82"Süleyman'ın emrine de kasırga rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz herşeyi biliriz. Dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun âyeti altına verdik. Onların hepsini gözetiyorduk." İbn Ebî Şeybe ve Hâkim, İbn Abbâs'tan bildirir: "Hazret-i Süleyman için altıyüz bin tane taht hazırlanırdı. Sonra insanların ileri gelenleri gelip önündeki tahtlara, cinlerin ileri gelenleri de gelip onların önündeki tahtlara otururlardı. Sonra kuşları çağırır onlara gölge yaparlardı. Sonra rüzgarı çağırır, rüzgar da gelip onları taşırdı. Bir günde bir aylık mesafeye kadar onları götürürdü." Hâkim, Muhammed b. Ka'b'dan bildirir: Bize ulaşana göre Hazret-i Süleyman'ın yüz fersah büyüklüğünde bir ordusu vardı. Bunlardan yirmi beş fersahı insanlardan, yirmi beş fersahı cinlerden, yirmi beş fersahı vahşi hayvanlardan ve yirmi beş fersahı da kuşlardan oluşuyordu. Tahtalar üzerinde camdan oluşan bin tane evi vardı. Bu evlerde üçyüz tane eşi bin tane de hizmetçisi vardı. Hazret-i Süleyman kasırga gibi esen rüzgara emrederek bu evi taşıyıp götürdü. Yüce Allah da ona: "Hükümranlığına bir de birisi bir şey konuştuğu zaman rüzgarın onu sana ulaştırması gücünü de ekledik" diye vahyetti. İbn Ebî Hâtim, Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr'den bildirir: Hazret-i Süleyman rüzgara emir verince rüzgar dağ gibi bir yerde toplanır. Sonra emir vererek halısı bu dağın en tepesine serilir. Daha sonra kanatlı bir at getirtir ve sırtına binerek dağın en tepesine, halının yanına çıkar. Daha sonra verdiği emirle rüzgar onu semanın altındaki en yüksek yere çıkarır. Hazret-i Süleyman, Allah'ın hükümranlığının yanında kendi hükümranlığının küçüklüğünü bildiğinden dolayı Yüce Allah'a saygı babından başını önünde tutar, sağa sola bakmaz. Sonrasında rüzgar onu dilediği yere kadar götürüp koyardı." İbn Ebî Hâtim, İbn Zeyd'den bildirir: "Hazret-i Süleyman'ın tahtadan bir bineği vardı. Bu bineğin bin tane ayağı ve her ayağında da bin evi vardı. Bu bineğe onunla birlikte insanlar ve cinler binerlerdi. Ayakların her birinin altında bineği kaldırmak için bin tane şeytan bulunurdu. Şeytanlar bineği kaldırınca yumuşak bir rüzgar gelip onu içindekilerle birlikte uçurup götürürdü. Düşmanlar ne olup bittiğini anlamadan Hazret-i Süleyman ile ordusu bir gölge gibi üzerlerine düşerlerdi." İbn Asâkir bildirdiğine göre Süddî: "Süleyman'ın emrine de kasırga rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi..." âyetini açıklarken: "Kasırga rüzgarından kasıt sert esen rüzgardır. İçinde bereketler yaratılan yerde Şam bölgesidir" demiştir. İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde: "Süleyman'ın emrine de kasırga rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Yüce Allah, Hazret-i Süleyman'ı Hazret-i Davud'a varis kıldı. Yücc Allah, Hazret-i Süleyman'a onun peygamberliği ve hükümdarlığına varis kılarken bunun yanında rüzgar ve şeytanları da emrine verdi." İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Ömer bu âyeti: (.....) lafzıyla: "Sülayman'ın emrine rüzgarı verdik" anlamına gelecek şekilde okumuştur. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Süddî: "Dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun âyeti altına verdik..." âyetini açıklarken: "Suya dalan şeytanlar verdik, anlamındadır" demiştir. Taberânî ve Deylemî, İbn Mes'ûd'dan bildirir: Hazret-i Peygamber'in (sallallahü aleyhi ve sellem) yanında yılan sokmasına karşı yapılan rukyeden söz edildi. Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem): "Oku bakalım, nasılmış" buyurunca: "Bismillah! Şeccetün karaniyyetün milhetun bahrâ katafâ" şeklinde okudum. Bunun üzerine: "Bunlar Süleman b. Davud'un zehirli hayvanlardan aldığı sözlerdendir ve yapılmasında bir sakınca görmüyorum" buyurdu. Hâkim, Şa'bî'den bildirir: "İshâk oğulları, Hazret-i Süleyman'a kadar olan dönemde tarihi kullanırken Hazret-i Mûsa'nın peygamber olarak gönderildiği tarihi başlangıç noktası kabul etmişlerdir." |
﴾ 82 ﴿