18

"Göklerde ve yerde olanların, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? İnsanların birçoğu da azabı hak etmiştir. Allah'ın alçalttığı kimseyi yükseltebilecek yoktur. Doğrusu Allah ne dilerse yapar."

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Göklerde ve yerde olanların, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? İnsanların birçoğu da azabı hak etmiştir..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Bütün bunlar gölgeleriyle Allah'a secde ederler. İnsanların birçoğundan kasıt müminlerdir. Azabı hakeden insanların çoğundan kasıt kafirlerdir. Bunlar da kendileri istemese de gölgeleri Allah'a secde eder."

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid bu âyeti açıklarken şöyle demiştir: "Âyette belirtilen her şeyin secde etmesi gölgeleriyledir. Dağlar da gölgeleriyle Allah'a secde ederler."

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Giysiler de secde eder" demiştir.

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir, Ebu'l-Âliye'den bildirir: "Semada bulunan Güneş, Ay ve yıldızlar batıp kaybolacakları zaman secdeye kapanırlar ve kendilerine izin verilmeden secdeden kalkmazlar. Bir daha doğup ortaya çıkana kadar da sağ tarafta beklerler."

İbn Ebî Hâtim, Dahhâk'tan bildirir: "Gölge ortaya çıktığı zaman yeryüzünde ne kadar kuş ve hayvan varsa Allah'a secdeye kapanır."

İbn Ebî Hâtim, Amr b. Dînar'dan bildirir: Bir adamın Kâbe'yi tavaf ederken ağladığını da işittim. Baktığımda Tavus olduğunu gördüm. Bana: "Ağlamama şaşırdın mı?" diye sorunca: "Evet!" karşılığını verdim. Bunun üzerine: "Bu yapının (Kâbe'nin) Rabbine andolsun ki şu Ay da hiçbir günahı olmadığı halde Allah korkusundan ağlar" dedi.

Ahmed Zühd'de İbn Ebî Müleyke'den bildirir: Adamın biri, Hicr'de secdeye kapanmış ağlayan Abdullah b. Amr'a rastladı. Abdullah ona: "Şu Ay bile Allah korkusuyla ağlarken benim Allah korkusundan dolayı ağlamama mı şaşırıyorsun!" dedi.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Tâvus bu âyeti açıklarken şöyle demiştir: "Secde konusunda Yüce Allah zikrettiklerinde hiçbir istisnâda bulunmazken insana gelince: "...Ve insanların birçoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun?" buyurup istisnâda bulunmuştur. En fazla şükretmesi gerekenlerin en fazla küfre bulaşanlar olduklarını görüyoruz."

İbn Ebî Hâtim, Lâlekâî Sünne'de ve el-Hila'î Fevâid'de bildirdiğine göre Hazret-i Ali'ye: "Şurada adamın biri irade konusunda tartışıyor" denilince, Hazret-i Ali adamın yanına gitti ve: "Ey Allah'ın kulu! Allah seni dilediği gibi mi yarattı, yoksa senin dilediğin gibi mi?" diye sordu. Adam: "Tabi ki dilediği gibi yarattı" dedi. Hazret-i Ali: "Peki, dilediği zaman mı seni hasta kılar, yoksa sen dilediğin zaman mı hastalanırsın?" diye sorunca, adam: "Tabi ki dilediği zaman beni hasta kılar" dedi. Hazret-i Ali: "Dilediği zaman mı sana şifa verir, yoksa sen dilediğin zaman mı iyileşirsin?" diye sorunca, adam: "Tabi ki dilediği zaman şifa verir, iyileşirim" dedi. Hazret-i Ali: "Peki, dilediği yere mi seni koyar yoksa senin istediğin yere mi?" diye sorunca, adam: "Tabi ki dilediği yere beni koyar" kaşılığını verdi. Bunun üzerine Hazret-i Ali: "Vallahi şayet bunlardan farklı bir cevap verseydin şu gözlerini taşıyan başını kılıçla vururdum" dedi.

18 ﴿