25"Doğrusu İnkar edenleri, Allah'ın yolundan, yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılman Mescid-i Haram dan alıkoyanları ve orada zulüm ile ilhada yeltenenleri can yakıcı bir azaba uğratırız." Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Harem bölgesinin tümü, Mescid-i Haram sayılır" demiştir. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan..." âyetini açıklarken: "Orada Allah'ın tüm kulları eşittir" demiştir. İbn Ebî Şeybe, Saîd b. Cübeyr'den bu yorumun aynısını zikreder. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Eşit kılınmaları tek bir şeriata sahip olmalarıdır. Yerli ifadesinden kasıt, hac mevsiminde Mekke'de bulunan Mekke ahalisidir. Yolcu olanlardan kasıt da Mekke'nin yerlisi olmayan başka bölgelerden buraya hac için gelenlerdir. Dışarıdan Mekke'ye gelenlerin Mekkelilerle eşit oldukları, hac mevsiminde ibadetlerini rahatça yapabilmeleri için Mekke yerlilerinin onlara gerekli imkanı sağlamaları gerektiği ifade edilmiştir." İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs bu âyeti açıklarken: "Mekke yerlisi ve yabancısı Harem bölgesinde oturma ve konaklama konusunda eşit konumdadırlar" demiştir. Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Mücâhid ile Atâ: "...Yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan..."' âyetini açıklarken: "Harem bölgesinin kudsiyetini koruma ve gerekli ibadetleri ifa etme noktasında Mekke'nin yerlisi ve yabancısı birdir, eşittir" demiştir. Abd b. Humeyd ve Beyhakî'nin Şuabu'l-îman'da bildirdiğine göre Katâde: "...Yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Mekke ahalisi ile Mekke dışından gelenler Harem bölgesinde yerleşme, ibadetleri ifa etme ve bölgenin haramlığı konusunda eşittirler." Abd b. Humeyd, Ebû Hasîn'den bildirir: Saîd b. Cübeyr'e: "Mekke'de itikafa gireyim mi?" diye sorduğumda şu karşılığı verdi: "Hayır, girmene gerek yok, zira orada ikamet ettiğin sürece itikattasın demektir. Yüce Allah: "...Yerli (âkif) ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan..." buyurur. İbn Ebî Şeybe ve Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Mücâhid bu âyeti açıklarken şöyle demiştir: "İnsanlar Mekke'de eşittirler. Mekke'de bulunan evlerde kimse kimseden daha fazla hak sahibi değildir." İbn Ebî Şeybe ve Abd b. Humeyd, Abdullah b. Amr'dan bildirir: "Mekke'de bulunan evlerden kira ücreti alıp yiyen kişi, midesine ateş indiriyor demektir." İbn Ebî Şeybe ve Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Atâ, Mekke'deki evlerin satılması veya kiraya verilmesini kerîh görürdü. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre İbrâhîm(-i Nehaî), Mekke'deki evlerin kiraya verilmesini kerîh görürdü. Abd b. Humeyd, İbn Ömer'den bildirir: "Hazret-iÖmer, Mekke'deki evlerin kapılarının kapalı tutulmasını yasaklamıştı. Dışarıdan gelen insanlar Mekke'de kalacakları süre içinde bu evlerde kalırlardı. Hatta bazıları bu evlerin bahçelerinde çadır kurarlardı." İbn Sa'd'ın bildirdiğine göre adamın biri Merve tepesinin yanında Ömer b. el-Hattâb'a: "Ey müminlerin emiri! Benim çocuklarıma ıkta olarak bir yer ver" deyince, Ömer ondan yüz çevirdi ve şöyle dedi: "Bölge Yüce Allah'ın haram bölgesidir ki: "...Yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan..."buyurmuştur." İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Mücâhid: "Mekke evlerinin kiraya verilmesi helal değildir" demiştir. İbn Ebî Şeybe, İbn Cüreyc'den bildirir: "Ömer b. Abdilazîz'in Mekke'deki ev ve meskenlerin kiraya verilmesini yasaklayan yazısını bizzat kendim okudum." İbn Ebî Şeybe, Kâsım'dan bildirir: "Mekke'deki evlerin kirasından bir şey yiyen kişi, ateş yiyor demektir." İbn Ebî Şeybe, Atâ'dan bildirir: "Hazret-iÖmer, hac için dışarıdan gelen insanların konaklayabilmesi için Mekke ahalisinin evlerinin bahçe ve arsalarına kapı koymalarını yasakladı." İbn Ebî Şeybe, Câfer'den, o da babasından bildirir: "Mekke'de evlerin (dış) kapısı yoktu. Mısır ile Irak'tan gelenler bu evlere girebilirlerdi." İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre İbn Sâbit: "...Yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Hacdan dönenler ile Mekke yerlileri Mekke'deki evler konusunda eşittirler. Dışardan gelenler istedikleri evlerde oturabilirler. Yerliler de evlerinden çıkarılmazlar." İbn Ebî Hâtim, Taberânî ve İbn Merdûye -sahih bir senedle- İbn Abbâs'tan bildirir: "...Yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan..." âyeti konusunda Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Mekke'nin yerlisi de, yabancısı da Harem'de birdir" buyurmuştur. İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan..." âyetini açıklarken: "Mekke'nin yerlisi de yabancısı da Mescid-i Haram'da konaklamada birdirler" demiştir. İbn Merdûye'nin İbn Ömer'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Mekke herkese açık bir yerdir. Evleri ne satılır, ne de kiraya verilir" buyurmuştur. İbn Ebî Şeybe ve İbn Mâce, Alkame b. Nadle'den bildirir: "Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebû Bekr'in ve Ömer'in dönemlerinde Mekke'de evler sâibe (ihtiyaç sahiplerine bırakılmış) olarak isimlendirilirdi ki her üçü de vefat ettiklerinde Mekke evleri bu isimle anılırdı. İhtiyacı olan bu evlerde oturur, ihtiyacı olmayan da oturması için başkasına verirdi." Abdurrezzâk ve Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre İbn Ömer: "Ey Mekke ahalisi! Evlerinize kapı yapmayın! Dışardan gelenler istediği evde konaklasın" derdi. Dârakutnî'nin İbn Amr'dan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Mekke'deki evlerden kira ücreti yiyen kişi ateş yemiş demektir" buyurmuştur. Firyâbî, Saîd b. Mansûr, İbn Râhûye, Ahmed, Abd b. Humeyd, Bezzâr, Ebû Ya'lâ, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Taberânî, Hâkim ve İbn Merdûye, İbn Mes'ûd'dan bildirir: "...Orada zulüm ile ilhada yeltenenleri can yakıcı bir azaba uğratırız" âyeti konusunda Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Mescid-i Haram'da biri ilhada kalkışsa, Aden-i Ebyen'de olsa dahi Yüce Allah ona çetin azabını tattırır!" buyurmuştur. Saîd b. Mansûr ve Taberânî'nin bildirdiğine göre İbn Mes'ûd: "...Orada zulüm ile ilhada yeltenenleri can yakıcı bir azaba uğratırız" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Kabe'nin (Mescid-i Haram'ın) dışında bir yerde bir günaha niyet edip de onu yapmayan kişiye, bu günahı işlemedikçe aleyhine yazılmaz. Ancak Kâbe'de bir günaha niyet eden kişiye, Yüce Allah çetin azabını tattırmadan canını almaz." İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'tan bildirir: Bu âyet Abdullah b. Uneys hakkında nazil oldu. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu, biri Muhacirlerden, biri de Ensâr'dan olmak üzere iki kişiyle bir yere göndermişti. Birbirlerine karşı soylarıyla övünürken Abdullah kızdı ve Ensâr'dan olan adamı öldürdü. Sonrasında İslam'dan çıkıp Mekke'ye kaçtı. Bunun üzerine: "...Orada zulüm ile ilhada yeltenenleri can yakıcı bir azaba uğratırız" âyeti nazil oldu. Yani kim İslam'dan saparak Harem bölgesine sığınırsa can yakıcı azabı tadacaktır. Abdurrezzâk, İbn Cerîr ve Beyhakî'nin Şuabu'l-îman'da bildirdiğine göre Katâde: "...Orada zulüm ile ilhada yeltenenleri can yakıcı bir azaba uğratırız" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Şirk koşmak üzere Harem bölgesine gelen kişiyi Yüce Allah yakıcı azabı tattırır." Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Orada zulüm ile ilhada yeltenenleri can yakıcı bir azaba uğratırız" âyetini açıklarken: "Zulüm ile ilhattan kasıt şirktir" demiştir. İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Mücâhid: "...Orada zulüm ile ilhada yeltenenleri can yakıcı bir azaba uğratırız" âyetini açıklarken: "Zulüm ile ilhattan kasıt, Harem'de Allah'tan başkasına tapmaktır" demiştir. İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Orada zulüm ile ilhada yeltenenleri can yakıcı bir azaba uğratırız" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Harem bölgesinde, çirkince laflar etme, hakkın olmadığı halde birine zulmetme veya haksız yere birini öldürme gibi Allah'ın haram kıldığı bir yasağı çiğneyen kişi çetin azabı haketmiş demektir." İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Habîb b. Ebî Sâbit: "...Orada zulüm ile ilhada yeltenenleri can yakıcı bir azaba uğratırız" âyetini açıklarken: "Zulüm ile ilhada yeltenenlerden kasıt, Mekke'de yiyecek stoku yapanlardır" demiştir. Abd b. Humeyd, Buhârî Târih'de, Ebû Dâvud, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin Ya'lâ b. Umeyye'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Harem bölgesinde yiyecek stoku yapmak orada ilhad yapmak demektir" buyurmuştur. Saîd b. Mansûr, Buhârî Târih'de ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Hazret-i Ömer b. el-Hattâb: "Mekke'de yiyecek stoku yapmak orada zulüm ile ilhad yapmak demektir" demiştir. Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Ömer: "Mekke'de yiyecek satışı yapmak ilhad yapmak demektir" demiştir. Beyhakî'nin Şuabu'l-îman'da İbn Ömer'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Mekke'de yiyecek stoku yapmak orada ilhad yapmak demektir" buyurmuştur. Saîd b. Mansûr, İbn Ebî Şeybe, İbn Menî', Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l- Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye, Mücâhid'den bildirir: Abdullah b. Ömer'in, biri Harem'de biri de Harem dışında iki çadırı vardı. Namaz kılmak istediği zaman Harem içindeki çadırında kılardı. Ailesine sitem de bulunmak istediği zaman ise Harem dışındaki çadırda bunu yapardı. Neden öyle yaptığı sorulunca da şu karşılığı verdi: "Harem'de: 'Hayır vallahi! Evet vallahi!' demenin de ilhaddan sayıldığı bize söylenirdi." İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr bu âyeti açıklarken: "Harem bölgesinde kişinin hizmetçisine sövmesi ve daha basiti bile zulümdür" demiştir. Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim, İbn Ömer'den bildirir: Harem içinde yalan yere: "Hayır vallahi! Evet vallahi!" demen ilhaddır. İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Hac emirinin Mekke'de ticaret yapması ilhaddır" demiştir. Hâkim, İbn Abbâs'tan bildirir: Tubba' (Yemen kralı) Kâbe'yi yıkmak üzere yola çıktı. Kurâu'l-Ğamîm'e ulaştığı zaman Yüce Allah üzerlerine bir rüzgar gönderdi. O kadar sert bir rüzgardı ki kişi ayakta zor durabiliyor, ayakta olan kişi de oturmaya çalışınca yere seriliyordu. Rüzgarın bu durumu uzun sürünce Tubba' iki piskoposunu çağırdı ve: "Bu üzerimize çöken bela da ne?" diye sordu. Piskoposlar: "Diyeceklerimizden dolayı bize eman verir misin?" deyince, Tubba': "Eman verdim" karşılığını verdi. Piskoposlar: "Yüce Allah'ın koruduğu bir evi yıkmak istiyorsun" dediklerinde, Tubba': "Bu bela başımızdan nasıl gider?" diye sordu. Piskoposlar: "Sadece iki parçalık giysi (ihram) giyer ve 'Lebbeyk Allahumme lebbeyk!' dersin. Sonra Kâbe'ye gidip onu tavaf edersin. Kâbe'de bulunanlardan hiç kimseye de karışmazsın" dediler. Tubba': "Bu dediklerinizi aynen yaparsam bu rüzgar üzerimden gider mi?" diye sorunca, piskoposlar: "Evet, gider" dediler. Bunun üzerine Tubba' iki parçalık bir giysi giyip telbiye getirdi. Tubba' bunları yaptıktan sonra da rüzgar koyu gece karanlığı gibi çekilip gitti. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Rabî' b. Enes: "...Orada zulüm ile ilhada yeltenenleri can yakıcı bir azaba uğratırız" âyetini açıklarken şöyle demiştir: Muhacir ile Ensâr'a yetişen bir adam onlardan naklen bana şöyle dedi: "Fil ashâbının yapmaya çalıştıkları şeyi (Kâbe'yi yıkmayı) isteyen kişilere cezaları dünyada iken verilir. Harem'in kutsallığını çiğneyecek olanlar da yine Harem'in ahalisi olacaktır." Yine onlardan naklen bana şöyle anlattı: "Mekke'de iki yazı bulundu. Birinde şöyle yazıyordu: "Bismillah! Bereket yörenin üzerine olsun! Ben evimi Mekke'de kıldım. Mekke ahalisinin yiyeceği et, yağ ve hurmadır. Mekke'ye giren kişi güvende demektir. Mekke'nin kutsiyetini de Mekke ahalisi çiğneyecektir." Rabî' der ki: Sonra adam bana şöyle dedi: "Şayet senin de bildiğin o olayı (Fil vakası) Mekke ahalisi yapmış olsaydı onların da cezası dünyada iken verilirdi. Mescid-i Haram'ın kutsallığının çiğnenip söz konusu cinayetlerin işlenmesinden önce Abdullah b. Amr b. el-Âs: "Önceki kitaplarda Abdullah'ın Harem'de öldürüleceğinin yazdığını gördüm" demişti. Bunu derken Abdullah b. Ömer b. el-Hattâb ile Abdullah b. Zübeyr de yanındaydı. Bu sözün ardından Abdullah b. Amr b. el- Âs ile Abdullah b. Ömer b. el-Hattâb: "Vallahi hac ve umre için olmadıkça Mescid-i Haram'a asla yaklaşmam!" dediler. Abdullah b. Zübeyr ise susup bir şey demedi. Daha sonraları da Abdullah b. Zübeyr Mescid-i Haram'da öldürüldü ve mekanın kutsiyeti çiğnendi. İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim, İbn Mes'ûd'dan bildirir: "Kişi günah olan bir şeye niyetlenip de onu yapmadığı zaman aleyhine yazılmaz. Ancak Aden-i Ebyen'de biri Kâbe'de ilhaha niyetlense ve bunu yapamadan ölse bundan dolayı Yüce Allah ona çetin azabı tattırır. Kâbe'de ilhad da orada Yüce Allah'ın yasakladığı herhangi bir şeyi yapmaktır." İbn Ebî Şeybe, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Dahhâk: "...Orada zulüm ile ilhada yeltenenleri can yakıcı bir azaba uğratırız" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Kişi başka bir bölgede yaşayıp da Mekke'de bir günah işlemeye niyetlense bunu yapmasa da aleyhine yazılır." İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: "...Orada zulüm ile ilhada yeltenenleri can yakıcı bir azaba uğratırız" âyetini açıklarken: "Orada kötü bir iş yapanı çetin bir azaba uğratırız, anlamındadır" demiştir. İbn Ebî Şeybe ve İbnu'l-Münzir, Mücâhid'den bildirir: "Mekke'de iyiliklerin katıyla karşılık bulması gibi kötülüklerin de günah ve cesası katıyla olur." Saîd b. Mansûr, Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Atâ b. Ebî Rebâh: "...Orada zulüm ile ilhada yeltenenleri can yakıcı bir azaba uğratırız" âyetini açıklarken: "Zulüm ve ilhaddan kasıt, öldürme ile şirktir" demiştir. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre İbn Ebî Müleyke'ye, "...Orada zulüm ile ilhada yeltenenleri can yakıcı bir azaba uğratırız" âyeti sorulunca şöyle demiştir: "Bizim bu zulüm ile ilhadın normal günahlar olduğu konusunda şüphemiz yoktu. Ancak Basra'dan sakallı adamlar Kûfe'den sakallı adamların yanına geldiklerinde bundan kastın şirk olduğunu söylediler." Abd b. Humeyd, İkrime'den bildirir: "Kul bir günaha niyetlendiği zaman bunu işlemedikçe Yüce Allah onu bundan sorumlu tutmaz. Ancak Kâbe'ye yönelik bir kötülüğe yeltenen kişiye Yüce Allah cezasını bu dünyada iken verir." Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Ebu'l-Haccâc bu âyeti açıklarken: "Kişi Mekke'de bir günah işlemeyi düşünse bile Yüce Allah bunu onun hanesine işlenmiş gibi yazar" demiştir. Abdurrezzâk ve Abd b. Humeyd, Mücâhid'den bildirir: Abdullah b. Amr'ı Arafat'ta gördüm. Evi Harem dışında, namazgâhı ise Harem'in içindeydi. Ona: "Neden öyle yapıyorsun?" diye sorduğumda: "Çünkü Harem'de amel etmek daha üstün, günah işlemek de daha ağırdır" karşılığını verdi. |
﴾ 25 ﴿