90"Zekeriya'yı da hatırla. Hani o, Rabbine, «Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın» dîye dua etmişti. Biz de ona icabet ederek, Yahya'yı bahşetmiş, eşini de iyileştirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar, umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı." Hâkim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Eşini de iyileştirmiştik..."âyetini açıklarken: "Hazret-i Zekeriya'nın karısının dili uzundu, olur olmaz şeyler konuşurdu. Yüce Allah onun bu dilini düzeltti" demiştir. Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Harâitî Mesâviu'l- Ahlâk'ta ve İbn Asâkir'in bildirdiğine göre Atâ b. Ebî Rebâh: "...Eşini de iyileştirmiştik..." âyetini açıklarken: "Hazret-i Zekeriya'nın karısının kötü bir huyu vardı. Ayrıca dili uzundu, olur olmaz şeyler konuşurdu. Yüce Allah onun bu huyunu da, dilini de düzeltti" demiştir. İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim ve İbn Asâkir'in bildirdiğine göre Muhammed b. Ka'b el-Kurazî: "...Eşini de iyileştirmiştik..." âyetini açıklarken: "Hazret-i Zekeriya'nın karısının kötü bir huyu vardı, bu huyu düzeltildi" demiştir. İbn Ebî Şeybe, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Asâkir'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr: "...Eşini de iyileştirmiştik..." âyetini açıklarken: "Hazret-i Zekeriya'nın karısının çocuğu olmazdı. Doğum yapmaya elverişli hale getirildi" demiştir. İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde: "...Eşini de iyileştirmiştik..." âyetini açıklarken: "Hazret-i Zekeriya'nın karısı kısırdı. Doğum yapmaya elverişli hale getirildi" demiştir. "...Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı" âyetini açıklarken: "Bize gönülden boyun eğmişlerdi" demiştir. İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Cüreyc: "...Umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı...'" âyetini açıklarken: "Allah'ın rahmetini umarak ve azabından korkarak bize yalvarıyorlardı" demiştir. İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Zeyd: "...Umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı..." âyetini açıklarken: "Rahmeti unnurak ve azaptan korkarak, anlamındadır ki bunların biri diğerinden ayrı olamaz" demiştir. İbnu'l-Mübârek'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî): "...Umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı" âyetini açıklarken: "Kalplerinde daimi bir korku taşırlar" demiştir. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî): "...Umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Rablerinden yana bir korku kalplerinden hiçbir zaman eksik olmaz. Rahmete yönelik içlerine bir umut düştüğü zaman bunun Yüce Allah tarafından verilen bir istidrâc olmasından korkarlar. İçlerine azaptan yana bir korku düştüğü zaman da geçmiş günahlarından dolayı Yüce Allah'ın onları sorumlu tutmasından endişe ederler." İbn Merdûye, Câbir b. Abdillah'tan bildirir: Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem), "...Umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı..." âyetinin anlamı sorulunca, ellerini ilkinde yere doğru, ikincisinde de yukarı doğru açarak: "Umarak şöyle, korkarak da böyle yapmalarıdır" buyurmuştur. İbn Ebî Şeybe, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Ebû Nuaym Hilye'de, Hâkim ve Beyhakî Şuabu'l-îman'da Abdullah b. Ukeym'den bildirir: Ebû Bekr es-Sıddîk bize bir hutbe verdi. Hutbesinde Allah'a hamdu senâda bulunduktan sonra şöyle dedi: "Allah'a karşı takvalı olmanızı, layıkıyla kendisini övmenizi, umutla korkuyu aynı anda taşımanızı tavsiye ediyorum. Zira Yüce Allah, Zekeriyâ ile ailesini överken: «...Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar, umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı»' buyurmuştur." İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: "...Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı" âyetini açıklarken: "Bize karşı itaat içinde boyun eğmişlerdi" demiştir. İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Dahhâk: "...Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı" âyetini açıklarken: "Allah'a karşı boyun eğmişlerdi" demiştir. |
﴾ 90 ﴿