46

"Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Ama baki kalacak salih ameller, sevab olarak da, emel olarak da, Rabbinin katında daha hayırlıdır."

İbn Ebî Hâtim ve Hatîb'in bildirdiğine göre Süfyân es-Sevrî der ki: "Mâl diye adlandırılmasının sebebi insanlara meyletmesinden, dünya dîye adlandırılması îse onlara yaklaşmasından (çekici olmasından) dolayıdır, denilirdi."

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İyâd b. Ukbe'nin Yahya adında bir oğlu ölmüştü. İyâd b. Ukbe onu mezara indirdiği zaman bir kişi: "Vallahi bu, ordunun ileri gelenlerinden idi, onun sevabını Allah'tan iste" dedi. İyâd b. Ukbe: "Sevabını Allah'tan istememe engel nedir? O dün (benim) dünya zinetinden iken bu gün baki kalacak salih amellerden oldu" karşılığını verdi.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ali b. Ebî Tâlib: "Mal ve oğullar dünya kazancıdır. Salih ameller ise âhiret kazancıdır. Allah bunları bazı kavimler için birleştirmiştir" dedi.

İbn Ebî Şeybe ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Ama baki kalacak salih ameller..." âyetini açıklarken: "(Baki kalacak işler) Sübhanallah, el-Hamdulillah, Lâ ilahe illallah ve Allahü ekber (=Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur, ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür) demektir" dedi.

Saîd b. Mansûr, Ahmed, Ebû Ya'la, İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim, İbn Hibbân, Hâkim ve İbn Merdûye'nin, Ebû Saîd el-Hudrî'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Baki olan salih amelleri çokça işleyin" buyurdu. Ashâb: " Resûlallah! Bu salih ameller nedir?" diye sorunca: "Tekbir; tehlil, tesbih, tahmîd etmek ve «Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)» demektir" buyurdu.

Saîd b. Mansûr, Ahmed ve İbn Merdûye'nin, Nu'mân b. Beşîr'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Bilmiş olunuz ki, Sübhanallah, el-Hamdulillah, Lâ ilahe illallah ve Allahu ekber (=Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur, ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür) demek, baki olan salih amellerdir" buyurdu.

Nesâî, İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim, M. es-Sağîr'de Taberânî, Hâkim, İbn Merdûye ve Beyhakî'nin, Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Kalkanlarınızı alın" buyurunca, ashab: " Resûlallah! Görünen bir düşman mı var?" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Hayır, cehenneme karşı kalkanlarınızı alın. Sübhanallah, el-Hamdulillah, Lâ ilahe illallah ve Allahu ekber (=Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur, ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür) deyin. Çünkü bunlar kıyamet gününde önümüzde; arkamızda ve yanlarınızda bulunacaktır. Bunlar baki olan salih amellerdir" karşılığını verdi.

Taberânî, İbn Şâhin et-Terğîb fi'z-Zikr'de ve İbn Merdûye'nin Ebu'd- Derdâ'dan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

"Sübhanallah, el-Hamdulillah, Lâ ilahe illallah, Allahu ekber ve Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur; ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur) ifadeleri, baki olan salih amellerdir. Bunlar günahları ağaçların yapraklarını dökmesi gibi döker. Yine bunlar Cennet hazinelerindendir."

İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Enes b. Mâlik der ki: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kuru bir ağacın yanından geçerken onun dalından bir dal tuttu (ve salladı). Daldaki yapraklar dağılıp savrulunca şöyle buyurdu: "Canım elinde olana yemin olsun ki, Sübhanallah, el-Hamdulillah, Lâ ilahe illallah ve Allahu ekber (=Hamd ona mahsustur, ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür) diyen kişinin günahları üzerinden, bu yaprakların dalından dağılıp gitmesi gibi dökülür ve dağılıp gider. Allah, Kitab'ında bunların baki olan salih ameller olduğunu buyurmaktadır."

Ahmed'in, Enes'ten bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Sübhanallah, el-Hamdulillah, Lâ ilahe illallah ve Allahu ekber (=Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur, ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür) ifadeleri ağacın yapraklarını dökmesi gibi kişinin günahlarını çırpıp döker" buyurmuştur.

İbn Ebî Şeybe, Müslim, Nesâî ve el-Esmâ ve's-Sıfât'ta Beyhakî'nin Semure b. Cundub'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Allah katında: «el-Hamdulillah, Sübhanallah, Lâ ilahe illallah ve Allahu ekber (=Hamd ona mahsustur, Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür)» sözlerinden daha sevilen sözler yoktur. Bunlar dörttür. Daha da üzerlerine bir şeyler ekleyerek benim söylediğimi nakletmeyin. Hangisinden başlarsanız başlayın bir zararı yoktur."

İbn Merdûye'nin Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Gecenin zorluğundan ve düşmanla mücadeleden aciz kalsanız bile: «Sübhanallah, el-Hamdulillah, Lâ ilahe illallah ve Allahu ekber (=Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur, ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür)» demekten aciz kalmayın. Zira bunlar baki olan salih amellerdir."

İbn Merdûye'nin Enes'ten bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Cehenneme karşı kalkanlarınızı alın ve: «Sübhanallah, el- Hamdulillah, Lâ ilahe illallah, Allahu Ekber ve Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh . (=Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur, ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)» deyin. Çünkü bunlar (kıyamet gününde) önümüzde ve arkamızda bulunacaktır. Bunlar kurtarıcı ve baki olan salih amellerdir."

İbn Ebî Şeybe, İbnu'l-Münzir ve İbn Merdûye'nin Hazret-i Âişe'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) günün birinde ashabına iki veya üç defa: "Kalkanlarınızı alın" buyurmuştur. Ashâb: "Hazır olan düşmana karşı mı?" diye sorunca, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Hayır, cehenneme karşı: «Sübhanallah, el-Hamdulillah, Lâ ilahe illallah, Allahu ekber ve Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur, ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)» deyin. Çünkü bunlar kıyamet gününde önünüzde ve arkanızda kurtarıcı olarak gelecektir. Onlar baki olan salih amellerdir."

İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin Hazret-i Ali'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Kişinin baki olan salih amelleri: "Lâ ilahe illallah, Allahu Ekber ve Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Allah'tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur) demesidir" buyurmuştur.

İbn Merdûye'nin Dahhâk vasıtasıyla İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Eğer geceye yenik düşer ve (gece namazına) kalkamazsanız, aciz kalıp gündüz oruç tutamazsanız, cimrileşip malınızdan vermezseniz ve korkak olup. düşmanla savaşmazsanız çokça: «Sübhanallah, Elhamdülillah, Lâ ilahe illallah, Allahu Ekber (-Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur, ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür)» deyin. Çünkü bunlar baki olan salih amellerdir."

Taberânî'nin bildirdiğine göre Sa'd b. Cünâde der ki: Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) gittim ve Müslüman oldum. O bana Zilzâl,, Kâfirûn, İhlâs sûreleri ile "Sübhanallah, el-Hamdulillah, Lâ ilahe illallah, Allahu ekber (=Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur, ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür)" sözlerini öğretti. Sonra da: "Bunlar baki olan salih amellerdir" buyurdu.

Ahmed, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Osman b. Affân'a: "Baki olan salih ameller nedir?" diye sorulunca: "Lâ ilahe illallah, Allahu Ekber, Sübhanallah ve Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (Allah'tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)" karşılığını verdi.

Buhârî Târih'te ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Ömer'e baki olan salih ameller sorulunca: "Lâ ilahe illallah, Allahu Ekber, Sübhanallah ve Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (Allah'tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur)" karşılığını verdi.

İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Baki kalacak salih ameller..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Cennette sahibine baki kalacak ameller şunlardır: Allah'ı zikretmek, Lâ ilahe illallah, Allahu Ekber, Sübhanallah, Elhamdülillah, Tebârekellahu, Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh, (=Allah'tan başka ilah yoktur.

Allah en büyüktür. Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur. Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur. Allah yücedir) demek, Allah'a istiğfar etmek, Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) salâtü selam getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, sadaka vermek, köle azad etmek, cihad etmek, akrabalık bağını kesmemek ve bütün güzel amellerdir."

İbn Ebî Şeybe ve Ahmed'in Zühd'de bildirdiğine göre Saîd b. el-Müseyyeb der ki: Sa'd b. Ebî Vakkâs'ın yanında idik. O bir süre sustuktan sonra: "Bu suskunluk anında, Nil ve Fırat nehirlerinin suladığı şeylerden daha hayırlı şeyler söyledim" dedi. Ona: "Ne dedin?" diye sorulunca: "Sübhanallah, Elhamdülillah, Lâ ilahe illallah ve Allahu Ekber (=Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur, ondan başka ilah yoktur. Allah en. büyüktür)" dedim" karşılığını verdi.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Baki kalacak salih ameller..." âyetini açıklarken: "Burada tatlı sözler kastedilmektedir" dedi.

İbn Ebî Şeybe'nin, Nu'mân b. Beşîr'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Allah'ın Celâlim zikrederek edilen tesbîh, tahmîd, tekbîr ve tehlîller Arş'ın etrafında dönerler. Bu kelimelerin Arş'ta, arı kovanı uğultusu gibi uğultuları vardır. Onlar Arş'ta sahipleriyle beraber zikredilirler. Sizden biriniz Rahmân'ın katında biri tarafından sürekli zikredilmeyi sevmez mi?" buyurdu.

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Abdullah b. Ebî Evfa der ki: Bir kişi Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) gelerek Kur'ân'dan bir şey öğrenmeye gücünün yetmediğini söyleyip sevap olarak Kur'ân okuma sevabına eşit bir şeylerin olup olmadığını sordu. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Sübhanallah, Elhamdülillah, Lâ ilahe illallah, Allahu Ekber ve Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (=Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur, ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur) de" buyurdu.

İbn Ebî Şeybe'in Mûsa b. Talha'dan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Bazı sözler vardır ki, kul onları söylediği zaman melekler o kelimeleri kanatları üstüne alır ve göklere yükselir. Bu kelimeleri Rahmân'ın huzuruna getirene kadar yanlarından geçtikleri her melek topluluğu mutlaka o kelimelere ve onları söyleyenlere dua ederler. Bu kelimeler: «Sübhanallah, Elhamdülillah, Lâ ilahe illallah, Allahu Ekber ve Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh ve Sübhanallahi berâetün ani's-sûi (=Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur,- ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur. Sübhânallah, kötülükten kurtuluş beratıdır)» sözleridir."

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Hasan el-Basrî der ki: Bir kişi rüyasında bir münadinin gökyüzünde: "Ey insanlar! Yardım silahlarınızı alınız" diye nida ettiğini işitti. Bunun üzerine insanlar silahlanmaya başladı. Hatta bazıları sopa ile geliyordu. Münadi bir daha gökyüzünden: "Bu yardım silahlarınız değildir" diye nida etti. Yeryüzünden bir kişi: "Yardım silahı nedir?" diye sorunca, münadi: "Sübhanallah, Elhamdülillah, Lâ ilahe illallah ve Allahu Ekber (=Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur, ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür)" sözleridir" karşılığını verdi.

İbn Ebî Şeybe'nin, Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "«Sübhanallah, Elhamdülillah, Lâ ilahe illallah ve Allahu Ekber (=Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur, ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür)» demem, benim için üzerine güneş doğan her şeyden daha sevgilidir" buyurdu.

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Abdullah b. Mes'ûd: "Sübhanallah, Elhamdülillah, Lâ ilahe illallah ve Allahu Ekber (=Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur, ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür)" demem, benim için bunların sayısınca altın para tasadduk etmemden daha sevimlidir" dedi.

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Abdullah b. Amr: "Sübhanallah, Elhamdülillah, Lâ ilahe illallah ve Allahu Ekber (=Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. Hamd ona mahsustur, ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür)" demem, benim için bunların sayısınca donanımlı atları Allah yolunda savaşanlara vermemden daha sevgilidir" dedi.

Abdullah b. Ahmed'in Zühd'ün zevaidi olarak bildirdiğine göre Ebû Hureyre der ki: "Kim içinden gelerek: "Elhamdulillahi Rabbil-Âlemin (=Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur)" derse, Allah ona otuz sevap yazar ve otuz günahını siler. Kim: "Allahu Ekber (=Allah en büyüktür)" derse, Allah ona yirmi sevap yazar ve yirmi günahını siler. Kim: Sübhanallah (=Allah bütün eksikliklerden münezzehtir) derse, Allah ona yirmi sevap yazar ve yirmi günahını siler. Kim: "Lâ ilahe illallah (Allah'tan başka ilah yoktur) derse, Allah ona yirmi sevap yazar ve yirmi günahını siler.

İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs'tan bildirir: "...Baki kalacak salih ameller.." âyeti ile: "...İyilikler kötülükleri giderir..." buyruğunda bahsedilen salih amel ile iyilikten kasıt, beş vakit namazdır."

İbn Ebî Şeybe, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde: "...Baki kalacak salih ameller..." âyetini açıklarken: "Allah'a itaat üzeri yapılan her şey, baki kalacak salih amellerdendir" dedi.

İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Katâde'ye baki kalacak salih ameller sorulunca: "Allah rızası gözetilerek yapılan her şey, baki kalacak salih amellerdendir" dedi.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr: "...Sevab olarak da... Rabbinin katında daha hayırlıdır" âyetini açıklarken: "Mükafatın, müşriklerin cezasından daha hayırlıdır, mânâsındadır" dedi.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde: "...Emel olarak da, Rabbinin katında daha hayırlıdır" âyetini açıklarken: "Her amel işleyen için bir emel vardır. Mümin kişi, emeli olanların içinde en hayırlı olandır" dedi.

46 ﴿