60

"Âd kavmine de kardeşleri Hûd'u (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O ndan başka tanrınız yoktur. Siz yalan uyduranlardan başkası değilsiniz. Ey kavmimi Ben, ona (peygamberliğe) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. Hâla aklınızı kullanmıyor musunuz? Ey kavmimi Rabbinizden bağış dileyin; sonra da O na tövbe edin ki, üzerinize göğü (yağmuru) bol bol göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsın. Günah işleyerek (Allah'tan) yüz çevirmeyin. Dediler ki: «Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin, biz de senin sözünle tanrılarımızı bırakacak değiliz ve biz sana iman edecek de değiliz. Biz "Tanrılarımızdan biri seni fena çarpmış!" demekten başka bir söz söylemeyiz!» (Hûd) dedi ki: «Ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım. O'ndan başka (taptıklarınızın hepsinden uzağım). Haydi, hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana mühlet vermeyin! Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a dayandım. Çünkü yürüyen hiçbir varlık yoktur ki, O, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz şüphesiz ki benimle size gönderileni size bildirdim. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi yerinize getirir de O na hiçbir zarar veremezsiniz. Çünkü benim Rabbim her şeyi gözetendir.» Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik. İşte Âd (kavmi). Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler; O nun peygamberlerine âsi oldular ve inatçı her zorbanın emrine uydular. Onlar hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lânete tâbi tutuldular. Biliniz ki, Âd (kavmi) Rablerini inkâr ettiler. (Şunu da) bilin ki Hûd un kavmi Âd, Allah'ın rahmetinden uzak kılındı"

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in Katâde'den bildirdiğine göre (.....) kelimesinin mânâsı, yaratmaktır.

İbn Asâkir'in bildirdiğine göre Dahhâk der ki:

“Yüce Allah. Âd kavmine üç yıl yağmur göndermedi. Hazret-i Hûd onlara:

“Rabbinizden bağış dileyin; sonra da O'na tövbe edin ki, üzerinize göğü (yağmuru) bol bol göndersin" deyince, onlar bunu kabul etmeyip azgınlıklarına devam ettiler.

Saîd b. Mansûr, Tabakâfta İbn Sa'd, Musannef’te İbn Ebî Şey be, İbnu'l- Münzir, İbn Ebî Hâtim, Ebu'ş-Şeyh ve Sünen'de Beyhakî, Şa'bî'nin şöyle dediğini bildirir: Hazret-i Ömer yağmur duası için çıktı ve sadece istiğfar edip döndü. Kendisine:

“Gördüğümüz kadarıyla yağmur yağması için dua etmedin" denilince ise:

“Yağmuru, sayelerinde yağmur indirilen yıldızlarla istedim" karşılığını verip:

“Rabbinizden bağış dileyin; sonra da O'na tövbe edin ki, üzerinize göğü (yağmuru) bol bol göndersin." "Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır. (Mağfiret dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin" âyetlerini okudu.

Ebu'ş-Şeyh'in Hârûn et-Teymî'den bildirdiğine göre âyette geçen (.....) âyeti:

“Yağmuru size mevsimide göndersin" mânâsındadır.

Ebu'ş-Şeyh'in İbn Zeyd'den bildirdiğine göre âyette geçen (.....) âyeti:

“Size, yağmur üstüne yağmur (bol bol) indirsin" mânâsındadır.

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre âyette geçen (.....) âyeti:

“Gücünüze güç katsın" mânâsındadır.

İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in İkrime'den bildirdiğine göre âyette geçen (.....) âyeti:

“Size torunlar versin" mânâsındadır.

İbn Cerîr'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre (.....) âyeti:

“Putlarımızdan biri seni çıldırtmış!" demekten başka bir söz söylemeyiz" mânâsındadır.

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh, Mücâhid'in, (.....)  âyetini:

“Putları seni çıldırtmış" şeklinde açıkladığını bildirir.

Abdurrezzâk, İbn Cerîr ve Ebu'ş-Şeyh'in Katâde'den bildirdiğine göre, (.....) âyeti:

“Senin, ilahlarımızı kötülemen, onların seni çarpmış olmaları sebebiyledir" mânâsındadır.

İbn Ebî Hâtim, Yahya b. Saîd'in şöyle dediğini bildirir:

“Haddi aşan hırsızdan veya saldırgan aslandan ya da azgın şeytandan korkan "Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a dayandım. Çünkü yürüyen hiçbir varlık yoktur ki, O, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru yoldadır" âyetini okusun. Yüce Allah, bu âyeti okuyan herkesten korktuklarını uzaklaştırır."

İbn Cerîr ve Ebu'ş-Şeyh, Mücâhid'in, âyette geçen  (.....) kelimesinin hak mânâsında olduğunu söylediğini bildirir.

İbn Ebî Hâtim'in Ebû Mâlik'ten bildirdiğine göre âyette geçen (.....) kelimesi, şidetli azab mânâsındadır.

İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh, Katâde'den, (.....) âyetinin, "Her zorba müşrik" mânâsında olduğunu bildirir.

İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in Süddî'den bildirdiğine göre  (.....) âyeti:

“Her zorba ve düşmanlık eden kimse" mânâsındadır.

İbnu'l-Münzir'in İbrahim en-Nehaî'den bildirdiğine göre âyette geçen (.....) kelimesi "Haktan sapan kişi" mânâsındadır.

İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh, Süddî'nin, "Onlar hem bu dünyada, hem de, kıyamet gününde lânete tâbi tutuldular" âyetini açıklarken:

“Hazret-i Hûd'dan sonra gönderilen hiçbir peygamber yoktur ki, Âd kavmi onun diliyle lanetlenmesin" dediğini bildirir.

Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Mücâhid, "Onlar hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lânete tâbi tutuldular" âyetini açıklarken:

“Âhiret günü başka bir lanete uğrarlar" demiştir.

İbnu'l-Münzir ve Ebu'ş-Şeyh, Katâde'nin:

“Allah onlara peş peşe iki lanet göndermiştir. Bu lanetlerden birisi dünyada, diğeri ise âhirette onlara isabet edecektir" dediğini bildirir.

60 ﴿