8

"Hem bînesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratmaktadır"

Abdurrezzâk, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde: (.....) âyetini açıklarken:

“Hayvanları binesiniz diye ve sizin için süs olarak yaratmıştır" dedi.

İbn Ebî Hâtim'in, Katâde'den bildirdiğine göre Ebû İyâd bu âyeti: (.....) lafzıyla okur ve:

“Allah onları sizin için süs olarak yaratmıştır" derdi.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs:

“Önceleri at yabani hayvanlardandı. Allah onu İsmâil b. İbrâhîm (aleyhisselam) için uysallaştırıp evcilleştirdi" dedi.

İbn Ebî Hâtim ve el-Azame'de Ebu'ş-Şeyh, Vehb b. Münebbih'ten bildiriyor: Bana bildirildiğine göre Yüce Allah, atı yaratmak istediği zaman güney rüzgârına:

“Senden dostlarıma izzet, düşmanlarıma zillet ve bana itaat edenlere koruyucu olacak bir canlı yaratacağım" buyurdu. Sonra güney rüzgârından bir avuç alarak ondan bir at yarattı. Ona:

“Seni (feres) at olarak adlandırdım, Arap atı kıldım. Hayır, senin alnındaki saçlarına bağlıdır. Ganimet ise sırtında toplanmıştır. Nerede olursan ol zenginlik seninledir. Senin meranı diğer hayvanların rızkından daha geniş yapıp seni diğer hayvanların efendisi ve kanatsız olarak uçanlardan kıldım. Yakalamak için sen, kaçmak için sensin. Üzerine beni tesbih edecek kişler yükleyeceğim. Onlar beni tesbih ettiği zaman sen de tesbih edeceksin. Tehlil ettiği zaman tehlil edecek, tekbir getirdiği zamanda tekbir getireceksin" buyurdu. At kişneyince Yüce Allah:

“Seni mübarek kıldım. Senin kişnemenle müşrikleri korkuturum. Kişnemenle kulaklarını doldurur ve kalplerine korku salarım. Yine kişnemenle boyunlarını zelil kılarım" buyurdu. Allah mahlûkatı Âdem'e (aleyhisselam) arz edip adlandırdığı zaman:

“Ey Âdem! Mahlûkatın içinden sevdiğini seç" buyurunca, Âdem (aleyhisselam) atı seçti. Bunun üzerine Yüce Allah:

“Sen, seni ve çocuklarını izzetli kılacak bir şeyi seçtin. Atlar bulunduğu müddetçe onlar izzetli kalacaktır. Çocukların onların yavrulamasını sağlayacaktır. Bereketim senin ve onların üzerinedir. Binicinin hiçbir tesbihi, tehlili ve tekbiri yoktur ki, at mutlaka onu işitir ve aynı şekilde karşılık verir" buyurdu.

İbn Ebî Şeybe, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye, Saîd b. Cübeyr'den bildiriyor: Bir kişi İbn Abbâs'a at etinin yenilip yenilmemesi konusunu sorunca İbn Abbâs bunu kerih gördü ve:

“Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı..." âyetini okudu.

İbn Ebî Şeybe, İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs at etinin yenilmesini kerih görür ve şöyle derdi:

“Yüce Allah:

“Hayvanları da yarattı. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. Hem de onlardan yersiniz.." buyurmaktadır. İşte bunlar yenilecek hayvanlardır.

(.....) buyruğunda ise binek hayvanları kastedilmektedir."

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Mücâhid'e at etinin yenilip yenilmemesi sorulunca, cevaben:

“Hem binesiniz diye; hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı..." âyetini okudu.

İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Hakem:

“Hayvanları da yarattı. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. Hem de onlardan yersiniz..." âyetini açıklarken:

“Allah onlardan yemek kıldı" dedi. Sonra:

“Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı..." âyetini okuyup:

“Allah size bunlardan bir yemek kılmamıştır" dedi. Hakem yine:

“Allah'ın Kitab'ına göre atların, katırların ve eşeklerin etleri haramdır" derdi.

Ebû Ubeyd, Ebû Dâvud, Nesâî ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Hâlid b. el-Velîd:"Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) azı dişi olan bütün vahşi hayvanların, atın, katırın ve eşeğin etini yemeyi yasaklamıştır" dedi.

Ebû Ubeyd, İbn Ebî Şeybe, Tirmizî, Nesâî, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in, Amr b. Dinâr vasıtasıyla bildirdiğine göre Câbir b. Abdillah:

Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize at eti yedirdi ve evcil eşek eti yemeyi yasakladı" dedi.

Ebû Dâvud ve İbn Ebî Hâtim'in, Ebû'z-Zübeyr vasıtasıyla Câbir b. Abdillah'dan bildirdiğine göre onlar Hayber gününde eşek, katır ve at kesmişlerdi. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onlann eşek ve katır eti yemelerini yasaklamış, at etini ise yasaklamamıştı.

İbn Ebî Şeybe, Nesâî, İbn Cerîr ve İbn Merdûye'nin, Atâ' vasıtasıyla bildirdiğine göre Câbir b. Abdillah:

Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında at eti yerdik" dedi. Ona:

“Katır eti de yediniz mi?" dediğimde:

“Hayır yemedik" cevabını verdi.

İbn Ebî Şeybe, Buhârî, Müslim, Nesâî, İbn Mâce ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Esmâ:

Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında bir at kestik ve yedik" dedi.

Ahmed'in bildirdiğine göre Dıhye el-Kelbî der ki:

Resûlallah! Senin için at ve eşeği çiftleştirsem ve bineceğin bir katır doğursa nasıl olur?" dediğimde, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem):

“Böyle bir şeyi bilgisiz kişiler yapar" buyurdu.

Hatîb ve İbn Asâkir'in, İbn Ömer'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem):

“...Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratmaktadır..." âyetini açıklarken:

“Burada yük beygiri kastedilmektedir" dedi.

İbn Asâkir'in bildirdiğine göre Mücâhid:

“...Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratmaktadır..." âyetini açıklarken:

“Burada giysi kurdu kastedilmektedir" dedi.

İbn Merdûye'nin, İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Allah'ın yarattıkları arasında beyaz inciden, bin yıllık bir mesafe büyüklüğünde bir yer vardır. Kırmızı yakuttan etrafını çevreleyen bir dağ da bulunmaktadır. O yerde o yerin doğusunu ve batısını dolduran altı yüz başlı bir melek vardır. Her başta altı yüz adet yüz, her yüzde de altı yüz altmış bin ağız vardır. Her ağızda, her biriyle altı yüz altmış bin defa Allah'a övgüler edip, kendisini takdis ve tehlil eden, tekbir getiren altmış bin dil vardır. Bu melek kıyamet gününde Allah'ın, azametini gördüğü zaman: «İzzetine yemin olsun ki, ben sana hakkıyla ibadet etmiş değilim» der. Yüce Allah'ın:

“...Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratmaktadır..." âyeti da bunu anlatmaktadır."

Ebu'ş-Şeyh el-Azame'de ve Beyhakî el-Esmâ ve's-Sıfât'ta Şa'bî'den bildiriyor:

“Bizimle Endülüs arasında olduğu gibi Endülüs'ün ötesinde de Allah'ın kulları vardır. Onlar Allah'a asi olan hiçbir mahlukun bulunmadığı görüşündedir. Onların çakıl taşları inci ve yakuttandır. Dağlan altın ve gümüştendir. Onlar toprağı kazmaz, bir şey ekmez ve hiçbir iş yapmazlar. Kapılarında meyveleri olan ağaçları vardır. Bu meyveler onların yiyecekleridir. Yine geniş yapraklı ağaçları vardır. O yapraklar da onların giysileridir."

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Vehb (b. Münebbih)'e:

“Rüzgarın estiği yöden gelen biri bize her biri Ay'a benzeyen dört yıldız gördüğünü haber verdi" denilince, Vehb:

“...Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratmaktadır..." âyetini okudu.

8 ﴿