39"Benî mal ve evlât bakımından daha az (yetersiz) görsen bile, sen bahçene girdiğin zaman: «Mâşaallah! Allah'tan başka kuvvet yoktur» deseydin olmaz mıydı?" Saîd b. Mansûr, İbn Ebî Hâtim ve Şuabu'l-İmân'da Beyhakî'nin bildirdiğine göre Urve malından hoşuna gidecek bir şey gördüğü zaman veya bahçelerinden birine girdiği zaman: "Mâşaallah! Allah'tan başka kuvvet yoktur" derdi. Allah'ın: "Beni mal ve evlât bakımından daha az (yetersiz) görsen bile, sen bahçene girdiğin zaman: «Mâşaallah! Allah'tan başka kuvvet yoktur» deseydin olmaz mıydı?" âyeti da bu şekilde tevil edilmektedir. İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ziyâd b. Sa'd der ki: İbn Şihâb (ez-Zührî) mallarının yanına girdiği zaman: "Mâşaallah! Allah'tan başka kuvvet yoktur" derdi. Allah'ın: "Beni mal ve evlât bakımından daha az (yetersiz) görsen bile, sen bahçene girdiğin zaman: «Mâşaallah! Allah'tan başka kuvvet yoktur» deseydin olmaz mıydı?" âyeti da bu şekilde tevil edilmektedir. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mutarrif der ki: (İmam) Mâlik evine girdiği zaman: "Mâşaallah" derdi. Mâlik'e: "Bunu niye diyorsun?" dediğimde: "Allah'ın: "...Sen bahçene girdiğin zaman: "Mâşaallah..." deseydin..." âyetini işitmedin mi?" karşılığını verdi. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Hafs b. Meysere der ki: Vehb b. Münebbih'in kapısına: "Mâşaallah! Allah'tan başka kuvvet yoktur" yazılmış olduğunu gördüm. Bu da Allah'ın: "...Sen bahçene girdiğin zaman: «Mâşaallah...» deseydin" buyruğudur. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Amr b. Murre der ki: "Duaların en güzellerinden biri, kişinin: "Mâşaallah" demesidir. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbrâhîm b. Edhem: "Kişinin bir şey istemesi anında: "Mâşaallah" demesinden daha fazla kabul edilecek bir şey yoktur" dedi. Abdullah b. Ahmed'in Zühd'de bildirdiğine göre Yahya b. Süleym et-Tâifî, adını da verdiği birinden naklen şöyle der: "Mûsa (aleyhisselam) Rabbinden bir şey istedi ve bu isteği kendisine gecikti. Mâşaallah dediği zaman da bu isteğini önünde buldu. Sonra: "Ey Rabbim! Ben bunu filan filan zamandan beri istemekteyim. Ancak bana bunu şimdi verdin" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah ona: "Ey Mûsa! İhtiyacını isteyeceğin zaman: «Mâşaallah» ifadesinden daha fazla kabul edilen bir şeyin olmadığını bilmiyor musun?" diye vahyetti. Ebû Ya'la, İbn Merdûye ve Şuab'da Beyhakî'nin Enes'ten bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Allah, kuluna aile, mal ve çocuklarda bir nimet verdiği zaman: «Mâşaallah! Allah'tan başka kuvvet yoktur» derse, eceli gelinceye kadar Allah bütün afetleri kendisinden uzaklaştırır" buyurdu ve: "...Sen bahçene girdiğin zaman: "Mâşaallah! Allah'tan başka kuvvet yoktur..." âyetini okudu. İbn Ebî Hâtim'in başka bir kanalla bildirdiğine göre Enes: "Kişi malından bir şey görüp de onu beğendiği zaman: "Mâşaallah! Allah'tan başka kuvvet yoktur" derse, o mala asla bir zarar gelmez" dedi ve: "Beni mal ve evlât bakımından daha az (yetersiz) görsen bile, sen bahçene girdiğin zaman: «Mâşaallah! Allah'tan başka kuvvet yoktur» deseydin olmaz mıydı?" âyetini okudu. Beyhakî Şuab'da, Enes'ten hadisi Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) dayandırarak aynısını bildirir. İbn Merdûye'nin Ukbe b. Âmir'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Allah kişiye bir nimet verir de kişi bu nimetin sürekli kalmasını isterse: «Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)» demeyi çoğaltsın" buyurdu. Sonra: "Beni mal ve evlât bakımından daha az (yetersiz) görsen bile, sen bahçene girdiğin zaman: «Mâşaallah! Allah'tan başka kuvvet yoktur» deseydin olmaz mıydı?" âyetini okudu. Ahmed'in bildirdiğine göre Ebû Hureyre der ki: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), bana: "Sana Arş'ın altında olan Cennet hazinelerinden bir hazineyi haber vereyim mi?" buyurduğunda: "Olur, ver" dedim. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): " «Lâ kuvvete illâ billâh (-Kuvvet ancak Allah'a mahsustur)» demendir" buyurdu." Amr b. Meymûn, Ebû Hureyre'ye: "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Güç ve kuvvet ancak Allah'amı mahsustur) şeklinde değil midir?" deyince: "Hayır, Kehf Sûresi'nde: «Sen bahçene girdiğin zaman: "Mâşaallah! Allah'tan başka kuvvet yoktur...» şeklindedir" karşılığını verdi. İbn Mende M. es-Sahâbe'de Hammâd b. Seleme vasıtasıyla Simâk b. Harb'dan bildirdiğine göre Cerîr der ki: Ben İran'a gitmiştim. Orada: "Mâşaallah! Allah'tan başka kuvvet yoktur" dedim. Böyle dediğimi işiten bir kişi: "Gökyüzünde işittiğim zamandan beri bir daha işitmediğim bu kelimeler de nedir?" dedi. Ona: "Gökyüzünde işittiğin şey nedir?" dediğimde, şöyle anlattı: Ben Kisra ile beraberdim. Beni bir işi için bir yere göndermişti. Gönderdiği yere gidip geri geldiğimde şeytan benim kılığıma girmiş ve hanımımla beraber olmuştu. Şeytan bana görünüp: "Hanımın bir gün senin, bir günde benimdir. Ya kabul edersin ya da helak olursun" dedi. Ben de kabul ettim. Bunun üzerine o da benimle oturup sohbet etmeye başladı. Bir gün bana: "Ben gizlice (meleklerin ne dediğini) dinleyen biriyim. Bu gün de dinleme sırası bendedir" dedi. Ona: "Ben de seninle gelebilir miyim?" dediğimde: "Olur, gelebilirsin" dedi ve hazırlandı. Sonra bana: "Yelemden tut" dedi. Ben de yelesinden tutunca gökyüzüne ulaşıncaya kadar çıktı. Orada biri: "Mâşaallah! Allah'tan başka kuvvet yoktur" diyordu. Bunun üzerine şeytanlar yüzüstü aşağı düştü. Ben de onlarla beraber düştüm. Sonra ailemin yanına gittim. Bir müddet sonra şeytan tekrar gelince: "Mâşaallah! Allah'tan başka kuvvet yoktur" demeye başladım. Şeytan da bu kelimelerle sinek gibi olana kadar eridi. Sonra: "Onu ezberledin ha!" dedi ve bir daha gelmedi. Ahmed'in Zühd'de bildirdiğine göre Yahya b. Süleym bir hocasından şöyle nakleder: "Meleklerin gizlice laf dinleyen şeytanları azarlayacağı kelime: «Mâşaallah» kelimesidir." Ebû Nuaym'ın Hilye'de bildirdiğine göre Safvân b. Süleym: "Hiçbir melek: «Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)» demeden gökyüzüne çıkamaz" dedi. İbn Merdûye'nin, Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "«Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)» ifadesi en hafifi üzüntüyü gidermek olmak üzere doksan dokuz derde çaredir" buyurmuştur. İbn Merdûye, Hatîb ve Deylemî'nin değişik kanalla İbn Mes'ûd'dan bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Cibrîl'in bana bildirdiğine göre: «Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)» ifadesinin tefsiri: «Alah'a karşı masiyeti terketmek, ancak Allah'ın gücü ile olur. Allah'a karşı itaat te ancak Allah'ın yardımı ile olur» şeklindedir. " İbn Ebî Şeybe, Ahmed ve Nesâî'nin bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Muâz b. Cebel'e: "Sana Cennet kapılarından bir kapıyı göstereyim mi?" buyurunca, Muâz b. Cebel: "Olur, nedir o?" diye sordu. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)" karşılığını verdi. İbn Sa'd, Ahmed, Tirmizî ve Nesâî'nin bildirdiğine göre Kays b. Sa'd b. Ubâde'yi, babası hizmet etmesi için Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) vermişti. O şöyle dedi: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) çıkıp geldikten sonra ben namazımı kılıp uzandım. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) beni ayağıyla dürterek: "Sana Cennet kapılarından bir kapıyı göstereyim mi?" buyurdu. Ben: "Olur, göster" dediğimde: "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)" buyurdu. Ahmed'in, Ebû Umâme'den bildirdiğine göre Hz, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebû Zer'e: "Ey Ebû Zeri Sana Cennet hazinelerinden bir kelime öğreteyim mi?" buyurdu. Ebû Zer: "Olur, öğret" deyince, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "«Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)» de" buyurdu. İbn Ebî Şeybe ve Ahmed'in Ebû Zer'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Sana Cennet hazinelerinden bir hazine göstereyim mi? «Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)» demendir" buyurmuştur. İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Ebû Eyyûb el-Ensârî der ki: "Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bana çokça: "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)" dememi emretti. Çünkü bu, Cennet hazinelerinden bir hazinedir. İbn Ebî Şeybe'nin, Zeyd b. Sâbit'ten bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Size Cennet hazinelerinden bir hazine göstereyim mi? Çokça: «Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)» deyin" buyurdu. İbn Ebî Şeybe'nin Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "«Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (-Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)» ibaresi, Cennet hazinelerinden bir hazinedir" buyurdu. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)" ifadesi hakkında: "Allah'a itaatle amel etmemiz ancak Allah'ın gücü ile olur. Allah'ın gücü olmadan da masiyetleri terk etmeye gücümüz yetmez" dedi. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Züheyr b. Muhammed'e: "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)" ifadesinin açıklaması sorulunca: "Sevdiğiniz bir şeyi ancak Allah'ın gücüyle alırsınız. Sevmediğiniz şeylerden de ancak Allah'ın yardımıyla korunuzsunuz, mânâsındadır" dedi. |
﴾ 39 ﴿