36

"Onunla birlikte zindana iki delikanlı daha girdi. Onlardan biri dedi ki: «Ben (rüyada) şarap sıktığımı gördüm.» Diğeri de: «Ben de başımın üstünde kuşların yemekte olduğu bir ekmek taşıdığımı gördüm. Bunun yorumunu bize haber ver. Çünkü biz seni güzel davrananlardan görüyoruz» dedi"

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs, "Onunla birlikte zindana iki delikanlı daha girdi..." âyetini açıklarken:

“Onunla hapse girenlerden biri kralın aşçısı, diğeri ise sakisiydi" demiştir.

İbn Cerîr, Katâde'den aynı rivâyette bulunmuştur.

İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim, Muhammed b. İshâk'ın, "Onunla birlikte zindana iki delikanlı daha girdi..." âyetini açıklarken şöyle dedi: Mısır'ın en büyük krallarından olan Reyyân b. el-Velîd'in iki kölesi vardı ve bunlardan biri onun sakisi, öbürü de diğer bazı işleriyle meşgul oluyordu. Bunlardan saki olanın adı Nebû, diğerinin adı ise Mecles'ti. Bir gün onlara kızıp hapse atınca, Hazret-i Yûsuf'u gördüler ve:

“Ey genç! Vallahi seni gördüğümüz anda sevdik" dediler."

İbn İshâk der ki: Abdullah b. Ebî Necîh'in Mücâhid'den bildirdiğine göre onlar Hazret-i Yûsuf'a böyle deyince, Hazret-i Yûsuf:

“Allah için sizden beni sevmemenizi istiyorum. Vallahi kim beni sevdiyse onun yüzünden başım belaya girdi. Halam beni sevdi, bu sevgiden dolayı başıma belâ geldi. Sonra babam beni sevdi, bu sevgiden dolayı başıma belâ geldi. Aziz'in hanımı beni sevdi bu sevgiden dolayı dolayı başıma belâ geldi. Ne olursunuz ey Allah'ın mübarek kulları!" dedi; ama onlar yine de onu sevmekten vazgeçmediler ve onun anlayışına ve aklına hayran kaldılar. Hapse atıldıklarında ikisi de rüya görmüşlerdi. Mecles, başının üzerinde ekmek taşıdığını ve kuşların ondan yediğini gördü. Nebû ise şaraplık üzüm sıktığını gördü. Hazret-i Yûsuf'tan, gördükleri rüyaları yorumlamasını istediler ve:

“Bize bunu yorumla; senin iyi bir kimse olduğunu görüyoruz" dediler. Hazret-i Yûsuf:

“Rabbimin bana öğrettiği bilgi ile, daha yiyeceğiniz yemek gelmeden size onu yorumlarım" deyip onlara Allah'a iman etmeye ve İslam'a davet etti ve:

“Ey zindan arkadaşlarım! Çeşitli tanrılar mı daha iyir yoksa gücüne karşı durulamaz olan bir tek Allah mı?" Yani, bir ilaha mı ibadet etmeniz daha hayırlıdır, yoksa size bir faydası olmayan değişik ilahlara tapmanız mı?" dedi. Sonra, Mecles'e:

“Sen, asılacaksın ve kuşlar başından yiyecektir", Nebû'ya ise:

“Sen ise eski işine geri döneceksin ve efendin senden razı olacaktır. "Sorduğunuz iş işte böylece kesinleşmiştir" dedi.

Vekî'nin, el-Ğuraf da, Amr b. Dînar'dan bildirdiğine göre Hazret-i Yûsuf:

“Hiç kimse, sevgi dolayısıyla benim karşılaştığım şeyle karşılaşmamıştır. Babam beni sevdi, bu sebeple kuyuya atıldım. Aziz'in hanımı beni sevince ise zindana atıldım" dedi.

İbn Cerîr'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre "Ben (rüyada) şarap sıktığımı gördüm" âyeti:

“Üzüm sıktığımı gördüm" mânâsındadır.

Buhârî Tarih'te, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, İbnu'l-Enbârî, Ebu'ş-Şeyh ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Mes'ûd, bu âyeti (.....) şeklinde okumuş ve:

“Vallahi! Bunu Allah'ın Resûlünden böyle öğrendim" demiştir.

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Dahhâk, (.....) âyetini, "üzüm sıktığımı gördüm" şeklinde açıklamış ve Ummanlılann uzume " dediğini söylemiştir.

İbn Cerîr ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Mücâhid, âyette geçen (.....) kelimesinin "Yorumlamak" olduğunu söylemiştir.

İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim ve Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Katâde der ki: Ummanlılar üzüme (.....) derler. "Çünkü biz seni güzel davrananlardan görüyoruz, dedi" âyetinden kastedilen ise şudur; Hazret-i Yûsuf, onların üzgün olanını teselli eder, hastalarını tedavi ederdi. Aynı zamanda onun çok ibadet ettiğini görüp kendisini sevdiler. Hazret-i Yusuf zindana girince, dışarıya çıkmaktan ümidini kesmiş ve çok üzgün bir topluluk görüp:

“Müjdelenin. Sabrederseniz karşılığını alırsınız. Bu çektiğinizin bir karşılığı ve sevabı vardır" dedi. Onlar:

“Ey genç! Allah seni mübarek kılsın. Yüzün, yaratılışın ve huyun ne güzel. Senin komşuluğun bize bereket getirdi. Bize geldiğinden beri, buradan başka bir yerde olmayı istemiyoruz. Çünkü sen bize, ecrin verileceğini ve hapsin kefaret olacağını haber verdin. Sen kimsin ey genç?" deyince, Hazret-i Yusuf:

“Benim adım Yusuf'tur Allah'ın saf ve seçilmiş kulu Yâkub'un oğluyum. O da Allah'ın kurbanı İshak'ın, o da Allah'ın dostu İbrahim'in oğludur" cevabını verdi. Hazret-i Yusuf hapishanede çok sevildiği için hapishane müdürü:

“Ey genç! Eğer gücüm yetseydi, seni hapisten çıkarırdım. Fakat sana hapishanede çok iyi davranacağım. İstediğin hücrede kalabilirsin" dedi.

Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre İbn Abbâs der ki:

“Hazret-i Yusuf hapistekilere dua edip:

“Allahım! İmtihanlarını uzatma ve acı günleri kendilerine kolaylaştır" derdi.

Saîd b. Mansûr, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Ebu'ş-Şeyh ve Beyhakî'nin Şuabu'l-İman'da bildirdiğine göre Dahhâk'a, "Çünkü biz seni güzel davrananlardan görüyoruz, dedi" âyeti hakkında:

“Hazret-i Yûsuf hangi konularda iyi davranmıştı?" diye sorulunca:

“Hapishanede bir kimse hastalandığında hemen onun yardımına koşar, yeri dar olan birine, geniş yer bulmak için çalışır ihtiyacı olanın ihtiyacını gidermeye çalışırdı" cevabını vermiştir.

36 ﴿