37"Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur. Allah'ın çocuk edinmesi düşünülemez. O, bundan yücedir, uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece «ol» der ve o da oluverir. Şüphesiz, Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk edin. Bu, dosdoğru bir yoldur. Sonra gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük güne şahit olunduğu zamanda vay o kâfirlerin haline!" İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre..." âyetini açıklarken: "Burada hak'tan kasıt Yüce Allah'tır" demiştir. Abdurrezzâk ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde: "Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur" âyetini açıklarken şöyle demiştir: İsrail oğulları bir araya geldiler ve her bir kavimden en âlimi seçmek suretiyle aralarından dört kişi çıkardılar. Bu dört kişi de Hazret-i İsa'nın vefatından sonra onun hakkında tartışmaya başladılar. İçlerinden biri: "O Allah'tı. Yeryüzüne inip dirilecekleri diriltti, ölecekleri de öldürdü. Daha sonra da tekrar semaya çıktı" dedi. Bunlar Yakubîlerdir. Adamın bu sözü üzerine diğer üç kişi: "Yalan söyledin!" karşılığını verdiler. Sonra diğer üç kişiden ikisi diğerine: "Bu konuda sen fikrini söyle" dediklerinde adam: "O, Allah'ın oğludur" dedi. Bu görüşte olanlar da Nasturîlerdir. Adamın bu sözü üzerine adamın fikrini soran iki kişi: "Yalan söyledin" karşılığını verdiler. Bu iki kişiden biri diğerine: "Sen bu konudaki fikrini söyle" deyince, adam: "O, üç ilahtan biridir. Bu ilahlardan biri Allah, diğeri İsa, bir diğeri de annesidir" dedi. Bu görüşte olanlar da İsrailîlerdir. Adamın bu söz üzerine fikrini söylemeyen dördüncü kişi: "Yalan söyledin! O, Allah'ın kulu, Resûlü, ruhudur ve O'nun sözüdür" karşılığını verdi. Bu görüşte olanlar da Müslümanlardır. Bu dört adamdan her birinin de bu konudaki düşüncesine göre taraftarları oldu. Bunlar birbirleriyle savaştılar. Sonuçta Müslümanlar galip geldi. "...İnsanlardan adaleti emredenleri öldürenlere elem verici bir azabı müjdele" âyetinde bahsedilen de budur. Yüce Allah bunlar hakkında yine: "Sonra gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler..." buyurmuştur. Hazret-i İsa hakkında ihtilafa düşüp fırkalara ayrıldılar. Konuyu tartışırken Müslüman olan kişi onlara: "Doğruyu söyleyin! İsa'nın yemek yediğini, ama Yüce Allah'ın yemek yemeyeceğini biliyorsunuz değil mi?" diye sorunca, onlar: "Allah için söylemek gerekirse evet, biliyoruz" dediler. Müslüman olan kişi: "İsa'nın uyuduğunu, ama Yüce Allah'ın uyumadığını da biliyorsunuz değil mi?" diye sorunca, onlar: "Allah için söylemek gerekirse evet, biliyoruz" dediler. Müslümanlar bu konuda onlarla bu şekilde tartışınca birbirleriyle bir savaşa girdiler. Bize anlatılana göre o zamanlar Müslümanlar yenilip Yakubîler galip gelmişti. Yüce Allah da bu konuda Kur'ân'da: "...Büyük güne şahit olunduğu zamanda vay o kâfirlerin haline!" buyurmuştur. Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Sonra gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler..." âyetini açıklarken: "Bunlar Ehl-i kitâb'dan olanlardır" demiştir. |
﴾ 37 ﴿