37"Nuh'a şöyle vahyolundu: “Kavminden daha evvel iman etmiş olanlardan başkası asla iman etmeyecektir. O halde işlediklerine tasalanma. Gözlerimizin önünde ve vahyimizle gemiyi yap. Zulmedenler hakkında da Bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır." İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Katâde, "Kavminden daha evvel iman etmiş olanlardan başkası asla iman etmeyecektir. O halde işlediklerine tasalanma. Gözlerimizin önünde ve vahyimizle gemiyi yap..." emri, Hazret-i Nûh'un kavmine beddua edip, "Rabbim! Yeryüzünde kâfirlerden hiç kimseyi bırakma" dediği zaman verilmiştir. Ahmed, Zühd'de, İbnu'l-Münzir ve Ebu'ş-Şeyh, Hasan(ı Basrî'nin) şöyle dediğini bildirir: “Hazret-i Nûh, kendisine, "Kavminden daha evvel iman etmiş olanlardan başkası asla iman etmeyecektir" âyeti nazil olmadan kavmine beddua etmemiştir. Bu âyet nazil olunca onların iman etmesinden ümidini kesmiş ve kendilerine beddua etmiştir." İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh, Muhammed b. Ka'b'ın şöyle dediğini bildirir: “Yüce Allah, erkeklerin sulbünden ve kadınların rahminden her mümin ve mümineyi kurtarınca: “Ey Nûh! «Kavminden daha evvel iman etmiş olanlardan başkası asla iman etmeyecektir» buyurdu." İshâk b. Bişr ve İbn Asâkir, İbn Abbâs'ın şöyle dediğini bildirir: “Hazret-i Nûh'u dövüyorlar, sonra öldüğünü zannederek bir çula sarıp evine atıyorlardı. Sonra Hazret-i Nûh tekrar çıkıp onları İslam'a davet ediyordu. Kavminin iman etmesinden ümidini kesince bir adam asasına dayanarak oğluyla beraber geldi ve oğluna: “Ey oğul! Sakın şu ihtiyar seni aldatmasın" dedi. Çocuk: “Babacığım! Bana asanı ver" dedi ve asayı alıp Hazret-i Nûh'a vurarak başını yardı. Başından kanlar akan Hazret-i Nûh: “Ya Rabbi! Kullarının bana yaptığını görüyorsun. Eğer kullarına ihtiyacın varsa onlara hidayet ver. Eğer ihtiyacın yoksa, hüküm vereceğin zamana kadar bana sabır ver. Sen hüküm verenlerin en güzelisin" deyince, yüce Allah kendisine vahyederek kavminin iman etmeyeceğini bildirdi. Onların, ne erkeklerin sulbünden, ne de kadınların rahminden hiçbir müminin kalmadığını haber verdi ve: “Ey Nûh! "Kavminden daha evvel iman etmiş olanlardan başkası asla iman etmeyecektir. O halde işlediklerine tasalanma" yani "Üzülme" ve "Gözlerimizin önünde ve vahyimizle gemiyi yap..." buyurdu. Hazret-i Nûh: “Ey Rabbim! Gemi nedir?" diye sorunca, Yüce Allah: “Tahtadan yapılmış ve suda yüzen evdir. Bana isyan edenleri suda boğacağım ve yeryüzünü onlardan temizleyeceğim" buyurdu. Hazret-i Nûh: “Ey Rabbim! Su nerede?" diye sorunca ise Yüce Allah: “Ben istediğimi yapmaya gücü yetenim" cevabını verdi. İbn Cerîr'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre âyette geçen, (.....) kelimesi üzülme mânâsındadır. İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in Mücâhid'den bildirdiğine göre âyette geçen (.....) kelimesi gemi, (.....) âyeti ise "sana emrettiğimiz şekilde" mânâsındadır. İbn Ebî Hâtim, Ebu'ş-Şeyh ve Beyhakî el-Esmâ ve's-Sifât'ta İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre "Gözlerimizin önünde ve vahyimizle gemiyi yap..."âyetinden kastedilen, Hazret-i Nuh'un gemiyi Allah'ın gözetimi altında ve vahyi ile yapmasıdır. Beyhakî, Süfyân b. Uyeyne'nin şöyle dediğini bildirir: “Yüce Allah'ın, Kitab'ında kendini vasfettiği şeylerde mana olduğu gibi anlaşılmalıdır. Hiç kimse bunları Arapça olsun, Farsça olsun (başka şekilde) tefsir (tevil) edemez." İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs der ki: “Hazret-i Nûh, gemiyi nasıl yapacağını bilmiyordu. Yüce Allah kendisine gemiyi kuşun göğüs kafesi gibi yapmasını vahyetti." İbn Cerîr ve Ebu'ş-Şeyh'in İbn Cüreyc'den bildirdiğine göre (.....) âyeti, "Onların affedilmeleri için bana bir şey söyleme" mânâsındadır. Çünkü yüce Allah, Hazret-i Nûh'un, kendilerine şefaatçi olmayacağını daha önce takdir etmişti. İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh, Katâde'nin şöyle dediğini bildirir: “Yüce Allah, Hazret-i Nûh'a gemiyi yapmasını emrettikten sonra, kendisine hiç kimse için şefaatçi olmamasını emretti." |
﴾ 37 ﴿