34

"Her ümmet için bir mensek kıldık ki Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar. İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Şu hâlde yalnız O'na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!"

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Her ümmet için bir mensek kıldık..." âyetini açıklarken: "Mensek'den kasıt bayramdır" demiştir.

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Her ümmet için bir mensek kıldık..."âyetini açıklarken: "Mensefc'den kasıt kan akıtmak (kurban)dır" demiştir.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İkrime: "Her ümmet için bir mensek kıldık..." âyetini açıklarken: "Mensek'den kasıt kurban kesmektir" demiştir.

Ebû Dâvud, Nesâî ve Hâkim, Abdullah b. Amr'dan bildirir: Adamın biri Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) geldi. Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) adama: "Kurban bayramını kutlamakla emredildim" buyurdu. Adam: "Kurbanlık olarak sadece kendisinden faydalanmak üzere bana verilen bir hayvandan başka bir şey bulamasam onu keseyim mi?" diye sorunca, Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) (sallallahü aleyhi ve sellem): "Hayır! Sen tırnaklarını kes, bıyıklarını kısalt ve avret yerlerini kesip temizle. Yüce Allah katında senin kurbanın sadece bu kadardır" buyurdu.'

Hâkim, Ebû Hureyre'den bildirir: Cebrâil inince Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: "Bayramımızı nasıl buldun?" diye sordu. Cebrâil şu karşılığı verdi: "Gök ahalisi sizin bu bayramınızla övündü. Bil ki ey Muhammed! Kurbanlık olarak genç bir keçi yaşlı bir keçiden daha iyidir. Kurbanlık olarak genç bir sığır yaşlı bir sığırdan daha iyidir. Kurbanlık olarak genç bir deve yaşlı bir deveden daha iyidir. Şayet genç bir hayvandan daha hayırlısı olsaydı Yüce Allah kurbanlık olarak İbrâhîm'e onu verirdi."

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Zeyd b. Eşlem: "Her ümmet için bir mensek kıldık..." âyetini açıklarken: "Mensek'den kasıt Mekke'dir. Yüce Allah, Mekke'den başka bir mensek (kurban yeri) kılmış değildir" demiştir.

Ahmed, Ebû Dâvud, Tirmizî, İbn Ebî Hâtim ve Hâkim, Câbir b. Abdillah'tan bildirir: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Kurban gününde bayram namazını kıldırdı. Namaz ile hutbeyi bitirdikten sonra bir koç getirtti ve kendi eliyle onu kesip kurban etti. Keserken: "Bismillahi Vallahu Ekber! Allahım! Bu kurban benim ve ümmetimdem kurban kesmeyenler içindir" buyurdu.

Ahmed, Ebû Dâvud, İbn Mâce, İbn Ebî Hâtim, Hâkim, İbn Merdûye ve Beyhakî Şuabu'l-îman'da Câbir'den bildirir: Bir bayram gününde Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) iki koç kurban etti. Kurban etmek üzere onları kıbleye çevirdiğinde de: "Yönümü, gönülden, gökleri ve yeri yaratana çevirdim ki ben müşriklerden değilim. Namazım, ibadetlerim, yaşamım ve ölümüm âlemlerin rabbi olan ve ortağı bulunmayan Allah içindir. Ben bununla emredildim ve ben buna teslim olanlardanım! Allahım! Bu kurban sendendir ve Muhammed ile ümmeti adına yine sana gitmektedir" buyurdu. Sonra Besmele ve tekbirlerle onları kesti.

İbn Ebî Hâtim, İbn Ebi'd-Dünya el-Adâhî'de ve Beyhakî'nin Şuabu'l- îman'da bildirdiğine göre Hazret-i Ali kurban keserken: "Yönümü, gönülden, gökleri ve yeri yaratana çevirdim ki ben müşriklerden değilim. Namazım, ibadetlerim, yaşamım ve ölümüm âlemlerin rabbi olan ve ortağı bulunmayan Allah içindir. Ben bununla emredildim ve ben buna teslim olanlardanım" dedi.

Ahmed, Buhârî, Müslim, Nesâîve İbn Mâce, Enes'ten bildirir: "Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) boynuzlu semiz iki tane koçu Besmele ve tekbirler eşliğinde kurban olarak kesti."

İbn Ebi'd-Dünya'nın bildirdiğine göre İbn Ömer kurban keseceği zaman: "Bismillahi Vallahu Ekber! Allahım! Sen verdin ve yine senin için kesiliyor. Allahım! Bunu benden kabul buyur" derdi.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mükâtil: "...Yalnız O'na teslim olun..."âyetini açıklarken: "Samimi bir şekilde ve ihlas içinde sadece ona yönelin, anlamındadır" demiştir.

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: (.....) âyetini açıklarken: "Mutmain olanları müjdele, anlamındadır" demiştir.

Saîd b. Mansûr, İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Ebi'd-Dünya Zemmu'l- Ğadab'da, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Beyhakî'nin Şuabu'l-îman'da bildirdiğine göre Amr b. Evs: (.....) âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Muhbet ifadesi, insanlara zulmetmeyen, zulme uğradıkları zaman da başkalarından yardım istemeyen kimseler anlamına gelir."

İbn Ebî Şeybe, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Dahhâk: (.....) âyetini: "Alçak gönüllü (mütevazı) olanları müjdele" şeklinde açıklamıştır.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Süddî: (.....) âyetini: "Allah'tan kalbi titreyenleri müjdele!" şeklinde açıklamıştır.

İbn Sa'd ve İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Abdullah b. Mes'ûd, Rabîb. Haysem'i gördüğü zaman: "...Alçak gönüllüleri müjdele!" diyerek onu karşılar ve: "Ne zaman seni görsem aklıma alçak gönüllüler gelir" derdi.

34 ﴿