67"Allah'a yemin ederim ki, siz ayrılıp gittikten sonra, putlarınıza bir tuzak kuracağım! Derken İbrâhîm, onları parça parça etti; ancak dönüp başvururlar diye (putların) en büyüğünü kırmadı. «Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o, zalimlerden biridir» dediler. (Bazıları), «İbrâhîm denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk» dediler. «O halde onu hemen insanların gözü önüne getirin, belki şahitlik ederler» dediler. «Bunu ilâhlarımıza sen mi yaptın ey İbrâhîm» dediler. «Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun» dedi. Bunun üzerine birbirlerine dönüp, «Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz» dediler. Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, «Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin» dediler. İbrâhîm: «Öyle ise siz Allah'ı bırakıp da, size hiçbir fayda, hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?» dedi." İbn Ebî Hâtim, İbn Mes'ûd'dan bildirir: İbrâhîm'in kavmi bayram için çıkarken İbrâhîm'le karşılaştılar ve ona: "Ey İbrâhîm! Sen bizimle çıkmayacak mısın?" dediler. İbrâhîm: "Hastayım" karşılığını verdi. Ancak bir gün öncesinde: "Allah'a yemirı ederim ki, siz ayrılıp gittikten sonra, putlarınıza bir tuzak kuracağım!" demişti. Kavminden de bazıları bunu derken kendisini işitmişlerdi. Herkes bayram için çıkınca İbrâhîm eve gidip yemek aldı ve kavminin putlarının yanına geldi. Yemeği onlara yaklaştırıp: "Yesenize!" dedikten sonra en büyükleri hariç hepsini kırıp parçaladı. Kullandığı keseri de kırmayıp bıraktığı bu en büyük putun eline bağladı. Bayram dönüşü puthaneye uğradıklarında tüm putlarının kırılıp parçalandığını, keserin de sağlam duran en büyük putun elinde olduğunu gördüler. "Bunu tanrılarımıza kim yaptı?" diye sorduklarında, İbrâhîm'in yeminler ederek putlara tuzak kuracağını söylerken onu işitenler: "İbrâhîm denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk" dediler. Sonrasında da İbrâhîm söz konusu tartışmayı onlarla yapmıştır. İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Allah'a yemin ederim ki, siz ayrılıp gittikten sonra, putlarınıza bir tuzak kuracağım!" âyetini açıklarken şöyle demiştir: Bu sözü İbrâhîm, kavmi kendisini bayrama çıkmaya çağırdıkları zaman söylemiştir. Çağırdıklarında da: "Hastayım" diyerek mazeret göstermişti. Ancak bayrama çıkmada biraz geç kalan birisi onların putlarına yönelik İbrâhîm'in bu sözünü işitti. "İbrâhîm denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk" diyen kişi de buydu. İbrâhîm putları kırdıktan sonra elindeki baltayı sağlam bıraktığı en büyük putun göğsüne dayayıp bıraktı. Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir, İkrime'den bildirir: İbrâhîm'in babası ufak putlar yapar, yaptığı putları bir ipe bağlar, İbrâhîm'i de omuzuna alıp bu putları ona verirdi. Bu şekilde de dolaşıp onları satardı. Bu şekilde gezerken adamın biri gelip bir put almak istedi. İbrâhîm ona: "Bunu satın alıp da ne yapacaksın?" diye sorunca, adam: "Ona secde edip tapacağım" karşılığını verdi. İbrâhîm de ona: "Sen ihtiyar ve büyük bir adamsın. Bu ufacık şeye mi secde edeceksin. Oysa küçük olanın büyük olana secde etmesi gerek!" dedi. İşte o zaman: "İbrâhîm denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk" dediler. İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim, Katâde'den bildirir: Hazret-iİbrâhîm kimsenin duymayacağı bir şekilde: "Allah'a yemin ederim ki, siz ayrılıp gittikten sonra, putlarınıza bir tuzak kuracağım!" dedi. Sonrasında: "Onları parça parça etti; ancak dönüp başvururlar diye en büyüğünü kırmadı." Bu büyük put da onların en çok değer verdiği, en güzel putlarıydı. Belki kendilerine gelir de hakikati görürler diye de bu en büyük putu sağlam bıraktı. Putların bu şekilde paramparça olduğunu görüp de bunu İbrâhîm'in yaptığını öğrenince: "O halde onu hemen insanların gözü önüne getirin, belki şahitlik ederler" dediler. Çünkü herhangi bir kanıt olmadan onu yakalamak istemediler. Sonrasında ona: "Bunu ilâhlarımıza sen mi yaptın ey İbrâhîm" diye sordular. İbrahim: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun" karşılığını verdi. Bunun üzerine birbirlerine dönüp: "Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz" dediler. İbrâhîm'in de en başta kastettiği tuzak da buydu. Sonra bu şaşkınlıkla: "Bunların konuşmayacağını sen de bilirsin" demeye başladılar. İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) ifadesini: "Paramparça" olarak açıklamıştır. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Abbâs: (.....) ifadesini: "Parça parça" olarak açıklamıştır. İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır..." âyetini açıklarken: "Putların içinde en büyükleri" demiştir." Ebû Dâvud, Tirmizî, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: İbrâhîm üç konu dışında asla yalan söylemiş değildir. Bu üç yalanı da Allah için söylemiştir. Biri: "Ben hastayım" demesi, diğeri eşi Sâre'nin kızkardeşi olduğunu söylemesi, üçüncüsü de: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır..."demesidir. Ebû Ya'lâ'nın Ebû Saîd'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gününde insanlar İbrâhîm'e gelip: «Rabbinin katında bize şefaatçi ol» derler. İbrâhîm ise: «Ben üç tane yalan söyledim» karşılığını verir. Ancak İbrâhîm bu yalanların üçünde de Allah'ın dinine muhalif bir şey yapmış değildi. Bunlardan biri: «Ben hastayım» demesi, diğeri: «Belki onu şu büyükleri yapmıştır...» demesi, üçüncüsü de eşi Sâre'nin kızkardeşi olduğunu söylemesidir." İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Cüreyc: (.....) âyetini: "Birbirlerine baktılar" şeklinde açıklamıştır. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Zeyd: (.....) âyetini: "Sonra eski görüşlerine döndüler" şeklinde açıklamıştır. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ebû Mâlik: (.....) ifadesini açıklarken: "Kötü bir sözden rahatsızlığı ifade eder" demiştir. |
﴾ 67 ﴿