24"Hiç bir şey hakkında: «Ben bunu yarın mutlaka yapacağım» deme. Ancak, «Allah dilerse yapacağım» de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve «Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır» de." İbnu'l-Münzir'in, Mücâhid'den bildirdiğine göre Kureyş'liler toplanıp: "Ey Muhammed! Bizim ve atalarının dinini bıraktın. Bu getirmiş olduğun din nasıl bir şeydir?" dediler. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Bu din Rahmân'ın katından getirdiğim dindir" buyurdu. Kureyş'liler: "Biz Rahmân'ı ancak Rahmân el-Yemâme diye biliriz" dediler. Kureyş'liler burada Museylemetu'l-Kezzâb'ı kasdetmişti. Sonra Kureyş'liler, Yahudilere bir yazı yazıp: "Aramızda peygamber olduğunu söyleyen bir kişi çıktı. Bu kişi bizim ve atalarının dinini bıraktı. O bu dini Rahman'ın katından getirdiğini iddia etmektedir. Biz de ona: "Biz Rahman'ı ancak Rahman el-Yemâme olarak biliriz" dedik. Bu kişi emin, hainlik etmeyen ve ahdi bozmayan biridir Doğru olan ve yalan söylemeyen biridir. Bu kişi kavminin ileri gelenlerindendir ve çokluk sahibi biridir. Bize, ona soracağımız bir şeyler yazın" dediler. Yahudiler toplanıp: "Bu (Peygamberin) vasıfları ve çıkacağı zamandır" diyerek Kureyş'lilere şöyle yazdılar: "Ona Ashâb-ı Kehf'in durumunu, Zül- Karneyn'i ve ruhu sorun. Eğer getirdikleri Rahmân'ın katından ise, zira Rahmân Yüce Allah'tır (ona bildirir). Eğer Yemâme Rahmân'ından ise kesilip kalır. Bu haber Kureyş'lilere verilince içlerinde bir zafer hissettiler. Bunun üzerine: "Ey Muhammed! Sen bizim ve atalarının dinini bıraktın. Bize Ashâb-ı Kehf'in durumunu, Zül-Karneyn'i ve ruhu anlat" dediler. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Bana yarın gelin (anlatacağım)" buyurdu. Ancak Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) istisna etmemişti (inşallah dememişti). Bunun üzerine Cibrîl bir süre kendisinden kesildi ve gelmedi. Sonra Cibrîl gelince, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Bana bilmediğim şeyleri sordular ve cevap veremedim. Bu da ağırıma gitti" dedi. Cibrîl: "İçinde köpek veya canlı resmi olan eve girmediğimizi bilmiyor musun?" dedi. O zaman da evde bir köpek yavrusu vardı. İşte o vakit: "Hiç bir şey hakkında: «Ben bunu yarın mutlaka yapacağım» deme. Ancak, «Allah dilerse yapacağım» de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve «Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır» de" âyetleri nâzil oldu. Bu da, bana sormuş olduğunuz şey hakkında yarından önce beni doğru olana ulaştırması mânâsındadır. Yine Ashâb-ı Kehf hakkında zikredilenler ve: "Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir" âyeti nâzil oldu. İbn Merdûye'nin, İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bir yemin etti ve vahiysiz kırk gece geçirdi. Sonra, Yüce Allah: "Hiç bir şey hakkında: «Ben bunu yarın mutlaka yapacağım» deme. Ancak, «Allah dilerse yapacağım» de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve «Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır» de" âyetlerini indirdi. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) kırk gece sonra istisna etti. Saîd b. Mansûr, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Taberânî, Hâkim ve İbn Merdûye'nin, bildirdiğine göre İbn Abbâs bir yıl sonra olsa bile istisna edilmesi gerektiğini bildirip: "...Unuttuğun zaman Rabbini an..." âyetini okudu. Bu da istisna etmediğin aklına gelirse, mânâsındadır. İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Taberânî'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs bu âyet hakkında: "Eğer unutur ve inşallah demeden bir şey hakkında: «Evet, yapacağım» dersen, unuttuğunu hatırladığın zaman: «İnşallah» de" demiştir. İbn Ebî Şeybe ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Ebu'l-Âliye: "...Unuttuğun zaman Rabbini an..." âyetini açıklarken: "Kişi unuttuğunu hatırladığı zaman istisna etsin" dedi. İbnu'l-Münzir'in, Saîd b. Cübeyr'den bildirdiğine göre istisna etmeyi unutarak yemin eden bir kişi için: "Bir aya kadar istisna etme fırsatı vardır" dedi ve: "...Unuttuğun zaman Rabbini an..." âyetini okudu. İbn Ebî Hâtim'in, Amr b. Dînar vasıtasıyla bildirdiğine göre Atâ: "Yemin eden kişi bir deve sağımı kadar bir zaman içinde istisna edebilir" dedi. Tâvus: "Aynı mecliste bulunduğu müddetçe istisna edebilir" dedi. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbrâhîm(-i Nehaî): "Kişi o konuda konuştuğu müddetçe istisna edebilir" dedi. İbn Ebî Hâtim, Taberânî, İbn Merdûye ve İbn Asâkir'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "İstisna etmeyi unutursan ve aklına gelirse et. Zaten istisna olayı Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) has bir şeydir. Bizden biri için geçerli değildir. Bizden biri ancak yemin sırasında istisna eder" dedi. Saîd b. Mansûr'un bildirdiğine göre İbn Ömer: "Yemin ederken hemen istisna eden kişi yeminini yerine getirmezse yeminini bozmuş olmaz (yemin kefareti gerekmez). Ancak yemin ederken hemen istisna etmeyen kişi yeminini bozmuş olur" dedi. Beyhakî'nin, el-Esmâ ve's-Sıfât'ta, İbn Ömer'den, bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Yemin ederken inşallah diyen kişi dilerse yeminini yerine getirir, dilerse getirmez ve yemini bozulmaz (yemin kefareti gerekmez)" buyurmuştur. Ahmed, Buhârî, Müslim, Nesâî ve Beyhakî'nin, el-Esmâ ve's-Sıfât'ta Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Süleyman b. Dâvud', Allah'ın selamı üzerlerine olsun: «Bu gece doksan kadını dolaşacağım. Her biri de bana Allah yolunda savaşacak bir çocuk doğuracaktır» dedi. Melek: "«İnşallah» de" dedi, ama o demedi. O gece doksan kadım dolaştı. Sonra kadınlardan sadece bir tanesi yarım insan olarak bir çocuk doğurdu. Canım elinde olana yemin olsun ki, eğer inşallah deseydi, yemini bozulmayacak ve ihtiyacına kavuşmuş olacaktı. " İbn Ebî Şeybe, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Beyhakî'nin Şuabu'l- îmân'da bildirdiğine göre İkrime: "...Unuttuğun zaman Rabbini an..."âyetini açıklarken: "Öfkelendiğin zaman Rabbini an" dedi. Beyhakî'nin, el-Esmâ ve's-Sıfât'ta bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî): "...Unuttuğun zaman Rabbini an..." âyetini açıklarken: "(Yemin ederken) İnşallah demezsen Rabbini an (istisna et) mânâsındadır" dedi. Beyhakî'nin bildirdiğine göre Mu'temir b. Süleyman der ki: "Babamın, Kûfe'den, Kur'ân okuyan biriyle konuştuğunu işittim. O kişi, bu âyet hakkında: "Kişi (yemin ederken) inşallah demeyi unutursa, tövbesi: «Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır» demesidir" dedi. |
﴾ 24 ﴿