eğer ben onu kendim uydurduysam günahı bana aittir ve ben de sizin kazanmakta olduğunuz günahlardan uzağım.»"

İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre âyette geçen (.....) âyeti "Gördüğümüz kadarıyla" mânâsındadır.

Ebu'ş-Şeyh, Atâ'dan aynı rivayette bulunmuştur.

İbn Cerîr ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre İbn Cüreyc, "Şayet ben Rabbimden apaçık bir delil üzerinde isem ve O bana katından bir rahmet vermiş âyetinin:

“Ben bu delili, Allah'ın emrini ve O'ndan başka ilah olmadığını bildim. Bana rahmet olarak İslam'ı, hidâyeti, imanı, hükmü ve peygamberliği verdi" mânâsında olduğunu söyledi.

İbn Cerîr ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Katâde, "Onu size zorla mı kabul ettireceğiz?" âyetini açıklarken şöyle dedi:

“Vallahi, eğer Allah'ın Peygamber'inin gücü yetseydi kavmini zorlardı, ama buna gücü yetmedi ve onun böyle bir şeye gücü yoktur."

Saîd b. Mansûr, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre İbn Abbâs bu âyeti, (.....) şeklinde okurdu.

İbn Cerîr'in Ebu'l-Âliye'den bildirdiğine göre bu âyet Ubey'in kıraatinde (.....) şeklindedir.

İbn Cerîr ve im'in bildirdiğine göre Ubey b. Ka'b, bu âyeti, (.....) şeklinde okumuştur.

İbn Cerîr, Mücâhid'in, âyette geçen (.....) kelimesinin sevap mânâsında olduğunu söylediğini bildirir.

İbn Cerîr ve Ebu'ş-Şeyh, İbn Cüreyc'in, "...Ben mü'minleri kovacak da değilim. Çünkü onlar Rabblerine kavuşacaklardır" âyetini açıklarken şöyle dediğini bildirir: Onlar Hazret-i Nuh'a:

“Ey Nuh! Eğer sana uymamızı istiyorsan yanındakileri kov. Yoksa biz onlarla aynı konumda olmayız" dediler. Hazret-i Nûh, onlara şöyle karşılık verdri:

“Onlar Rablerine kavuşacaklardır." Rablerinin huzuruna vardıklarında onlara amellerini soracaktır" Ben sizlere, hiçbir şeyin bitiremeyeceği Yüce Allah'ın hazinelerinin bende olduğunu söylemiyorum ki size o hazinelerden vermek karşılığında bana uymanızı istemiş olayım. Gaybı bildiğimi de söylemiyorum ki bu bilgim sebebiyle bana tâbi olmanızı isteyeyim. Gökyüzünden peygamberlik vazifesiyle gönderilen bir melek olduğumu da söylemiyorum. Ben sadece sizin gibi bir insanım."

İbn Ebî Hâtim'in İbn Zeyd'deri bildirdiğine göre "...Bununla beraber gözlerinizin hor gördüğü..." âyetinden kasıt kâfirlerin, Hazret-i Nûh'un yanındakilere hakaret etmeleridir.

Ebu'ş-Şeyh'in Süddî'den bildirdiğine göre "...Allah asla bir iyilik vermeyecektir de demiyorum..." buyruğundaki iyilikten kasıt imandır.

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in Mücâhid'den bildirdiğine göre âyette geçen " kelimesi tartışmak mânâsındadır.

İbn Cerîr ve Ebu'ş-Şeyh, İbn Cüreyc'in, "Şimdi eğer doğru söyleyenlerden isen, bizi kendisiyle tehdit edip durduğunu bize getir" âyetini açıklarken:

“Hazret-i Nûh'a kavmi bu sözü, azabın var olduğunu yalanlamak maksismiyle söylemişlerdir" dediğini bildirir.

İbn Ebî Hâtim'in Katâde'den bildirdiğine göre âyette geçen kelimesi "amelim", (.....) kelimesi ise "sizin yaptıklarınız" mânâsındadır.

35 ﴿