36

"İşte kurbanlık (deve ve sığır)ları Allah'ın sîze olan nişanelerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Bağlı halde keserken üzerlerine Allah'ın adını anın. Yan üstü düşüp ölünce onlardan yiyin, kanaat edene ve isteyene de yedirin. Şükredersiniz diye onları böylece sizin âyetiniza verdik."

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Âsim bu âyeti: (.....) lafzıyla şeddesiz olarak okumuştur.

Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Abdullah b. Ömer: "Biz 'büdn (bedene)' ifadesinin ancak (kurbanlık) deve ile sığır olduğunu biliriz" demiştir.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Ömer: "Büdn, iri gövdeli hayvan anlamına gelir" demiştir.

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Büdn ancak develerden olur" demiştir.

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim, Abdulkerîm'den bildirir: Atâ ile Hakem, büdn ifadesinin ne anlama geldiği konusunda ihtilaf ettiler. Atâ bunun deve ile sığır anlamına geldiğini söylerken, Hakem: "Sadece deve anlamına gelir" demiştir.

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Saîd b. el-Müseyyeb: "Büdn, (kurbanlık) deve ve sığır anlamına gelir" demiştir.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî): "Büdn, (kurbanlık) sığır anlamına gelir" demiştir.

İbn Ebî Şeybe ve Abd b. Humeyd, Süleymân b. Yakub er-Riyâhî'den, o da babasından bildirir: Adamın biri onun adına bir bedene (deve) kesmem için bana vasiyette bulundu. Daha sonra İbn Abbâs'a geldim ve: "Adamın biri onun adına bir bedene (deve) kesmem için bana vasiyette bulundu. Onun yerine bir sığır kessem bu vasiyeti yerine getirmiş olur muyum?" diye sordum. İbn Abbâs: "Evet, olur" dedi. Sonra bana: "Vasiyette bulunan kişi kimlerden?" diye sorunca: "Riyâh oğularından" karşılığını verdim. Bunun üzerine İbn Abbâs şöyle dedi: "Riyâh oğulları ne zamandan beri deve yerine sığır edinmeye başladılar ki? O zaman önceki cevabımda yanılmışım! Zira sadece Esed ile Abdulkays oğulları bedene'yi sığır anlamında kullanırlar."

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Hayvana büdn (bedene) denilmesi semizliği dolayısıyladır" demiştir.

Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbrâhim: "...Onlarda sizin için hayır vardır..." âyetini açıklarken: "Onlardan kasıt, kurban edilecek büyük baş hayvanlardır. İhtiyaç duyulduğunda bunlara binilir ve sütünden faydalanılabilinir" demiştir.

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: "...Onlarda sizin için hayır vardır..." âyetini açıklarken: "Bu hayvanlarda sizler için (âhirette) ecir ve (dünyada) faydalar vardır" demiştir.

Ahmed, Abd b. Humeyd, İbn Mâce, Taberânî, Hâkim ve Beyhakî Şuabu'l- îman'da Zeyd b. Erkam'dan bildirir: Resûlallah! Bu kurbanlar nedir?" diye soduğumuzda: "Atanız İbrâhim'in sünnetidir" karşılığını verdi. " Resûlallah! Kestiğimiz kurbanlara karşılık bize ne vardır?" diye sorduğumuzda: "Kurban ettiğiniz hayvanın her bir kılına karşılık size bir iyilik sevabı vardır" karşılığını verdi. "Kurbanımız yünlü ise ne vardır?" diye sorduğumuzda da: "Her bir yünü için size bir iyilik sevabı vardır" buyurdu.

İbn Adiy, Dârakutnî, Taberânî ve Beyhakî'nin Şuabu'l-îman'üa İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Gümüş para bayram gününde kurban edilmek üzere bir hayvan almadan daha güzel bir yerde harcanamaz" buyurmuştur.

Tirmizî, İbn Mâce ve Hâkim'in Hazret-i Âişe'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Âdemoğlu Kurban bayramı gününde Allah katında kurban kesmekten daha iyi bir amelde bulunamaz. Kestiği kurban kıyamet gününde boynuzları, tırnakları ve kıllarıyla getirilecektir. Kişinin kestiği kurbanın kanı henüz yere ulaşmadan Allah katına ulaşıp kabul görür. Bundan dolayı kurban keserek gönüllerinizi hoş tutun."

İbn Mâce, Hâkim ve Beyhakî'nin Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Kurban kesmeye imkan bulup da kurban kesmeyen kişi namazgahımıza yaklaşmasın" buyurmuştur.

İbn Ebî Hâtim, Mâlik b. Enes'ten bildirir: Saîd b. el-Müseyyeb haccettiği zaman onunla birlikte İbn Harmele de haccetti. Saîd bir koç satın alıp kurban olarak keserken, İbn Harmele altı dinara bir deve satın alıp onu kurban etti. Saîd ona: "Bu konuda bizi örnek alsaydın ya!" deyince, İbn Harmele şu karşılığı verdi: "Yüce Allah'ın: «İşte kurbanlık (deve ve sığır)ları Allah'ın size olan nişanelerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır»buyurduğunu işittim. Ben de hayrı Yüce Allah'ın belirttiği yerden almak istedim." Saîd, İbn Harmele'nin bu cevabını çok beğendi ve başkalarına da bu dediğini anlattı.

Ebû Nuaym Hilye'de İbn Uyeyne'den bildirir: Safvân b. Süleym haccettiğinde yanında yedi dinar vardı. Bu yedi dinarla da kurbanlık aldı. Kendisine: "Yedi dinardan başka paran yok ve sen bununla kurbanlık mı alıyorsun!" denildiğinde: "Yüce Allah'ın: «...Onlarda sizin için hayır vardır...» buyurduğunu işittim" karşılığını verdi.

Kâsım b. Asbağ ve İbn Abdilber Temhîd'de bildirdiğine göre Hazret-i Âişe şöyle demiştir: "Ey insanlar! Kurban kesin ve kabulü konusunda gönlünüzü hoş tutun! Zira Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Kişi hayvanı kıbleye çevirip kurban ettiği zaman bu hayvanın kanı, boynuzu ve yünü kıyamet gününde terazisinde iyilik olarak yerini alır. Kurban ettiği hayvanın kanı toprağa aktığı zaman bu kan, karşılığı kıyamet gününde sahibine verilmek üzere Yüce Allah'ın gözetiminde saklanır." Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yine: "Az amel edin karşılığını fazlasıyla alın!" buyurmuştur.

Ahmed, Ebu'l-Eşedd es-Sülemî'den, o babasından, o da dedesinden bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "En iyi kurbanlık, en pahalı ve semiz olan kurbanlıktır" buyurmuştur.

İbn Ebî Şeybe, Tâvus'tan bildirir: "Akrabalık bağını gözetmek amacıyla ihtiyacı olan bir yakına yapılan harcamadan sonra Kurban gününde kesilmek üzere bir hayvan almak için yapılan harcamadan daha büyük sevabı olan bir harcama yoktur."

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Mücâhid: "...Onlarda sizin için hayır vardır..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Kişi kurban olarak keseceği hayvanın sütüne ihtiyacı olursa sütünden içer. Üzerine binme ihtiyacı olduğu zaman biner. Yününe ihtiyacı olursa da yününü kullanır."

İbn Ebî Şeybe, İkrime'den bildirir: Adamın biri İbn Abbâs'a: "Kişi kurban edeceği hayvana binebilir mi?" diye sorunca, İbn Abbâs: "Ona fazla ağırlık vermeden binebilir" dedi. Adam: "Sütünü sağıp içebilir mi?" diye sorunca, İbn Abbâs: "Aşırı olmamak kaydıyla sütünden faydalanabilir" dedi.

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Hazret-iAli: "Kişi kurbanlığına aşırıya kaçmadan binebilir" demiştir.

İbn Ebî Şeybe ve İbn Hibbân'ın Câbir'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Başka bir binek bulana kadar kurbanlık hayvanınıza aşırıya kaçmadan binin" buyurmuştur.

İbn Ebî Şeybe, Atâ'dan bildirir: "Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ihtiyaç duymamız halinde kurbanlık develerimize binmemize ruhsat verdi."

Mâlik, İbn Ebî Şeybe, Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud ve Nesâî, Ebû Hureyre'den bildirir: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) adamın birinin kurbanlık devesini sürdüğünü görünce ona: "Üzerine bin" buyurdu. Adam: "Ama deve kurbanlık" deyince, Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) (sallallahü aleyhi ve sellem): "Yazık sana! Üzerine bin!" karşılığını verdi.

İbn Ebî Şeybe, Enes'ten bildirir: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) adamın birinin kurbanlık devesini sürdüğünü görünce ona: "Üzerine bin" buyurdu. Adam: "Ama deve kurbanlık" deyince, Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem):

"Kurbanlık olsa da bin!" karşılığını verdi.

Abd b. Humeyd, İbn Ebi'd-Dünya el-Adâhî'de, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Hâkim ve Beyhakî Sünen'de Ebû Zabyân'dan bildirir: İbn Abbâs'a: "...Bağlı halde keserken üzerlerine Allah'ın adını anın..." âyetini sorduğumda şöyle dedi: "Kurbanlık deveyi (veya sığırı) keseceğin zaman bağlı bir şekilde üç ayağı üzerinde ayakta durdur ve: «Bismillahi Vallahu Ekber! Allahım! Sen verdin yine sana gidiyor» de."

Firyâbî, Ebû Ubeyd, Saîd b. Mansûr, İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbnu'l- Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) ifadesini: "Bağlı bir şekilde ayakta iken" şeklinde açıklamıştır.

Saîd b. Mansûr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Ömer devesini kurban ederken ön ayaklarından birini bağlayıp ayakta durdurdu ve: "Yüce Allah'ın da buyurduğu gibi savvâf bir şekilde kesiyorum" dedi.

İbn Ebî Şeybe, Buhârî ve Müslim'in bildirdiğine göre İbn Ömer adamın birinin kurban edeceği devesini yere yatırdığını görünce: "Onu bağla ve ayakta kes! Muhammed'in (sallallahü aleyhi ve sellem) sünneti bu şekildedir" dedi.

İbn Ebî Şeybe, İbn Sâbit'ten bildirir: "Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) ashâbı kurbanlık devenin sol ön ayağını bağladıktan sonra diğer ayakları üzerinde durdurarak ayakta keserlerdi."

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre İbn Ömer kurbanlık devesinin sağ ön ayağını bağlar ve öyle keserdi.

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre kurbanlık devenin nasıl kesileceği konusunda Hasan(-ı Basrî): "Sol ön ayağı bağlanır ve sağ ön ayağı tarafından kesilir" demiştir.

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Mücâhid kurbanlık devesini keseceği zaman onun sol ön ayağını bağlardı.

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Atâ: "Kurbanlığını keseceğin zaman ön ayaklarından hangisini istersen bağlayabilirsin" demiştir.

İbnu'l-Enbârî Mesâhif de ve Diyâ Muhtâre'de bildirdiğine göre İbn Abbâs bu âyeti: (.....) lafzıyla okumuştur.

İbnu'l-Enbârî'nin bildirdiğine göre Mücâhid: (.....) ifadesini: "Bağlı ve üç ayak üzerinde dururken" şeklinde açıklamıştır.

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Enbârî, Katâde'den bildirir: Abdullah b. Mes'ûd bu âyeti, 'Bağlı bir şekilde ayakta dururken' anlamına gelecek şekilde: (.....) lafzıyla okurdu.

Ebû Ubeyd, Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir, Meymûn b. Mihrân'dan bildirir: İbn Mes'ûd bu âyeti 'Ayakta dururken" anlamına gelecek şekilde: lafzıyla okumuştur.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr bu âyeti: lafzıyla okur ve şöyle derdi: "İbn Ömer'i, kurbanlık devesini keserken gördüm. Deve üç ayak üzerinde ayakta duruyordu."

Abdurrezzâk, İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Beyhakî Sünen'de Mücâhid'den bildirir: "Bu âyeti (.....) lafzıyla okuyanlara göre anlamı «Bağlı olarak» şeklindedir. (.....) lafzıyla okuyanlara göre ise anlamı: «Hayvanın önünde durmaktır» şeklindedir."

Abd b. Humeyd'in lafzı ise şöyledir: Bu âyeti (.....) lafzıyla okuyanlara göre anlamı: "Hayvanın ön ayakları bağlı bir şekilde ayakta durması" şeklindedir. (.....) lafzıyla okuyanlara göre ise anlamı "Ayakta bağlı bir şekilde durması" şeklindedir.

İbn Ebî Şeybe'nin lafzı ise şöyledir: (.....) lafzı hayvanın dört ayak üzerinde durması anlamına gelir. (.....) lafzı ise hayvanın üç ayak üzerinde durması anlamındadır."

Abdurrezzâk, Ebû Ubeyd, Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir, İbnu'l-Enbârî Mesâhifde ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî) bu âyeti: lafzıyla okur ve şöyle derdi: "Sadece Allah'a adayarak, ona has kılarak anlamındadır. Zira önceleri müşrikler putları adına kurban keserlerdi."

Ebû Ubeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Zeyd b. Eşlem bu âyeti: (.....) lafzıyla okumuş ve şöyle demiştir: "Şirkten uzak bir şekilde sadece Allah'a has kılarak, anlamındadır. Çünkü cahiliye döneminde müşrikler kurbanlarını keserken şirk koşarlar, putları adına da kurban keserlerdi."

İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) ifadesini: "Hayvan kesilip yan tarafına düştüğü zaman" şeklinde açıklamıştır.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) ifadesini: "Kesildiği zaman" şeklinde açıklamıştır.

Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: (.....) ifadesini: "Kesilip yere düştüğü zaman" şeklinde açıklamıştır.

Ebû Dâvud, Nesâî, Hâkim ve Ebû Nuaym Delâil'de Abdullah b. Kurt'tan bildirir: Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) yanına beş veya altı tane kurbanlık deve getirildi. Develer kesime ilk önce kendilerinden başlanması için de ona yaklaşıyorlardı. Kesilip yanlan yere düşünce de Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Dileyen bunlardan et kesip alabilir" buyurdu.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Ömer kurbanlık devesini kestikten sonra kendi yemeden önce başkalarına yedirir ve şöyle derdi: "Yüce Allah: "...Onlardan yiyin ve yedirin...'" buyurur ki her ikisi de birdir."

İbn Ebî Şeybe, İbrâhîm(-i Nehaî)'den bildirir: "Önceleri (Sahabe ve Tâbiûn) Allah için adadıkları bir şeyden yemezlerdi. Daha sonra ise hacda kesilen kurbanlar, diğer kurbanlar ve benzeri şeylerden yemelerine ruhsat verildi."

İbn Ebî Şeybe, Hazret-i Ali'den bildirir: "Kişi adak olarak kestiği hayvanın etinden, hacda avlanmanın kefareti olarak kestiği hayvanın etinden ve yoksullara vakfettiği bir maldan yiyemez."

İbn Ebî Şeybe, Saîd b. Cübeyr'den bildirir: "Kişi adak olarak kestiği hayvanın etinden, kefaret olarak ödediği bir maldan ve yoksullara vakfettiği bir şeyden yiyemez."

İbn Merdûye, Muâz'dan bildirir: "Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kurban etlerinden komşuya, isteyene ve iffetinden dolayı istemeyene yedirmemizi emretti."

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre İbn Ömer, Minâ'da iken: "...Onlardan yiyin, kanaat edene ve isteyene de yedirin..." âyetini okudu ve yanındaki hizmetçisine: "Kanaat edenden kasıt, ona verdiğin şeyle kanaat edendir" dedi.

İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'tan bildirir: (.....) ifadesi, iffetinden dolayı el açıp istemeyen kişi anlamındadır. (.....) ifadesi ise, el açıp isteyen kişi anlamındadır.

İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'tan bildirir: (.....) ifadesi, kendisine verilenle kanaat eden kişi anlamındadır. (.....) ifadesi ise, dolaşıp dilenen kişi anlamındadır.

İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'tan bildirir: (.....) ifadesi, evinde oturup kimselere el açmayan kişi anlamındadır."

Tastî'nin Mesâil'de bildirdiğine göre Nâfi' b. el-Ezrak, İbn Abbâs'a: (.....) ifadesinin anlamı nedir?" diye sorunca, İbn Abbâs: (.....) ifadesi, kendisine verilenle kanaat eden kişi anlamındadır. (.....) ifadesi ise, kapıları dolaşıp dilenen kişi anlamındadır" dedi. Nâfi': "Araplar bu ifadeleri bilir mi?" diye sorunca da İbn Abbâs şu karşılığı verdi: "Evet, bilirler. Şairin:

"Varlıklı olanlarda dilenenlerin hakkı vardır

Hoşgörü ve cömertlik ise kanaatkâr olanlardadır" dediğini İşitmedin mi?"

İbn Ebî Şeybe, Mücâhid'den bunun aynısını bildirir.

İbnu'l-Münzir, İbn Abbâs'tan bildirir: (.....) ifadesi, dilenip isteyen kişi anlamındadır. (.....) ifadesi ise, dilenmeyen ama kendisine vermen için karşına çıkan kişi anlamındadır.

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr: (.....) ifadesi dilenip isteyen kişi anlamındadır" dedi ve şu şiiri okudu:

"Kişi malıyla hem kendini ıslah eder

Hem de dilenenler gibi el açmayanların ihtiyaçlarını karşılar. "

İbn Ebî Şeybe ve Abd b. Humeyd, Hasan(-ı Basrî)'den bildirir: (.....) ifadesi, kendisine verdiğinle kanaat eden kişi anlamındadır. (.....) ifadesi ise kendisine vermen için karşına çıkan kişi anlamındadır."

İbn Ebî Şeybe'nin lafzı ise şöyledir: (.....) ifadesi ise senden direkt istemeyen, ancak kendisine vermen için karşına çıkan kişi anlamındadır."

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd ve Beyhakî Sünen'de Mücâhid'den bildirir: (.....) ifadesi senden istemeyen, ancak elinde bulunandan yana bir beklenti içinde olan kişi anlamındadır. (.....) ifadesi ise kendisine vermen için karşına çıkan ve senden isteyen kişi anlamındadır."

Abd b. Humeyd, Saîd b. Cübeyr'den bildirir: (.....) ifadesi dolaşmadan el açıp isteyen kişi anlamındadır. (.....) ifadesi ise dolaşıp el açan kişi anlamındadır."

İbn Ebî Hâtim, Saîd b. Cübeyr'den bildirir: (.....) ifadesi Mekke ahalisi, (.....) ifadesi ise diğer insanlar anlamındadır."

İbn Ebî Şeybe, Mücâhid'den bu yorumun aynısını zikreder.

İbn Ebî Şeybe, Mücâhid'den bildirir: (.....) ifadesi senden isteyen, (.....) ifadesi ise istemeyen, ancak verilmesi için kurban etinin yanında dolaşan kişi anlamındadır."

Beyhakî Sünen'de Mücâhid'den bildirir: (.....) el açıp dilenen kişidir, (.....) komşun gibi kestiğin kurbandan bir şeyler vermeni bekleyen kişidir. (.....) ise istemeyen, ancak verilmesi için karşına çıkan kişidir."

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Kâsım b. Ebî Bezze'ye kesilen kurban etinden ne kadar yenileceği, isteyen ve istemeyene ne kadar verileceği sorulunca: "Kestiğin kurban etini üç parçaya bölersin" karşılığını verdi. Kendisine: (.....) ifadesinden kasıt kimdir?" diye sorulunca: "Çevrende bulunan kişidir" dedi. "Peki ya o da kurban kesmişse?" diye sorulunca da şöyle demiştir: "Kesmiş olsa da yine verirsin. (.....) ise sana gelip isteyen kişidir."

36 ﴿