11"«Rabbim! Öyleyse bana bir alamet ver» dedi. Allah: «Senin alametin, sağlam ve sıhhatli olduğun halde üç gün üç gece insanlarla konuşamamandır» buyurdu. Bunun üzerine mihraptan çıkıp milletine: «Sabah akşam Allah'ı tesbih edin» diye işarette bulundu." Abd b. Humeyd, İbnu'l-Munzir ve Hâkim'in bildirdiğine göre Nevf: "Rabbim! Öyleyse bana bir alamet ver..." âyetini açıklarken: "Benim duama icabet ettiğine dair bana bir alamet ver, anlamındadır" demiştir. "...Senin alametin, sağlam ve sıhhatli olduğun halde üç gün üç gece insanlarla konuşamamandır" âyetini açıklarken de şöyle demiştir: "Bunun üzerine Hazret-i Zekeriya'nın herhangi bir hastalık ve rahatsızlığı olmadığı halde diline mühür vuruldu ve bu şekilde insanlarla üç gün boyunca konuşamadı." İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Senin alametin, sağlam ve sıhhatli olduğun halde üç gün üç gece insanlarla konuşamamandır" âyetini açıklarken: "Bunun üzerine bu yönde herhangi bir hastalığı olmadan dili tutuldu" demiştir. İbnu'l-Munzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Üç gün üç gece insanlarla konuşamamandır" âyetini açıklarken: "Dili tutulmadan üç gün üç gece insanlarla konuşmamasıdır" dermiştir. Abd b. Humeyd, İkrime ile Dahhâk'tan aynısını zikreder. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Mücâhid: "...Üç gün üç gece insanlarla konuşamamandır" âyetini açıklarken: "Konuşmasına engel olacak herhangi bir hastalığı olmadan, sağlam ve sıhhatli iken konuşmamasıdır" demiştir. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Zeyd bu âyeti açıklarken şöyle demiştir: "Hazret-i Zekeriya'nın dili tutuldu ve kimseyle konuşamadı. Ancak Allah'ı tesbih edip Tevrat'ı okuyabiliyordu. İnsanlarla konuşmak istediği zaman ise bunu yapamıyordu." İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Zeyd: "Bunun üzerine mihraptan çıkıp..." âyetini açıklarken: "Burada mihraptan kasıt namazgâhıdır" demiştir. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Sabah akşam Allah'ı tesbih edin, diye işarette bulundu" âyetini açıklarken: "İşaretten (vahiyden) kasıt onlara bu yönde bir yazı yazmasıdır" demiştir. İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: "...Sabah akşam Allah'ı tesbih edin, diye işarette bulundu" âyetini açıklarken: "Bunu yere yazarak onlara anlattı" demiştir. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Süddî: "...Sabah akşam Allah'ı tesbih edin, diye işarette bulundu" âyetini açıklarken: "İşaretten (vahiyden) kasıt, onlara bu yönde bir yazı yazmasıdır" demiştir. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Nevf: "...Sabah akşam Allah'ı tesbih edin, diye işarette bulundu" âyetini açıklarken: "İşaretten (vahiyden) kasıt, onlara bu yönde bir yazı yazmasıdır" demiştir. Abdurrezzâk ve Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Hakem: "...Sabah akşam Allah'ı tesbih edin, diye işarette bulundu" âyetini açıklarken: "İşaretten (vahiyden) kasıt onlara bu yönde bir yazı yazmasıdır" demiştir. İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbnu'l-Munzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: (.....) âyetini: "Zekeriya onlara işaret etti" şeklinde açıklamıştır. Saîd b. Mansûr, Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Muhammed b. Ka'b: (.....) âyetini: "Zekeriya tesbih etmelerini onlara işaretle anlattı" şeklinde açıklamıştır. Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr: (.....) âyetini: "Bunu onlara imayla anlattı" şeklinde açıklamıştır. İbn Ebî Hâtim ve Hâkim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Sabah akşam Allah'ı tesbih edin, diye işarette bulundu" âyetini açıklarken: "Sabah akşam onlara namazı emretti" demiştir. Abdurrezzâk ve Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Katâde: "...Sabah akşam Allah'ı tesbih edin, diye işarette bulundu" âyetini açıklarken: "Sabah akşam onlara namazı emretti" demiştir. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ebu'l-Âliye: "...Sabah akşam Allah'ı tesbih edin, diye işarette bulundu" âyetini açıklarken: "Sabah tesbihi sabah namazı, akşam tesbihi ise ikindi namazıdır" demiştir. |
﴾ 11 ﴿