70

"Onlar: «Bîr şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin» dediler. Biz: «Ey ateş! İbrâhîm'e karşı serin ve zararsız ol» dedik. Ona düzen kurmak istediler, fakat biz onları hüsrana uğrattık."

İbn Cerîr, Mücâhid'den bildirir: Bu âyeti Abdulah b. Ömer'e okuduğumda bana: "Ey Mücâhid! İbrâhîm'in ateşte yakılması fikrini onlara kim verdi biliyor musun?" diye sordu. "Hayır, bilmiyorum" karşılığını verdiğimde: "Pers bedevilerinden kürt bir adam verdi" dedi.

İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'tan bildirir: Hazret-iİbrâhîm için odunlar toplanıp da ateşe atıldığı zaman yağmurdan sorumlu melek: "Yağmuru bırakmam için ne zaman emir gelecek!" demeye başladı. Ancak Yüce Allah'ın bu konuda emri daha hızlı oldu ve: "Ey ateş! İbrâhîm'e karşı serin ve zararsız ol" buyurdu. Bu emirle yeryüzünde sönmeyen tek bir ateş dahi kalmadı.

Ahmed, İbn Mâce, İbn Hibbân, Ebû Ya'lâ, İbn Ebî Hâtim ve Taberânî, Hazret-i Âişe'den bildirir: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "İbrâhîm ateşe atıldığı zaman keler dışında yeryüzünde ne kadar hayvan varsa bu ateşi söndürmeye çalıştı. Ama keler daha çok yanması için ateşe üflüyordu" Bundan dolayı Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kelerin öldürülmesini söylemiştir.

İbn Merdûye, Ümmü Şerik'den bildirir: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) kelerin öldürülmesini emretti ve: "Keler İbrâhîm'in daha çok yanması için ateşe üflüyordu" buyurdu.

Abdurrezzâk Musannefde Ma'mer vasıtasıyla Katâde'den o da bazı sahabelerden bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Kurbağa İbrahim'in yanmaması için ateşi söndürmeye çalışırken keler daha çok yanması için ateşe üflüyordu" buyurdu ve kurbağanın öldürülmemesi, kelerin ise öldürülmesi emrini verdi.

İbnu'l-Münzir de aynısını zikreder ve yine Ebû Saîd eş-Şâmî vasıtasıyla Abân'dan o da Enes'ten naklen Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu bildirir: "Kurbağalara kötü laflar etmeyin. Zira onu sesi tesbîh, takdîs ve tekbir'dir. İbrâhîm ateşe atıldığı zaman tüm hayvanlar ateşi söndürmek için Rablerinden izin istediler. Yüce Allah da kurbağaya izin verdi. Kurbağalar üst üste ataşe atlayınca Yüce Allah ateşin sıcaklığını onlar için suya çevirdi."

Ebû Ya'lâ, İbn Merdûye, Ebû Nuaym ve Hatîb'in Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: İbrâhîm ateşe atıldığı zaman: «Allahım! Sen ki semada teksin! Ben de yeryüzünde yalnızım ve sana kulluk ediyorum» dedi."

İbn Ebî Şeybe Musannef de ve İbnu'l-Münzir, İbn Ömer'den bildirir: "İbrâhîm ateşe atıldığı zaman sözlediği ilk söz "Hasbunallah ve ni'me'l vekîl (=Allah bize yeter. O en güzel vekildir)" sözü idi."

İbn Ebî Şeybe, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Ka'bu'l-ahbâr: "Ateş İbrâhîm'in bağlı olduğu iplerden başka bir şey yakmadı" demiştir.

İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim, Minhâl b. Amr'dan bildirir: Bana bildirilene göre Hazret-iİbrâhîm ateşin içinde elli veya kırk gün kaldı. Daha sonra da: "Ateşte geçirdiğin gün ile gecelerden daha güzel günler geçirmiş değilim. Hayatımın tümünün ateşin içinde geçirdiğim o günler gibi olmasını isterdim" demiştir.

İbn Cerîr, Saîd b. Cübeyr'den bildirir: Allah'ın dostu İbrâhîm ateşe atıldığı zaman yağmurdan sorumlu melek, kendisine izin verilir de yağmuru gönderir umuduyla: "Rabbim! Dostun İbrâhîm!" demeye başladı. Ancak Yüce Allah'ın bu konuda emri daha hızlı oldu ve: "Ey ateş! İbrâhîm'e karşı serin ve zararsız ol" buyurdu. Bu emirle yeryüzünde sönmeyen tek bir ateş dahi kalmadı.

İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim, Şuayb el-Cebâî'den bildirir: İbrâhîm için: "...Şunu yakın..." diyen kişi Hezan adında biriydi. Yüce Allah da onu yerin dibine geçirdi. Kıyamet gününe kadar da yerin dibine battıkça batacaktır."

İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Süddî: "Ey ateş! İbrâhîm'e karşı serin ve zararsız ol" âyetini açıklarken: "Ateşe bu şekilde seslenen kişi Cebrail'di" demiştir.

Firyâbî, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'tan bildirir: "Ateşe serin olmasının yanında zararsız olması da emredilmeseydi İbrâhîm onun soğukluğunda ölebilirdi. Verilen bu emirle yeryüzünde ne kadar ateş varsa kendisine söylenmiş zannederek söndü."

Firyâbî, İbn Ebî Şeybe, Ahmed Zühd'de, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Ali: "Ey ateş! İbrâhîm'e karşı serin ve zararsız ol" âyetini açıklarken: "Ateşe serin olması emrinden sonra zararsız olması da emredilmeseydi bu serinlik onu öldürebilirdi" demiştir.

İbn Ebî Hâtim, Şimr b. Atiyye'den bildirir: Allah'ın dostu İbrâhîm ateşe atıldığı zaman yağmurdan sorumlu melek, kendisine izin verilir de yağmuru gönderir umuduyla: "Rabbim! Dostun İbrâhîm!" demeye başladı. Yüce Allah: "Ey ateş! İbrâhîm'e karşı serin ve zararsız ol" buyurunca da yeryüzünde serin olmayan tek bir ateş dahi kalmadı.

Ahmed Zühd'de ve Abd b. Humeyd, Ebû Hilâl vasıtasıyla Bekr b. Abdillah el-Müzenî'den bildirir: İbrâhîm'i ateşe atmak istediklerinde ne kadar mahluk varsa gelip: "Rabbim! Dostun ateşe atılıyor! İzin ver de ateşi söndürelim" dediler. Yüce Allah da: "O benim dostumdur ve yeryüzünde ondan başka dostum yoktur. Ben de onun ilahıyım, benden başka ilahı yoktur. Şayet sizden yardım isterse ona yardım edin, istemediği taktirde ona karışmayın" karşılığını verdi. Yağmurdan sorumlu melek de geldi ve: "Rabbim! Dostun ateşe atılıyor! İzin ver de yağmurla bu ateşi söndüreyim" dedi. Yüce Allah yine: "O benim dostumdur ve yeryüzünde ondan başka dostum yoktur. Ben de onun ilahıyım, benden başka ilahı yoktur. Şayet senden yardım isterse ona yardım et, istemediği taktirde ona karışma" karşılığını verdi. İbrâhîm ateşe atılınca bir dua etti. (Ravi Ebû Hilal bu duayı unutmuştur.) Bunun üzerine Yüce Allah: "Ey ateş! İbrâhîm'e karşı serin ve zararsız ol" buyurdu. Bu emirle doğuda ve batıda ne kadar ateş varsa serinledi ve o günü bir hayvan paçası bile pişemedi.

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, Katâde'de bildirir: Ka'b: "O günü yeryüzünde hiç kimse ataşten faydalanamadı. İbrâhîm'in içine atıldığı ateş de onun bağlarından başka bir şeyi yakamadı" dedi. Ayrıca o günü keler dışında gelen bütün hayvanlar ateşi söndürmeye çalıştı.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Dahhâk: "Bazılarının dediğine göre Cebrâil de ateşin içinde İbrâhîm'le beraberdi ve onun alnından terini siliyordu."

İbn Ebî Hâtim, Atiyye'den bildirir: "Hazret-iİbrâhîm ateşe atıldığı zaman içinde oturdu. Onu görenler krallarına haber saldılar. Kral gelip hayretler içinde onu izlerken ateşten sıçrayan bir kıvılcım gelip ayak başparmağına düştü. Bu kıvılcımla da kral, yün parçasının tutuşması gibi tutuşup yandı."

İbnu'l-Münzir, İbn Cüreyc'den bildirir: "Hazret-iİbrâhîm ateşin içinden terlemiş bir şekilde çıktı. Ateş onun bağlarından başka bir şeyi yakmamıştı. Ateşi denemek için içlerinden bir ihtiyarı tutup attıklarında adam yandı."

Abd b. Humeyd, Hazret-i Peygamber'i (sallallahü aleyhi ve sellem) görmüş biri olan Süleyman b. Surad'dan bildirir: ibrahim'i ateşe atmak istediklerinde odun toplamaya başladılar. İhtiyar bir kadın da sırtında odun taşıyordu. Ona: "Nereye götürüyorsun?" diye sorduklarında: "Şu ilahlarımızı diline dolayan adama götürüyorum" karşılığını verdi. Onu ateşe atmak üzere götürdüklerinde ibrâhîm: "Ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecektir" dedi. Ateşe atıldığında da: "Hasbiyallah ve ni'me'l-vekîl (=Allah bana yeter. O en güzel vekildir)" dedi. Yüce Allah da: "Ey ateş! İbrâhîm'e karşı serin ve zararsız ol" buyurdu. Ateş onu yakmayınca amcası olan Ebû Lût: "Bana yakınlığından dolayı ateş onu yakmadı "dedi. Yüce Allah o ateşin içinden bir alevi ona doğru yollayınca amcasını yaktı.

Firyâbî, İbn Ebî Şeybe ve İbn Cerîr, Ali b. Ebî Tâlib'den bildirir: Yüce Allah: "Ey ateş! İbrâhîm'e karşı serin ol... buyurunca ateş o kadar soğudu ki neredeyse İbrâhîm'e zarar verecekti. Sonrasında: "...Ve zararsız ol!" buyurunca ona herhangi bir zarar vermedi.

Firyâbî ve İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'tan bildirir: "Şayet yüce Allah: "...Ve zararsız ol" da buyurmasaydı Hazret-iİbrâhîm soğuktan ölebilirdi."

İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim, Ebû Zur'a vasıtasıyla Ebû Hureyre'den bildirir: İbrâhîm'in babası, ateşin içinde bulunan oğlunun üzerinden kapağı kaldırıp da İbrâhîm'in sadece terlediğini görünce söylediği en güzel söz: "Ey İbrâhîm! En güzel Rab senin Rabbindir!" sözüydü.

İbn Cerîr, Şuayb el-Cebâî'den bildirir: "Hazret-iİbrâhîm ateşe atıldığında on altı yaşındaydı. İshak kurban edildiğinde ise yedi yaşındaydı."

İbn Cerîr, Mu'temir b. Süleymân et-Teymî'den o da bir arkadaşından bildirir: Cebrail, ateşe atılmak üzere bağlanan İbrâhîm'in yanına geldi ve: "Ey İbrâhîm! Bir ihtiyacın var mı?" dedi. İbrâhîm: "Sana ihtiyacım yok" karşılığını verdi.

İbn Cerîr, Erkam'dan bildirir: İbrâhîm, ateşe atmak üzere kendisini bağlarlarken: "Ey âlemlerin Rabbi! Senden başka ilah yoktur. Seni her türlü eksiklikten tenzih ederim. Hamd senindir, hükümranlık senin! Senin ortağın yoktur" dedi.

İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Ebu'l-Âliye: "Ey ateş! İbrâhîm'e karşı serin ve zararsız ol" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Zararsız olması ateşin serinliğinin ona zarar vermemesidir. Zira "...Ve zararsız ol" denmesiydi ateşin serinliği sıcaklığından daha çok zarar verirdi.

İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Cüreyc: "Ona düzen kurmak istediler, fakat biz onları hüsrana uğrattık"' âyetini açıklarken şöyle demiştir: "İbrâhîm ateşte yanmayınca içlerinden ihtiyar bir adamı ateşe attılar ve onun da kurtulmasını umdular. Ancak ihtiyar adam ateşe atılınca yandı."

70 ﴿