85"İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi." İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: "...Zülkifl'i de hatırla..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Zülkifl peygamber olmayan salih bir adamdı. Kavminin peygamberine kendisinden sonra dini ikame edeceği, yolunu devam ettireceği ve insanlar arasında adil bir şekilde hüküm vereceğine dair kefil olduğu ve bunu ifa ettiği için kendisine (kefalet sahibi anlamına gelen) Zülkifl adı verilmiştir." İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim, Mücâhid'den bildirir: Elyesa ihtiyarlayınca: "Henüz ben hayattayken yerime birini tayin etsem de insanları nasıl idare edeceğini görsem" diye düşündü ve insanları toplayıp: "Gündüzleri oruç tutmak, geceleri ibadet etmek ve öfkelenmemek üzere kim bana üç konuda güvence verir de onu yerime halife tayin edeyim?" diye sordu. İnsanlar arasında çok da değerli görülmeyen bir adam kalktı ve: "Ben veririm" dedi. Elyesa ona: "Sen gündüzleri oruç tutuyor, geceleri ibadet ediyor ve öfkelenmiyor musun?" diye sorunca, adam: "Evet" karşılığını verdi. Elyesa günün kalan kısmında aynı çağrıyı yaptı. İkinci gün de aynı çağrıyı yaptı ve her seferinde insanlar sessiz kalırken o adam kalkıyor ve: "Ben yaparım" diyordu. Bunun üzerine Elyesa o adamı yerine tayin etti. Bu seçim üzerine İblis, şeytanlara: "Hedefiniz filan kişidir" dedi. Ancak şeytanlar onu saptırmaktan aciz kalınca İblis: "Onu bana bırakın" dedi. İblis adama yaşlı ve fakir biri suretinde geldi. Adam da kısacık süren kaylûle vaktinden başka ne gece ne de gündüz uyumazdı. Yine öğle uykusu için yatağına uzanınca İblis kapıyı çaldı. Adam: "Kim o?" diye sorunca, İblis: "Mazlum yaşlı biri!" karşılığını verdi. Adam kalkıp kapıyı açtı. İblis içeri girdikten sonra: "Kavmimle aramda bir husumet vardı. Ancak onlar bana zulmetti, şöyle yaptı, böyle yaptı" diyerek hikayesini anlatmaya başladı. Ancak lafı o kadar çok uzattı ki akşam yaklaştı ve kaylûle vakti de gitti. Adam: "Akşam vakti olunca yanıma gel sana onlardan hakkını alayım" dedi ve kalkıp gitti. Akşamdan sonra meclisinde otururken gözleri bu yaşlı adamı aradı, ama bulamadı. Kalkıp onu aradı, ama yine bulamadı. İkinci gün insanlar arasında hüküm verirken yine bu yaşlı adamın gelmesini bekledi. Ancak yaşlı adam gelmedi. Bir önceki gün gibi öğle vakti kaylûlesini yapmak üzere yatağına uzanınca yine kapı çalındı. Adam: "Kim o?" diye sorunca, İblis: "Mazlum yaşlı biri!" karşılığını verdi. Adam kalkıp kapıyı açtı ve: "Akşamdan sonra mecliste oturduğum zaman yanıma gel demedim mi?" diye sordu. İblis: "Onlar gördüğüm en sinsi kavimdir! Senin hüküm vermek üzere oturduğunu gördüklerinde bana hakkımı vereceklerini söylediler. Ancak sen kalktıktan sonra yine hakkımı inkar ettiler" karşılığını verdi. Adam yine akşamdan sonra hüküm vermek üzere mecliste oturduğumda yanıma gel" dedi. Bu arada o gün de kaylûle vakti gelmiş yine uyuyamamıştı. Akşamdan sonra oturunca yine gözleri yaşlı adamı aradı. Uyku da bastırmıştı. Ailesinden bazılarına: "Çok uykum geldi. Az bir uyuyayım. Uyanıncaya kadar da kimseyi bu kapıya yaklaştırmayın" dedi. Bu esnada İblis kapıda göründü. Adamın kapıya diktiği kişi: "Geri dön!" diye onu uyardı. İblis: "Ben dün yanına gelmiş ve durumumu anlatmıştım" deyince, kapıdaki adam: "Hayır! Vallahi yanına kimseyi yaklaştırmamamızı istedi" karşılığını verdi. İblis uğraşlarına rağmen giremeyince evin bir kenarında ufak bir delik gördü. Tırmanıp o delikten atlayınca kendini evde buldu. İçerden kapıyı çalınca uyuyan adam uyandı ve kapıya diktiği kişiye: "Ey Filan! Ben içeri kimseyi almamanı söylemedim mi?" dedi. Kapıdaki: "Vallahi kapıdan içeri kimseyi almış değiliz. Sen onun nereden girdiğine bak!" karşılığını verince, adam kalkıp kapıya baktı. Kapı en son bıraktığı gibi kapalıydı, ama yaşlı adam içerde yanındaydı. İşte o zaman onun kim olduğunu anladı ve: "Sen Allah'ın düşmanı değil misin?" diye sordu. İblis: "Evet! Beni aciz bırakınca seni öfkelendirmek için bu yolu denedim!" dedi. İşte Yüce Allah, Elyesa'nın şartlarını yapmaya kefil olup bunları yerine getirdiği için bu adama (kefalet sahibi anlamına gelen) Zülkifl adını vermiştir. İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'tan bildirir: İsrailoğullarından bir hâkim vefat anı gelince: "Öfkelenmemek şartı ile kim benim yerimi alır?" diye sordu. Adamın biri: "Ben yaparım" dedi ve bundan dolayı Zülkifl olarak isimlendirildi. Zülkifl tüm gecesini ibadetle geçirir sabaha da oruçlu başlardı. Gün boyu da insanlar arasında hükmü verirdi. Gündüz vakti uyuyup dinlediği bir saati vardı. Bir gün bu vakitte uyurken şeytan geldi. Zülkifl'in arkadaşları ona: "Neyin var?" diye sorunca, şeytan: "Ben miskin bir adamım. Birinden alacağım vardı, ama bana hakkımı vermiyor" dedi. Adamlar: "Uyanana kadar bekle" dediler. Şeytan: "O yukarıda uyuyor mu?" dedi ve onu uyandırıp kızdırmak için kasten bağırıp çağırmaya başladı. Zülkifl sesine uyanınca: "Neyin var?" diye sordu. Şeytan: "Ben miskin bir adamım ve birinde bir hakkım vardı" karşılığını verince, Zülkifl: "Git ve sana hakkını vermesini söyle!" dedi. Şeytan: "Ama adam hakkımı inkar ediyor" deyince, Zülkifl: "Sen gidip hakkını iste!" karşılığını verdi. Şeytan gitti, ancak ikinci gün yine geldi. Zülkifl ona: "Ne oldu?" diye sorunca, şeytan: "Adama gittim ve senin gönderdiğini söyledim. Ama kulak asmadı" karşılığını verdi. Zülkifl yine: "Git ve sana hakkını vermesini söyle!" dedi. Şeytan tekrar gitti, ama diğer gün yine Zülkifl'in uyku saatinde geldi. Zülkifl'in arkadaşları: "Git buradan! Allah belanı versin! Her gün onun uyku saatinden geliyor ve uyku uyutmuyorsun!" diye çıkışınca şeytan: "Yoksul biri olduğum için mi böyle davranıyorsunuz! Şayet zengin olsaydım böyle yapmazdınız!" diye çağırıp bağırmaya başladı. Zülkifl yine sesine uyanınca: "Neyin var?" diye sordu. Şeytan: "Adama gittim, ama o beni dövdü" karşılığını verince, Zülkifl: "Yürü, yanına beraber gidelim" dedi. Zülkifl, şeytanın elinden tuttu ve yola düştüler. Şeytan onun gitmekte kararlı olduğunu görünce elini onun elinden kurtarıp kaçtı. Abd b. Humeyd, İbn Ebi'd-Dünya Zemmu'l-Ğadab'da, İbn Cerîr, İbnu'l- Münzir ve İbn Ebî Hâtim, Abdullah b. el-Hâris'ten bildirir: Peygamberlerden biri yanındakilere: "İçinizden kim gündüzlerini oruçla, gecelerini ibadetle geçireceğine ve öfkelenmeyeceğine dair güvence verirse benimle birlikte ve benim konumumda olur" dedi. İçlerinden genç biri kalkıp: "Ben veririm" dedi. Peygamber bir daha aynı şeyi söyleyince yine o genç kalkıp: "Ben!" dedi. Peygamber aynı şeyi bir daha söyleyince yine o genç kalktı ve: "Ben!" dedi. Peygamber ölünce de o genç adam onun yerine geçti. Bunun üzerine şeytan geldi ve onu öfkelendirmek için bir dava varmış gibi bir yere çağırdı. Genç adam birini yanına vererek: "Onunla gidip ne olmuş bakın!" dedi. Bir süre sonra gönderdiği adam geri geldi ve bir şey görmediğini söyledi. Şeytan bir daha aynı şey için gelince genç adam yanına başkasını verip gönderdi. O da geri dönünce bir şey görmediğini söyledi. Şeytan bir daha gelince bu sefer genç adamın kendisi onunla gitmek istedi. Şeytanın elinden tutunca da şeytan elini kurtarıp kaçtı. Öfkelenmeyeceğine dair kefil olduğu için de ona (kefalet sahibi anlamına gelen) Zülkifl adı verilmiştir. Ebû Saîd en-Nekkâş el-Kudât'ta İbn Abbâs'tan bildirir: Peygamberlerden biri kavmini topladı ve: "Öfkelenmemek şartı ile ümmetim arasında kim yerime hüküm vermeyi üzerine alır?" diye sordu. Bir genç kalkıp: "Yâ Resûlallah! Ben üzerime alırım" dedi. Peygamber bir daha aynı şeyi söyleyince genç adam bir daha: "Ben üzerime alırım" dedi. Peygamber üçüncü kez: "Öfkelenmemek şartı ile ümmetim arasında kim yerime hüküm vermeyi üzerine alır?" diye sorunca, o genç yine: "Ben alırım" dedi. Bunun üzerine peygamber de genç adamı yerine tayin etti. Bu genç adam sabahtan öğle vaktine kadar insanlar arasında hüküm verir, öğle vakti az bir dinlenip uyuduktan sonra da tekrar hüküm vermeye başlardı. Bir zaman sonra öğle vakti kendisi uykudayken şeytan yanına geldi Ona seslenerek uykusundan uyandırdı ve bir davası olduğunu söyledi. Genç adam bir yazı yazarak onu hasmına gönderdi. Şeytan iki veya üç defa bu şekilde geri döndü ve: "Hasmım, gönderdiğin yazıya kulak asmadı" dedi. En sonunda genç adam onun elinden tutup hasmının yanına gitmek üzere yola düştü. Bir süre gittikten sonra şeytan onun ciddi olduğunu gördü ve elini elinden kurtararak kaçtı. Onun için bu adama (kefalet sahibi anlamına gelen) Zülkifl adı verilmiştir. İbn Ebî Hâtim, İbn Huceyre el-Ekber'den bildirir: Bana ulaştığına göre İsrailoğullarının krallarından biri yaşlanıp vefat anı yaklaşınca İsrailoğullarının önde gelenleri yanına gelip: "Başımıza bir kral tayin et de senden sonra onun himayesine girelim" dediler. Bir zaman sonra bu adamları topladı ve: "Üç konuda biri bana güvence versin onu yerime kral yapayım" dedi. İçlerinden sadece genç biri kalktı ve: "Ben veririm" dedi. Kral ona: "Otur" dedikten sonra aynı şeyi bir daha sordu. Ancak o genç dışında yine sesini çıkaran olmadı. "Sana krallığımı veririm, ama üç konuda bana güvence verir misin?" diye sorunca, genç adam: "Evet, veririm" karşılığını verdi. Kral: "Gece boyu ibadet edip hiç uyumayacaksın. Bütün gündüzlerini oruçlu geçireceksin. Hiçbir zaman da öfkelenmeden hüküm vereceksin" deyince, genç adam: "Tamam" karşılığını verdi. Bunun üzerine kral da: "O zaman ben de seni benden sonra kral yapıyorum" dedi. Genç adam krallığın başına geçince gecelerini ibadetle, gündüzlerini oruçla geçirmeye başladı. Hüküm verirken de acele davranmıyor ve öfkelenmiyordu. Sabah vakti gidip hüküm vermek üzere makamına oturuyor, öğle vakti olunca da az bir dinlenip uyumak için evine dönüyordu. Kaylülesini bitirdikten sonra yine hüküm vermek üzere makamına gidiyordu. Bir gün şeytan bir adamın suretinde, kralın uyku vaktinde yanına geldi ve: "Bana zulmeden bir adamdan hakkımı al" dedi. Zülkifl (kral) de olaya bakması için bir adamını onunla birlikte gönderdi. Adamı şeytanla birlikte dolaşırken Zülkifl de onları beklemeye koyuldu. Beklerken de uyku vakti geçti. Şeytan da kalabalık bir yerde yanındaki adamdan kurtulup kaçtı. Adam Zülkifl'e gelip durumu anlatınca Zülkifl uyumadan tekrar hüküm vermek üzere insanların karşısına geçti. Şeytan da: "Öğle vakti uyumadı, belki bu gece uyur" diye düşünmeye başladı. Gece olunca Zülkifl her zamanki gibi namaz kılarak sabahı etti. İkinci gün yine öğle vakti Zülkifl'in kaylüle saatinde şeytan geldi ve: "Bana zulmeden bir adamdan hakkımı al" dedi. Zülkifl olaya bakması için bir adamını onunla birlikte gönderdi. Kendi de onları beklemeye koyuldu. Ancak dönmeleri gecikince yine uyku saati geçti. Gönderdiği adam gelip durumu haber verince Zülkifl uyumadan tekrar hüküm vermek üzere yerine gitti. Şeytan: "Bu gece kesin uyur" diye düşündü. Ancak Zülkif her zamanki gibi gecesini namazla geçirdi. Diğer günü yine öğle vakti şeytan çıkageldi. Kendi kendine: "Ona yaptıklarımdan dolayı belki bana öfkelenir" diye düşündü. Geldiğinde: "Bana zulmeden bir adamdan hakkımı al" dedi. Zülkifl: "Seninle birlikte bir adam göndermedim mi?" diye sorunca, şeytan: "Gönderdin, ama onu kaybettim" karşılığını verdi. Bunun üzerine Zülkifl: "Yürü beraber gideceğiz" dedi ve ikisi birlikte yola düştüler. Giderken şeytan ona: "Benim kim olduğumu biliyor musun?" diye sordu. Zülkifl: "Hayır, bilmiyorum" karşılığını verince, şeytan: "Ben şeytanım! Sen önceki krala bir konuda güvence vermiş kefil olmuştun. Kefil olduğun şeyin birazını da olsa bırakmanı istedim, ancak Allah seni korudu" dedi. Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim, Ebû Mûsa el-Eş'arî'den bildirir: "Zülkifl peygamber değildi. İsrailoğullarından günde yüz vakit namaz kılan salih bir adam vardı. Ölmeden önce, Zülkifl onun yolunu devam ettirmek üzere kefil olup güvence verdi. Bundan dolayı o da günde yüz vakit namaz kılardı. Zülkifl (kefalet sahibi) adını alması da bu yüzdendi." İbn Ebî Şeybe, Ahmed, Tirmizî, İbnu'l-Münzir, İbn Hibbân, Taberânî, Hâkim, İbn Merdûye ve Beyhakî Şuabu'l-îman'da Talha'nın azatlısı Sa'd vasıtasıyla İbn Ömer'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: el-Kif, İsrail oğullarından günah işlemekten çekinmeyen bir adamdı. Bir gün yanına gelen bir kadına kendisiyle ilişkiye girmek üzere altmış dinar verdi. Sonrasında o kadınla ilişkiye girmek üzere hazırlanınca kadın ürperdi ve ağlamaya başladı. el-Kifl: «Neden ağlıyorsun? Seni buna zorladım mı?» diye sorunca, kadın: «Hayır, ama bu işi (zinayı) daha önce hiç yapmadım ve sadece muhtaç olduğumdan dolayı bu işi yapmak zorundayım» karşılığını verdi. el-Kifl de: «Sen bunu daha önce hiç yapmadığın halde ihtiyaçtan dolayı mı yapacaksın! Gidebilirsin, sana verdiğim para da senin olsun. Allah'a yemin olsun ki artık asla ona karşı isyan etmeyeceğim!» dedi ve o gecesi öldü. Sabah olduğunda el-Kifl'in kapısının üzerinde: «Yüce Allah, el-Kifl'i bağışlamıştır» yazıyordu. " İbn Merdûye de Nâfi' vasıtasıyla İbn Ömer'den bu hadisi "el-Kifl" yerine "Zülkifl" lafzıyla zikretmiştir. |
﴾ 85 ﴿