28"Rabbinin Kitabı ndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O ndan başka bir sığınak da bulamazsın. Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz ve işinde aşın giderek hevesine uyan kimseye uyma" İbn Ebî Şeybe, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: (.....) ifadesini açıklarken: "Burada sığınak kastedilmektedir" dedi. İbnu'l-Enbârî'nin el-Vakf ta, İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre Nafi' b. el- Ezrak kendisine: (.....) buyruğundaki "multehide" ne demektir?" deyince, İbn Abbâs şu karşılığı verdi: "Burada yeraltındaki sığınak kastedilmektedir. Husayyib ed-Damrî bu konuda: "Vay benim kederim ki keder bana fayda vermez Zira Allah'ın takdirinden sığınacak yer yoktur" demiştir." İbn Merdûye, Hilye'de Ebû Nuaym ve Şuabu'l-İmân'cia Beyhakî'nin bildirdiğine göre Selmân der ki: Kalpleri İslam'la ısındırılmak istenen Uyeyne b. Bedrve Akra' b. Hâbis, Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) gelerek: "Yâ Resûlallah! Sen Mescid'in baş tarafına oturşan ve şu seviyesiz kişilerle oturmaktan vazgeçsen, biz seninle oturur, muhabbet eder senden bir şeyler öğreniriz" dediler." Bununla da Selmân, Ebû Zer ve fakir Müslümanları kastetmekteydi. Zira onlar sade yün giysiler giyiyorlardı. Ancak Yüce Allah: "Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın. Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz ve işinde aşırı giderek hevesine uyan kimseye uyma. De ki: «Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.» Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık..." âyetlerini indirerek onları cehennemle tehdit etti. Ebu'ş-Şeyh'in bildirdiğine göre Selmân der ki: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kalkıp fakirleri aradı ve onları Mescid'in bir köşesinde Allah'ı zikrederlerken buldu. Bunun üzerine: "Ölmeden önce ümmetimden bazı kişilerle beraber nefsimi sabretmeye alıştırmamı emreden Allah'a hamd olsun" diye dua ederek: "Dirilişim ve ölümüm sizlerledir" buyurdu. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Selmân der ki: Bu âyet benim hakkımda ve ben deriden eski bir tulumla Hazret-i Peygamber'in (sallallahü aleyhi ve sellem) yanında iken yanımıza giren bir kişi hakkında nâzil olmuştur. Bu kişi elini göğsüme koyarak: "Çekil!" dedi ve beni kilimin üzerine düşürdü. Sonra: "Ey Muhammed! Bizi, senin birçok durumundan alıkoyan bu ve bunun gibileridir. Biz girdiğimizde onları bir kenara çeksen ve biz çıktığımızda dilediğin gibi davransan" dedi. Bu kişi çıkıp gidince, Yüce Allah: "Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz ve işinde aşırı giderek hevesine uyan kimseye uyma" âyetini indirdi. İbn Cerîr, Taberânî ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Abdurrahman b. Sahi b. Huneyf der ki: "Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret..." âyeti, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) evlerinden birindeyken inmişti. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) çıkıp bu fakir kişileri aramaya başladı. Onlardan bir grubu, Allah'ı zikrederlerken buldu. Kimisinin başında bir şey yok, kimisinin derisi kuru, kimisinin de tek parça kıyafeti vardı. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onları görünce yanlarında oturup: "Ümmetimden bazı kişilerle beraber nefsimi sabretmeye alıştırmamı emreden Allah'a hamd olsun" diye dua etti. Bezzâr'ın bildirdiğine göre Ebû Hureyre ve Ebû Saîd şöyle derler: Bir kişi Hicr Sûresini veya Kehf Sûresini okuyordu. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) gelince bu kişi sustu ve okumaz oldu. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Nefsimi kendisiyle beraber sabretmeye alıştırmam emredilen meclis budur" buyurdu. İbn Ebî Hâtim ve İbn Asâkir'in, Ömer b. Zer vasıtasıyla babasından bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ashâbından bir grubun yanına gitti. Aralarında Abdullah b. Revâha da bulunmaktaydı. Onlara Allah'ı hatırlatıyordu. Ancak Abdullah, Resûlullah'ı (sallallahü aleyhi ve sellem) görünce sustu. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Arkadaşlarına hatırlatmada bulun" buyurunca: "Yâ Resûlallah! Sen bunda daha fazla hak sahibisin" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Bilmiş olunuz ki, siz Allah'ın bana kendileriyle nefsimi sabretmeye alıştırmamı emrettiği kişilersiniz" buyurup: "Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın" âyetini okudu. Taberânî M. es-Sağîr'de ve İbn Merdûye'nin, Ömer b. Zer vasıtasıyla bildirdiğine göre Mücâhid, İbn Abbâs'ın şöyle dediğini bildirir: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Abdullah b. Revâha'ya rastlamıştı. O, ashâba Allah'ı hatırlatıyordu. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Bilmiş olunuz.ki, siz, Allah'ın bana kendileriyle birlikte nefsimi sabretmeye alıştırmamı emrettiği kişilersiniz" buyurdu. Sonra: "Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın" âyetini okudu ve şöyle devam etti: "Sizden bir grup böylesi mecliste oturduğu zaman onların sayısınca melekler kendileriyle beraber oturur. Onlar; Allah'ı tesbih ettiklerinde melekler de tesbih eder. Onlar Allah'a hamd ettiklerinde melekler de hamd eder. Onlar tekbir getirdiklerinde melekler de tekbir getirir. Sonra melekler her şeyi bilen Rabbin katına çıkarlar ve: «Ey Rabbimiz! Kulların seni tesbih ettiler, biz de ettik. Onlar seni ta'zîm ettiler biz de ettik. Onlar sana hamd ettiler biz de ettik» derler. Bunun üzerine Rabbimiz: «Ey melekler! Ben de onları bağışladığıma dair sizleri şahit tutuyorum» buyurur. Melekler: «Onların arasında filan kişi günahkârdır» dediklerinde, Allah: «Onlarla oturan kişiye eziyet edilmez» buyurur. " Ahmed'in bildirdiğine göre Ebû Umâme der ki: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kıssa anlatan birinin yanına gitti ve onu tutarak: "Anlat, böylesi bir mecliste sabahtan gün batımına kadar oturmam, benim için dört köle azad etmemden daha sevimlidir" buyurdu. Ebû Ya'la, İbn Merdûye, Delâil'de Beyhakî ve el-İbâne'de Ebû Nasr es- Siczî'nin bildirdiğine göre Ebû Saîd der ki: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) biz zayıf Müslümanların yanına gelmişti. Bir kişi de bize Kur'ân okuyup dua ediyordu. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Ümmetimden bazı kişilerle beraber nefsimi sabretmeye alıştırmamı emreden Allah'a hamd olsun" diye dua etti. Sonra: "Fakir Müslümanları müjdele, kıyamet gününde onlar için tam bir nur vardır. Çünkü onlar Cennete zenginlerden yarım gün önce yani beş yüz yıl önce gireceklerdir. Kendilerine Cennet nimetleri sunulurken zenginler hesapta olacaktır" buyurdu. Ahmed'in Zühd'de bildirdiğine göre Sâbit der ki: Selmân, Allah'ı zikreden bir topluluk ile beraberdi. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yanlarına uğrayınca sustular. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Ne diyordunuz?" diye sorunca: "Allah'ı zikrediyorduk" dediler. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Rahmetin üzerinize indiğini gördüm. Ben de sizinle ona ortak olmak istedim" buyurdu. Sonra: "Ümmetimden bazı kişilerle beraber nefsimi sabretmeye alıştırmamı emreden Allah'a hamd olsun" diye dua etti. Ahmed'in Enes'ten bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Hiçbir topluluk yoktur ki, Allah'ın rızasından başka bir şey gözetmeksizin Allah'ı zikretmek için toplanırsa, mutlaka gökyüzünden bir münadi: «Bağışlanmış olarak kalkın. Sizin kötülükleriniz iyiliklere çevrildi» diye nida eder" buyurmuştur. İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Nâfi' der ki: "Abdullah b. Ömer: «Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret» âyetini açıklarken: "Burada farz namazlarını cemaat olarak kılanlar kastedilmektedir" dedi. İbn Ebî Şeybe ve İbnu'l-Münzir, İbn Abbâs'tan aynısını bildirir. İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin, Amr b. Şuayb vasıtasıyla babasından bildirdiğine göre dedesi: "Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme" âyetini açıklarken: "Bu âyet sabah ve ikindi namazları hakkında nâzil olmuştur" dedi. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ubeydullah b. Abdillah b. Adiy b. el- Hiyâr bu âyeti açıklarken: "Burada Kur'ân okuyanlar kastedilmektedir" dedi. İbn Merdûye'nin Cuveybir vasıtasıyla Dahhâk'tan bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme" âyetini açıklarken şöyle dedi: "Bu âyet Umeyye b. Halef hakkında nâzil ölmüştür. Çünkü bu kişi Hazret-i Peygamber'i (sallallahü aleyhi ve sellem), Allah'ın sevmediği bir şeye davet ederek fakirleri kendisinden uzaklaştırıp Mekke'nin ileri gelenlerine yaklaşmasını istemiştir. Bunun üzerine Yüce Allah: "Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme" âyetini indirdi. Burada kalbi mühürlenen yani tevhîd etmeyen, şirk koşan ve Allah'ın emirlerinde haddi aşan kişiler kastedilmektedir. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Bureyde der ki: Uyeyne b. Hısn ve Selmân sıcak bir günde Hazret-i Peygamber'in (sallallahü aleyhi ve sellem) yanına geldiler. Selmân'ın üzerinde yünden bir elbise vardı. Selmân'ın yün elbisesinden ter kokusu gelmeye başlamıştı. Uyeyne: "Ey Muhammed! Biz yanına geldiğimiz zaman bunu ve bunun gibisini yanından çıkar. Bize eziyet etmesinler. Biz yanından çıktıktan sonra da onlarla istediğini yap" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah: "Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme" âyetini indirdi. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Rabî' der ki: Bize nakledildiğine göre Umeyye b. Halef dalgın ve ne dediğini bilmez iken Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ondan yüz çevirdi. Bunun üzerine Yüce Allah: "Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme" âyetini indirdi. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ashâbinin yanma döndü ve Umeyye'yi yalnız bıraktı. Selmân'ın arkadaşlarına Allah'ı hatırlattığını görüp: "Dünyadan ayrılmadan önce bana ümmetimden bazı kişileri gösterip, onlarla beraber nefsimi sabretmeye alıştırmamı emreden Allah'a hamd olsun" diye dua etti. İbn Ebî Hâtim'in, Muğîre vasıtasıyla bildirdiğine göre İbrâhîm(-i Nehaî): "Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol..." âyetini açıklarken: "Burada zikir ehli kastedilmektedir" dedi. İbn Ebî Şeybe ve İbnu'l-Münzir'in, Mansûr vasıtasıyla bildirdiğine göre İbrâhîm(-i Nehaî): "Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz ve işinde aşırı giderek hevesine uyan kimseye uyma" âyetini açıklarken: "Onları zikirden uzaklaştırma, mânâsındadır" dedi. İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ebu Câfer bu âyeti açıklarken: "Ashâbına karşı nefsini sabra alıştırmak ve onlara Kur'ân'ı öğretmekle emrolundu" dedi. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Dua edenlerle birlikte ol..." âyetini açıklarken: "Burada Rablerine ibadet edenler kastedilmektedir" dedi. "...Gözlerini onlardan ayırma..." âyeti hakkında ise: "Onları bırakıp başka yöne dönme, mânâsındadır" dedi. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ebu Hâşim bu âyeti açıklarken: "Helal ve haramda birbirlerine üstünlük taslarlardı" dedi. Hakîm et-Tirmizî'nin bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr: "Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret..." âyetini açıklarken: "Burada helal ve haram konusunda karşılıklı bilgi alışverişi kastedilmektedir" dedi. Beyhakî'nin Şuabu'l-İmân'da bildirdiğine göre İbrâhîm(-i Nehaî) ve Mücâhid: "Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret..." âyetini açıklarken: "Burada beş vakit namaz kastedilmektedir" dedi. İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Cüreyc der ki: "Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz ve işinde aşırı giderek hevesine uyan kimseye uyma" âyeti Uyeyne b. Hısn hakkında nâzil olmuştur. Bu kişi Müslüman olmadan önce Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem): "Selmân el-Fârisi'nin kokusu beni rahatsız etti. Bize, seninle oturduğumuz zaman bunlarla bir araya gelmeyeceğimiz bir meclis ayarla. Onlara da seninle oturacakları başka bir meclis ayarla ki, onlarla bir araya gelmeyelim" dedi. Bunun üzerine bu âyet nâzil oldu. İbn Ebî Şeybe, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Aşırı giderek hevesine uyan kimse..." âyetini açıklarken: "Burada ihmalkâr kişi kastedilmektedir" dedi. |
﴾ 28 ﴿