22

"İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf! Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. Onunla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir. Onlar için bir de demirden topuzlar vardır. Orada, uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler her defasında oraya geri çevrilirler ve: «Yakıcı azabı tadın» denir."

Saîd b. Mansûr, İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, Buhârî, Müslim, Tirmizî, İbn Mâce, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Taberânî, İbn Merdûye ve Beyhakî'nin Delâil'de bildirdiğine göre Ebû Zer yeminler ederek: "İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf! Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir" âyeti ile "Muhakkak ki Allah, iman edip salih ameller işleyenleri içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar" âyetinin Bedir savaşında karşılıklı teke tek dövüşen altı kişi hakkında nazil olduğunu söylerdi ki bunlar da (Müslümanlardan) Hamza b. Abdilmuttalib, Ubeyde b. el-Hâris, Alî b. Ebî Tâlib, (müşriklerden) Utbe b. Rabîa, Şeybe b. Rabîa ve Velîd b. Utbe'dir.

Abd b. Humeyd, Hâkim ve İbn Merdûye, Ali b. Ebî Tâlib'den bildirir: "işte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf! Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir" âyeti, Bedir savaşında karşılıklı teke tek dövüşen Hamza, Ali, Ubeyde ile Utbe b. Rabîa, Şeybe b. Rabîa ve Velîd b. Utbe hakkında nazil oldu. Kıyamet gününde (müşriklerle) davalaşmak için Allah'ın huzurunda ilk diz çöken kişi ben olacağım!"

İbn Ebî Şeybe, Buhârî, Nesâî, İbn Cerîr ve Beyhakî'nin Kays b. Ubâd vasıtasıyla bildirdiğine göre Hazret-iAli: "Kıyamet gününde (müşriklerle) davalaşmak için Rahmân (olan Allah)'ın huzurunda ilk diz çöken kişi ben olacağım!" dedi. Kays der ki: "İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf! Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir" âyeti, Bedir savaşında karşılıklı teke tek dövüşen Hamza, Ali, Ubeyde ile Utbe b. Rabîa, Şeybe b. Rabîa ve Velîd b. Utbe hakkında nazil oldu."

İbn Merdûye, İbn Abbâs'tan bildirir: Müslümanlardan Ali, Hamza ve Ubeyde ile müşriklerden Utbe, Şeybe ve Velîd karşılıklı teke tek dövüşmek için çıktıklarında müşrikler: "Kim olduğunuzu söyleyin de bilelim!" dediler. Ali: "Ben Ali'yim! Bu da Hamza, şu da Ubeyde!" karşılığını verdi. Müşrikler: "Bize denk ve değerli kişiler!" dediler. Ali: "Sizleri Allah'a ve Resûlünün yoluna davet ediyorum" diyerek onları İslam'a davet etti, ancak Utbe: "Hadi dövüşelim!" karşılığını verdi. Sonrasında Ali, Şeybe ile dövüştü ve çok geçmeden onu öldürdü. Hamza da dövüştüğü Utbe'yi öldürdü. Ubeyde ise Velîd ile karşılaştı. Ubeyde onun karşında az zayıf düşünce Ali yardıma gelip Velîd'i öldürdü. Bunun üzerine Yüce Allah: "İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf! Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir" âyetini indirdi.

İbn Ebî Hâtim, Ebu'l-Âliye'den bildirir: Bedir savaşında iki taraf karşı karşıya geldiği zaman Ube b. Rabîa yanındaki müşriklere: "Bu adamla savaşmayın! Şayet dediği gibi peygamberse peygamberliğiyle en fazla sevinmesi gereken sizlersiniz. Yok, eğer bu konuda yalan söylüyorsa onun kanını dökmeme en fazla size yakışır" dedi. Ebû Cehl b. Hişâm, Utbe'ye: "Korkuyla dolmuşsun!" diye çıkışınca, Utbe: "Bu gün kavmini fesada sürükleyen ödleğin kim olduğunu göreceksin!" karşılığını verdi. Sonrasında Utbe b. Rabîa, Şeybe b. Rabîa ve Velîd b. Rabîa teke tek dövüşmek için meydana çıktılar ve Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile ashabına doğru: "Bize denk olan kişileri gönder de onlarla dövüşelim!" diye seslendiler. Bu çağrı üzerine Ensâr'dan, Hazrec kabilesinden bazı gençler hemen fırladı. Ancak Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Sizler oturun! Ey Hâşim oğulları! Sizler kalkın!" buyurdu. Bunun üzerine Hamza b. Abdilmuttalib, Ali b. Ebî Tâlib ve Ubeyde b. el-Hâris kalkıp müşriklerin karşısına çıktılar. Utbe: "Konuşun da sizleri tanıyalım!" diye seslenince, Hamza: "Ben Allah'ın aslanı, Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) aslanı Hamza b. Abdilmuttalib'im!" karşılığını verdi. Buna karşılık Utbe: "Bize denk ve değerli biri!" dedi. Ali b. Ebî Tâlib: "Ben Ali'yim!" deyince, Utbe: "Bize denk ve değerli biri!" dedi. Ubeyde de: "Ben Ubeyde b. el-Hâris'im!" deyince, Utbe yine: "Bize denk ve değerli biri!" dedi.

Sonrasında Hamza, Şeybe b. Rabîa'yla karşılaştı. Ali b. Ebî Tâlib, Utbe b. Rabîa'yla karşılaştı. Ubeyde b. el-Hâris'de Velid'in karşısına geçti. Hamza hemen Şeybe'yi öldürdü. Ali bir iki kılıç sallamadan sonra Utbe'yi öldürdü. Ubeyde, Velîd'le çarpışırken ayağından yaralandı. Hamza ile Ali yardımına gelip Velîd'i öldürdüler. Müşriklerden bu üç kişi ölünce Ebû Cehil ile arkadaşları: "Bizim Uzza'mız var, ama sizin Uzza'nız yok!" diye bağırdılar. Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) münadisi de: "Bizim dostumuz Allah'tır! Oysa sizin dostunuz yoktur!" karşılığını verdi. Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) münadisi yine: "Bizim ölülerimiz Cennete, sizin ölüleriniz ise Cehenneme gidecek!" diye seslendi. Bunun üzerine Yüce Allah: "İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf! Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir" âyetini indirdi.

Abd b. Humeyd, Lâhik b. Humeyd'den bildirir: "İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf! Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir" âyeti, Bedir savaşı sırasında Utbe b. Rabîa, Şeybe b. Rabîa ve Velîd b. Utbe hakkında nazil oldu. "Muhakkak ki Allah, iman edip salih ameller işleyenleri içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar" âyeti ile "Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar, hem de övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir" âyeti de, Ali b. Ebî Tâlib, Hamza ve Ubeyde b. el-Hâris hakkında nazil oldu.

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: "İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf!" âyetini açıklarken: "İki hasımdan kasıt öldükten sonra tekrar dirilme konusunda tartışan mümin ile kafirdir" demiştir.

İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Mücâhid, Atâ b. Ebî Rebâh ve Hasan bu âyeti açıklarken: "Müminler ile kafirler Rableri konusunda birbirleriyle tartışmışlardır" demişlerdir.

İbn Cerîr ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs: "İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf!" âyetini açıklarken şöyle demiştir: Bunlar Ehl-i Kitâb'dır. Zira müminlere: "Biz Allah'a sizden daha yakınız. Kitabımız sizin kitaptan daha eski, peygamberimiz de sizin peygamberden daha önce gelmiştir" deyince, müminler: "Biz Allah'a sizden daha yakınız! Zira biz hem Muhammed'e (sallallahü aleyhi ve sellem) hem sizin peygamberinize iman ederiz. Bunun yanında Yüce Allah'ın indirdiği tüm kitaplara da inanırız. Siz ise kitabımızı ve peygamberimizi bilmenize rağmen hasedinizden dolayı ondan uzak durup inkar ettiniz" karşılığını verdiler. İşte Rableri konusunda tartışmaları budur.

Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim, Katâde'den bildirir: Müslümanlarla Ehli Kitâb'dan olanlar tartışmaya girdiler. Ehl-i Kitâb'dan olanlar: "Bizim peygamberimiz sizin peygamberinizden önce gelmiştir. Bunun yanında bizim kitabımız sizin kitaptan daha eskidir. Bu yüzden biz Allah'a sizden daha yakınız" deyince, Müslümanlar: "Bizim kitabımız diğer tüm kitapları hükümsüz kılmıştır. Dolayısıyla biz Allah'a sizden daha yakınız" karşılığını verdiler. Yüce Allah da Müslümanları hasımlarına karşı galip gitirmiş ve bu konuda: "İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf! Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir" âyetini indirmiştir.

İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İkrime: "İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf!" âyetini açıklarken şöyle demiştir: Burada iki taraftan kasıt Cennet ile Cehennemdir. Cehennem: "Yüce Allah beni azabı için yarattı" derken, Cennet de: "Yüce Allah beni rahmeti için yarattı" demiştir.

İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Mücâhid: "...Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Kafirler için ateşten giysiler kesilip hazırlanmıştır. Müminlere gelince ise Yüce Allah onları, altından ırmaklar akan Cennete koymuştur."

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr: "...Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. Onunla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Onlara bakırdan giysiler biçilir ki ateşte kızdırıldığında bakırdan daha fazla yüksek ısı veren bir şey yoktur. Ceza olarak bakır bunların başlarında eritilir.

Bağırsakları karınlarından dışarıya akar. Derileri eriyip dökülür de tüm organları ortalığa saçılır."

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbrâhim et-Teymî: "...Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir" âyetini okudu ve: "Ateşten giysiler biçen Allah'ı tesbih ederim" dedi.

Ebû Nuaym Hilye'de Vehb b. Münebbih'ten bildirir: "Cehennemliklere giysiler giydirilir, oysa çıplak kalmaları kendileri için daha iyidir. Yine onlara ebedi hayat verilir, oysa ölmeleri onlar için daha iyidir."

Abd b. Humeyd, Tirmizî, Abdullah b. Ahmed Zühd'e zevâid olarak, İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim, Hâkim, Ebû Nuaym Hilye'de ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Ebû Hureyre, "...Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. Onunla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir" âyetini okudu ve şöyle dedi: Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Cehennemde kaynar sular (hamim) başlarına döküldüğü zaman bu su önce kafataslarını delip eritir, oradan içine girer, içinde ne varsa parçaladıktan sonra ayaklarına kadar iner. İşte bahsedilen eritme (sahr) budur. Bu şekildeki bir erimeden sonra bedeni tekrar eski haline döner. "

İbn Ebî Hâtim, Abdullah b. es-Serî'den bildirir: "Sıcaklığından dolayı melek kabı ancak maşalarla taşıyarak gelir. Bu kabı dökmek için yüzüne yaklaştırdığı zaman kafir bundan tiksinir. Melek elindeki demirden topuzla başına vurup beynini boşaltır. Sonrasında kabı başının içine döker. Bu şekilde başından karnına kadar ulaşır. "Onunla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir" âyetinde ifade edilen de budur."

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim ve Ebû Nuaym Hilye'de Saîd b. Cübeyr'den bildirir: "Cehennem ehli acıktıkları zaman zakkum ağacına koşarlar ve ondan yerler, derileri ve yüzleri dökülür. Eğer onları tanıyan biri yanlarından geçecek olsa dökülen derilerini ve yüzlerini tanır. Sonra susuzluğa maruz kalır ve su isterler. Onlara irine benzeyen, sıcaklığının son derecesine gelmiş kaynar bir su verilir. Suyu ağızlarına yaklaştırdıklarında sıcaklığından derileri dökülmüş olan yüzleri pişer ve karınlarında ne varsa erir. Yürürlerken bütün bağırsakları ve derileri dökülür. Sonra demir sopalarla dövülürler ve bütün uzuvları dökülür. O kadar işkence çekerler ki feryat figan içinde helak olmayı isterler."

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Onunla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir" âyetini açıklarken: "Yürürken bağırsakları ve derileri yerlere dökülür" demiştir. "Onlar için bir de demirden topuzlar vardır" âyetini açıklarken de: "Bu topuzlarla onlara vurulduğu zaman her bir organları bir yere düşer. O kadar işkence çekerler ki feryat figan içinde helak olmayı isterler" demiştir.

İbnu'l-Enbârî ve Tastî'nin Mesâil'de bildirdiğine göre Nâfi' b. el-Ezrak, İbn Abbâs'a: (.....) ifadesinin anlamı nedir?" diye sorunca, İbn Abbâs: "Hamîm denilen içeceği içtikleri zaman karınlarında bulunanların erimesidir" dedi. Nâfi': "Araplar öylesi bir ifadeyi bilir mi?" diye sorunca, İbn Abbâs şu karşılığı verdi: "Evet, bilirler. Şairin:

"içi kaynayıp eriyince dumanı çıktı

Bu halde kovanın içinde dönüp dolaştı" dediğini işitmez misin? Yine şöyle demiştir:

"Onu yakıp eritecek güneşi gözleyip durdu

Batmaya yüz tutunca da yola koyuldu."

İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Onunla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir" âyetini açıklarken: "Öyle bir su içirilirler ki bu su karınlarına girince derileriyle birlikte içerde ne varsa hepsini eritir" demiştir.

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: (.....) ifadesini: "Eritir" şeklinde açıklamıştır.

İbn Ebî Şeybe, Dahhâk'tan aynısını bildirir.

Abdurrezzâk ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Katâde: (.....) ifadesini: "Eritir" şeklinde açıklamıştır.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Atâ el-Horasânî: (.....) âyetini açıklarken: "Yağın erimesi gibi eritir" demiştir.

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Dahhâk: (.....) âyetini: "Onlar için çekiçler vardır" şeklinde açıklamıştır.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr: "Onlar için bir de demirden topuzlar vardır" âyetini açıklarken: "Bu topuzlarla onlara öyle bir vurulur ki organlarından her biri bir tarafa dağılır" demiştir.

İbn Ebî Şeybe, Hasan(-ı Basrî)'den bildirir: İbn Ömer: "Cehennemi çokça anın! Zira çok yakıcı bir ateşi, çok derin bir dibi ve demirden topuzları vardır" derdi.

Ahmed, Ebû Ya'lâ, İbn Ebî Hâtim, Hâkim, İbn Merdûye ve Beyhakî'nin el- Ba's'de Ebû Saîd el-Hudrî'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Cehennemde bulunan topuzlardan biri yeryüzüne konulacak olsa, insanlar ve cinler bir araya gelseler dahi onu yerinden oynatamazlardı. Şayet bu topuzla bir dağa vurulacak olsa onu paramparça eder sonra eski haline dönerdi. "

İbnu'l-Mübârek, Saîd b. Mansûr, İbn Ebî Şeybe, Hennâd, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Hâkim'in bildirdiğine göre Selmân: "Cehennem ateşi kapkaradır. Ne alevi, ne de koru ışık verir" dedi ve: "Orada, uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler her defasında oraya geri çevrilirler: «Yakıcı azabı tadın" denir» âyetini okudu.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ebû Câfer el-Kârî: "Orada, uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler her defasında oraya geri çevrilirler: «Yakıcı azabı tadın" denir» âyetini okuyup ağladı ve: "Bu âyet konusunda Zeyd b. Eslem'in bana bildirdiğine göre Cehennemdekiler nefes bile alamazlarmış" dedi.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Fudayl b. İyâd: "Orada, uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler her defasında oraya geri çevrilirler..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Ayakları prangalı, elleri de bağlı olduğu için oradan çıkmak isterler. Ancak ateşin alevi onları yukarıya fırlatırken demir topuzlar onları geri aşağıya indirir."

22 ﴿