47

"Kıyamet günü adalet terazileri kurarız. Artık hiç kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile yapılanı ortaya koyarız. Hesap gören olarak biz yeteriz."

Ahmed, Tirmizî, İbn Cerîr Tehzîb'de, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, İbn Merdûye ve Beyhakî Şuabu'l-îman'da Hazret-i Âişe'den bildirir: Adamın biri Allah Resûlü'ne (sallallahü aleyhi ve sellem) geldi ve: " Resûlallah! Bana hiyanet eden, yalan söyleyen ve asi olan iki tane kölem var. Buna karşılık ben de onları dövüyor ve sövüp sayıyorum. Bu yaptığımdan dolayı hesapta benim durumum nedir?" diye sordu. Allah Resulü (sallallahü aleyhi ve sellem) şu karşılığı verdi: "Sana olan hiyanetleri, isyanları ve yalanları ile buna karşılık onlara verdiğin ceza hesaplanacak, şayet verdiğin ceza onların suçlarına oranla daha az ise senin onlardan alacağın olur. Verdiğin ceza onların suçlarına denk ise hesabınız baş başa gelecek ne lehinde, ne de aleyhinde bir durum olacaktır. Ancak verdiğin ceza suçlarına oranla daha fazla ise kısas yapılarak bu fazlalık senden alınacaktır." Bu cevabı duyan adam feryat figan ağlamaya başlayınca, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Allah'ın Kitâb'ında: «Kıyamet günü adalet terazileri kurarız. Artık hiç kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile yapılanı ortaya koyarız. Hesap gören olarak biz yeteriz»âyetini okumaz mısın?" buyurdu. Bunun üzerine adam: " Resûlallah! Onlardan ayrılmadan başka bir çözüm görmüyorum. Sen de şahit ol ki artık özgürdürler" dedi.

Hakîm et-Tirmizî Nevâdiru'l-Usûl'de ve İbn Ebî Hâtim, Rifâ'a b. Râfi' ez- Zurakî'den bildirir: Adamın biri: " Resûlallah! Kölelerimizi bazen dövmemiz konusunda ne dersin?" diye sorunca, Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) (sallallahü aleyhi ve sellem): "Suçları ve onlara verdiğiniz ceza teraziye vurulur. Şayet cezanız onların işlediği suçtan daha ağır gelirse haklarını sizlerden alırlar" buyurdu. Adam: "Onlara sövmemiz konusunda ne dersin?" diye sorunca, Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem): "Suçları ve onlara verdiğiniz eziyet teraziye vurulur. Şayet eziyetiniz onların işlediği suçtan daha ağır gelirse haklarını sizlerden alırlar" buyurdu. Adam: " Resûlallah! Peki, çocuklarmızı bazen dövmemiz konusunda ne dersin?" diye sorunca, Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) (sallallahü aleyhi ve sellem): "Çocukların konusunda kınanacak değilsin! Zira sen tok bir şekilde rahatken onların aç kalmasına, sen güzel giysiler içinde iken onların çıplak olmasına gönlün razı olacak değildir" buyurdu.

Hakîm et-Tirmizî, Zeyd b. Eslem'den bildirir: Adamın biri: " Resûlallah! Kölelerin dövülmesi konusunda ne dersin?" diye sorunca, Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem): "Şayet hakediyorlarsa ve yerinde ise dövülebilir, aksi taktirde kıyamet gününde kısasla hakkını sizlerden alır" buyurdu. Adam: " Resûlallah! Onlara sövülmesi konusunda ne dersin?" diye sorunca, Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) (sallallahü aleyhi ve sellem): "Bunda da aynı şey geçerlidir" karşılığını verdi. Adam: " Resûlallah! Ama kendi çocuklarımızı da cezalandırıyor veya onlara sövüyoruz" deyince, Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) (sallallahü aleyhi ve sellem): "Kölelerinizin durumu çocuklarınız gibi değildir. Zira bu konuda çocuklarınızdan dolayı kınayacak değilsiniz" buyurdu.

Hakîm et-Tirmizî, Ziyâd b. Ebî Ziyâd'dan bildirir: Adamın biri: " Resûlallah! Benim malım da, hizmetçilerim de var. Bazen kızıyorum ve bu hizmetçilere saldırıp sövüyor ve dövüyorum" deyince, Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) (sallallahü aleyhi ve sellem): "Bu hizmetçinin suçu ile ona verdiğin ceza tartılır. Şayet eşit çıkarlarsa ne lehine, ne de aleyhine bir durum olur. Ancak verdiğin ceza onun suçundan daha ağır gelirse kıyamet gününde bu fazlalık senin iyiliklerinden alınarak karşılanır" buyurdu. Adam: "Vay bana! Eyvah bana! Benim iyiliklerimden mi allanacak! Resûlallah! Sen de şahit ol ki bütün kölelerim artık hürdür. Zira kıyamet gününde beni iyiliklerimden edecek hiçbir şeyi elimde tutmam!" deyince, Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) (sallallahü aleyhi ve sellem): "Yüce Allah'ın: «Kıyamet günü adalet terazileri kurarız. Artık hiç kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile yapılanı ortaya koyarız. Hesap gören olarak biz yeteriz» dediğini işitmez misin?" buyurdu.

İbn Ebî Şeybe, Ahmed Zühd'de ve Beyhakî el-Ba's'de İbn Mes'ûd'dan bildirir: "Kıyamet gününde tüm insanlar hesap için mizana getirildiğinde orada çok çetin bir şekilde birbirleriyle mücadele edip çekişirler."

İbn Cerîr, İbn Abbâs'tan bildirir: "Kıyamet günü adalet terazileri kurarız..." âyeti, "O gün tartı tam hakkıyla yapılacaktır..." âyeti gibidir.

Saîd b. Mansûr, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid bu âyeti: (.....) lafzıyla, (.....) kelimesindeki "î" harfini çekerek okumuş ve: "Hardal tanesi kadar olsa bile karşılığını veririz" şeklinde anlamlandırmıştır.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Âsim b. Ebi'n-Necûd bu âyeti: (.....) lafzıyla, (.....) kelimesindeki  (.....) harfini çekmeden okumuş ve: "Hardal tanesi kadar olsa bile getirip ortaya koyarız" şeklinde anlamlandırmıştır.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Süddî: (.....) ifadesini: "Tane ağırlığında" şeklinde açıklamıştır, (.....) ifadesini de: "Hesap gören olarak biz yeteriz" şeklinde açıklamıştır.

47 ﴿