27"İnsanları hacca çağır; yürüyerek veya binekler üstünde uzak yollardan sana gelsinler." İbn Ebî Şeybe Musannef de, İbn Meni', İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Hâkim ve Beyhakî Sünen'de İbn Abbâs'tan bildirir: Hazret-iİbrâhim, Kâbe'nin inşasını bitirdikten sonra: "Rabbim! Bitirdim" dedi. Yüce Allah: "O zaman insanlara hac için ilan yap" buyurdu. İbrâhim: "Rabbim! Sesimi insanlara nasıl ulaştıracağım?" diye sorunca, Yüce Allah: "Sen ilanı yap, sesini ben ulaştırırım" buyurdu. İbrâhim: "Rabbim! Ne diyeyim?" diye sorunca, Yüce Allah: "Ey insanlar! Beytu'l-Atîk'i haccetmeniz sizlere farz kılındı, diye seslen" buyurdu. İbrâhîm'in bu çağırışını da gök ile yer arasında bulunan herkes işitti. Yeryüzünün en uzak diyarlarından insanların telbiye ederek nasıl geldiklerini görmez misin?" İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, Hâkim ve Beyhaki, İbn Abbâs'tan bildirir: Hazret-iİbrâhim, Kâbe'yi inşa edip bitirdiği zaman Yüce Allah kendisine vahyederek haccın ilanını yapmasını emretti. Bunun üzerine İbrâhim: "Rabbiniz kendine bir ev edindi ve sizin de onu haccetmenizi emretti" diye seslendi. Bu çağrıyı işiten dağ, taş, ağaç, toprak ne varsa: "Lebbeyk Allahummme Lebbeyk!" diyerek buna çağrıya icabet ettiler. İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'tan bildirir: Yüce Allah, Hazret-iİbrâhim'e haccın ilanını yapmasını emredince İbrâhim, Ebû Kubeys dağına çıktı ve: "Ey insanlar! Yüce Allah sizlere haccı farz kıldı. Ona icabet edin!" diye seslendi. Bu çağrıya erkeklerin sulbü ile kadınların rahimlerinde bulunanların tümü telbiye ile icabet etti. Bu davete ilk icabet edenler de Yemen ahalisi oldu. Bundan dolayı bu çağrının yapıldığı günden kıyametin kopmasına kadar hacca gidenlerin tümü o gün yapılan çağrıya icabet edenlerdendir. Deylemî'nin Hazret-iAli'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "İbrâhim hac için çağrı yapınca tüm mahlukat bu çağrıya telbiye getirerek icabet etti. Bu çağrı esnasında bir defa telbiye getiren bir defa haccetti. İki defa telbiye getiren iki defa haccetti. Daha fazla telbiye getiren de getirdiği kadarıyla haccetti. " İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "İnsanları hacca çağır..."âyetini açıklarken şöyle demiştir: Hazret-i İbrâhim bir taşın üzerine çıkıp: "Ey insanlar! Hac üzerinize farz kılındı!" diye seslendi. Bu çağrıyı da erkeklerin sulbü ile kadınların rahminde olanlara bile ulaştırdı. Yüce Allah'ın ezeli ilminde iman edip haccedecek olanların tümü bu çağrıya: "Lebbeyk Allahumme Lebbeyk!" diyerek icabet etti. İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr: "İnsanları hacca çağır..."âyetini açıklarken: "Bu çağrı erkek kadın her bir kişinin kalbine ulaştı" demiştir. İbn Cerîr, Saîd b. Cübeyr'den bildirir: Hazret-i İbrâhim, Kâbe'yi inşa edip bitirdiği zaman Yüce Allah kendisine vahyederek haccın ilanını yapmasını emretti. Bunun üzerine İbrâhim: "Ey insanlar! Rabbiniz kendine bir ev edindi ve sizin de onu haccetmenizi emretti" diye seslendi. Bu çağrıyı işiten insan, cin, ağaç, tepe, toprak, dağ, su ne varsa: "Lebbeyk Allahummme Lebbeyk!" diyerek buna çağrıya icabet ettiler. Ebu'ş-Şeyh, el-Ezân'da Abdullah b. Zübeyr'den bildirir: "Ezan (namaz çağrısı), Hazret-i İbrâhim'in, "İnsanları hacca çağır..." buyruğunda da ifade ediliği gibi hac için yaptığı çağrıdan alınmıştır. Hac için yapılan bu çağrıyı Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaz için de kullanmıştır." İbn Ebî Hâtim, Ubeyd b. Umeyr'den bildirir: Hazret-i İbrâhim insanları Allah'a (hacca) davet etme emrini aldığı zaman doğu tarafına dönüp bu çağrıyı yaptı. Sonra batı tarafına dönüp bu çağrıyı yaptı. Sonra Şam tarafına dönüp bu çağrıyı yaptı. Daha sonra Yemen tarafına dönüp aynı çağrıyı yaptı. Bu çağrılarına da: "Lebbeyk! Lebbeyk!" şeklinde icabet edildi. İbn Ebî Hâtim, Ali b. Ebî Talha'dan bildirir: Yüce Allah, Hazret-iİbrâhim'e insanları hacca çağırmasını emretti. Bunun üzerine İbrâhim bir taşın üzerine çıkıp: "Ey insanlar! Yüce Allah sizlere haccı emrediyor" diye seslendi. Bu çağrı üzerine o günü doğmuş olan, henüz erkeklerin sulbünde ve kadınların rahminde bulunan, denizlerde olan ne varsa: "Lebbeyk Allahummme Lebbeyk!" diyerek bu çağrıya icabet ettiler. Abd b. Humeyd, Mücâhid'den bildirir: Yüce Allah, Hazret-iİbrâhim'e: "İnsanları hacca çağır..." buyurunca, İbrâhim: "Nasıl bir çağrı yapayım?" diye sordu. Yüce Allah: "Ey insanlar! Rabbinizin çağrısına icabet edin, diye seslen" buyurdu. İbrâhim bu çağrıyı üç defa yapınca insanlar buna: "Lebbeyk Allahumme Lebbeyk! Rabbena! Lebbeyk Lebbeyk! Allahumme Rabbena Lebbeyk!" şeklinde icabet ettiler. O günü İbrâhim'in çağrısına icabet eden herkes haccetti. Abd b. Humeyd, Mücâhid'den bildirir: İbrâhim ile İsmail, Kâbe'nin yapımını bitirdikten sonra İbrâhim'e hac için çağrı yapması emredildi. Bunun üzerine İbrâhim, Safâ tepesine çıktı ve: "Ey insanlar! Rabbinizin çağrısına icabet edin!" diye seslendi ki doğu ile batı arasında bulunan herkes bu çağrısını işitti. Henüz babalarının sulbünde bulunanlar dahi: "Lebbeyk!" diyerek bu çağrıya icabet ettiler. Bu gün haccedenler o gün henüz babalarının sulbünde iken İbrâhim'in bu çağrısına icabet edenlerdir. İbn Ebî Hâtim, Mücâhid'den bildirir: Hazret-iİbrâhim: "Ey insanlar! Rabbinizin çağrısına icabet edin!" diye seslenince yeryüzünde kuru yaş ne kadar şey varsa bu çağrıya icabet etti. Saîd b. Mansûr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Beyhakî Şuabu'l-îman'da Mücâhid'den bildirir: Hazret-iİbrâhîm'e insanlara hac için çağrı yapması emredilince Makâm'da durdu ve doğu ile batıda bulunanların hepsinin duyacağı bir sesle: "Ey insanlar! Rabbinizin çağrısına icabet edin!" diye seslendi. Saîd b. Mansûr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Beyhakî Şuabu'l-îman'da Mücâhid'den bildirir: Yüce Allah'ın hac için çağrı yapma emri karşısında İbrâhim: "Nasıl bir çağrıda bulunayım?" diye sorunca, Yüce Allah: "Ey insanlar! Rabbinizin çağrısına icabet edin, şeklinde seslen" buyurdu. İbrâhim bu şekilde seslenince Yüce Allah'ın yarattığı dağ, ağaç itaat eden ne varsa: "Lebbeyk Allahumme Lebbeyk!" şeklinde cevap verdiler. Daha sonraları telbiye de bu şekilde yapılır oldu. İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim, Mücâhid'den bildirir: Hazret-iİbrâhim hac için çağrı yapmak üzere Makâm'da durunca en yüce dağdan daha yüksekte olacak şekilde Makâm yükseldi. Orada İbrâhim hac için çağrısını yaptı ve yedi denizin altındakilere bile sesini duyurdu. Onu işitenler de: "Lebbeyk! İtaat ettik! Lebbeyk! İcabet ettik!" demeye başladılar. O günden sonra kıyamet gününe kadar haccedecek olanlar işte o günde telbiye ile bu davete icabet edenlerdir. Abd b. Humeyd, Mücâhid'den bildirir: Hazret-iİbrâhim'e: "Hac için insanları çağır" denilince: "Rabbim! Ne diyeceğim?" diye sordu. Kendisine: "Lebbeyk Allahumme Lebbeyk, de" denildi. Bu şekilde ilk telbiye eden İbrâhim olmuştur. Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir, İkrime'den bildirir: Hazret-iİbrâhim'e hac için çağrı yapması emredilince Makâm'da durup: "Rabbiniz kendine bir ev edindi ve onu haccetmenizi emretti!" diye seslendi ki yeryüzünde bulunanların tümü bu çağrısını işitti. Yüce Allah da İbrâhîm'in üzerine çıkıp bu çağrıyı yaptığı kayada onun ayak izini bıraktı. Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir, Atâ'dan bildirir: Hazret-iİbrâhim, Safâ tepesine çıktı ve: "Ey insanlar! Rabbinizin çağrısını icabet edin!" diye seslendi. Bu çağrısında sesini o günü erkeklerin sulbünde canlı olan herkese işittirdi. Abd b. Humeyd, Saîd b. Cübeyr'den bildirir: "İbrâhim hac için yaptığı çağrıya bütün insanlar, cinler, ağaçlar ve taşlar icabet etti." İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim, Taberânî ve Beyhakî Şuabu'l-îman'da İbn Abbâs'tan bildirir: Hazret-iİbrâhim'e hac için insanlara çağrı yapması emri verildiğinde dağlar onun önünde alçaldı, yerler ise yükseldi. Bunun üzerine İbrâhim durup: "Ey insanlar! Rabbinizin davetine icabet edin!" diye seslendi. İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'tan bildirir: Hazret-iİbrâhim, Ebû Kubeys dağına çıktı ve: "Allahu Ekber! Allahu Ekber! Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve İbrâhim, Allah'ın Resûlüdür! Ey insanlar! Yüce Allah hac için insanlara çağrı yapmamı emretti. Ey insanlar! Rabbinizin bu davetine icabet edin!" diye seslendi. Bu çağrı üzerine, Yüce Allah'ın kıyamet gününe kadar hac için kendisinden söz aldığı herkes icabet etti. İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "İnsanları hacca çağır..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Burada insanlardan kasıt kıble ehlidir. Yüce Allah'ın: "Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke'de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâbe'dir. Orada apaçık deliller vardır, İbrâhîm'in makamı vardır; kim oraya girerse, güvenlik içinde olur..." buyurduğunu işitmez misin? Burada 'oraya girenler'den kasıt kendilerine hac için çağrı yapılan ve haccın üzerlerine farz kılındığı insanlardır. İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) âyetini: "Yaya olarak ve develer üzerinde binerek uzak yerlerden sana gelsinler" şeklinde açıklamıştır. Hatîb Târih'de Muhammed b. Ka'b el-Kurazî'den bildirir: İbn Abbâs'ın şöyle dediğini işittim: "Yaya olarak hacca gitmediğime üzüldüğüm kadar başka bir şeye üzülmüş değilim. Zira Yüce Allah: "...Yürüyerek... sana gelsinler" buyurur." Muhammed der ki: "İbn Abbâs bu âyeti: (.....) lafzıyla okurdu. İbn Sa'd, İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Beyhaki, İbn Abbâs'tan bildirir: "Bu ihtiyar yaşıma gelene kadar yaya olarak hacca gitmediğime üzüldüğüm kadar başka bir şeye üzülmüş değilim. Oysa Yüce Allah: "...Yürüyerek veya binekler üstünde uzak yollardan sana gelsinler" buyurmuş ve yürümeyi binmekten önce zikretmiştir. İbn Ebî Şeybe ve İbn Cerîr, Mücâhid'den bildirir: "Hazret-i İbrâhim ile Hazret-i İsmail yürüyerek haccetmişlerdir." İbn Huzeyme, Hâkim ve Beyhaki, İbn Abbâs'tan bildirir: Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem): "Hac için Mekke'ye yürüyerek giden ve yine yürüyerek dönen kişiye Yüce Allah her bir adımında Harem iyiliklerinden yediyüz iyilik sevabı yazar" buyurduğunu işittim. Ona: "Harem iyilikleri de ne oluyor?" diye sorulunca: "Harem'in her bir iyiliği yüz bin iyilik değerindedir" buyurdu. İbn Sa'd, İbn Merdûye ve Diyâ el-Muhtâre'de İbn Abbâs'tan bildirir: Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem): "Hacca binek ile giden kişiye bineğinin her bir adımında yetmiş iyilik sevabı, yürüyerek giden kişiye ise her bir adımında Harem iyiliklerinden yediyüz iyilik sevabı yazılır" buyurduğunu işittim. Ona: "Harem iyilikleri de ne oluyor?" diye sorulunca: "Harem'in her bir iyiliği yüz bin iyilik değerindedir" buyurdu. Beyhakî'nin Hazret-i Âişe'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Melekler hacca binekli gidenlerin ellerini sıkarak, yürüyerek gidenleri ise kendilerine sarılarak karşılar" buyurmuştur. İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) âyetini: "Yaya olarak ve develer üzerinde binerek uzak yerlerden sana gelsinler" şeklinde açıklamıştır. Abdurrezzâk ve İbn Cerîr, Mücâhid'den bildirir: Önceleri hacca giderken yanlarında azık olarak bir şey almazlardı. Bunun üzerine Yüce Allah: "...Kendinize azık edinin..." âyetini indirdi. Yine önceleri hacca giderlerken binek kullanmazlardı. Bu konuda da Yüce Allah: "...Yürüyerek veya binekler üstünde uzak yollardan sana gelsinler" âyetini indirdi. Bu şekilde azık edinmelerini emrederken hacca gidişte yaya veya binekli olma konusunda onları muhayyer bıraktı. Tastî'nin Mesâil'de bildirdiğine göre Nâfi' b. el-Ezrak, İbn Abbâs'a: (.....) ifadesinin anlamını sorunca, İbn Abbâs: "Uzak yol, anlamındadır" dedi. Nâfi': "Araplar öylesi bir ifadeyi bilir mi?" diye sorunca da İbn Abbâs şu karşılığı verdi: "Evet, bilirler. Şairin: "Ailelerinden geçip uzak yolları açtılar Kanatlı ordularla birlikte" dediğini işitmez misin?" İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) âyetini açıklarken: "Bundan kasıt yaya ile binekli olarak gelmedir" demiştir. Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde: (.....) âyetini açıklarken: "Uzun yol alıp yorgun düşmüş binek, anlamındadır" demiştir. Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: (.....) âyetini: "Uzak yollardan" şeklinde açıklamıştır. Abd b. Humeyd, Dahhâk'tan bu yorumun aynısını zikreder. İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Ebu'l-Âliye: (.....) âyetini: "Uzak yerlerden" şeklinde açıklamıştır. Abdurrezzâk ve İbn Cerîr, Katâde'den bunun aynısını zikreder. Abdurrezzâk Musannef te Ubeyd b. Umeyr'den bildirir: Ömer b. el-Hattâb binekler üzerinde Kâbe'ye doğru yol alan bir kafile ile karşılaşınca: "Siz kimsiniz?" diye sordu. İçlerinden yaşça en genç olanı: "Allah'ın Müslüman kullarıyız" karşılığını verdi. Ömer: "Nereden geliyorsunuz?" diye sorunca, genç: "Uzak bir yoldan geliyoruz" karşılığını verdi. Ömer: "Nereye gidiyorsunuz?" diye sorunca, genç: "Beytu'l-Atîk'e (Kabe'ye) gidiyoruz" karşılığını verdi. Bunun üzerine Ömer, kendi kendine: "Allah'a andolsun ki bu genç emir olmayı hakkediyor" dedi ve onlara: "Emiriniz kim?" diye sordu. Genç içlerinden yaşlı bir adamı gösterince, Ömer o genci kastederek: "Hayır! Emirleri sensin!" dedi. |
﴾ 27 ﴿