41"Onlar haksız yere ve «Rabbimiz Allah'tır» dediler diye yurtlarından çıkarılmışlardır. Allah insanların bir kısmını diğeriyle savmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve İçinde Allah'ın adı çok anılan camiler yıkılıp giderdi. And olsun ki Allah'a yardım edenlere O da yardım eder. Doğrusu Allah kuvvetlidir, Azîz'dir. Onları biz yeryüzüne yerleştirirsek namazı kılar, zekâtı verirler, iyiliği emreder ve kötülükten nehyederler. İşlerin sonu Allah'a varır." İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Onlar haksız yere ve «Rabbimiz Allah'tır» dediler diye yurtlarından çıkarılmışlardır..." âyetini açıklarken: "Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) ve ashâbı haksız yere Mekke'den çıkarılmışlar, Medine'ye hicret etmek zorunda kalmışlardır" demiştir. Abd b. Humeyd, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye, Osmân b. Affân'dan bildirir: "Onlar haksız yere ve «Rabbimiz Allah'tır» dediler diye yurtlarından çıkarılmışlardır. Allah insanların bir kısmını diğeriyle savmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan camiler yıkılıp giderdi. And olsun ki Allah'a yardım edenlere O da yardım eder. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür. Onları biz yeryüzüne yerleştirirsek namazı kılar, zekâtı verirler, iyiliği emreder ve kötülükten nehyederler. İşlerin sonu Allah'a varır" âyetleri bizim hakkımızda nazil oldu. Zira haksız yere yurtlarımızdan çıkarıldık. Daha sonra yeryüzünde bizlere iktidar ve imkan verilince namazı kıldık, zekatı verdik, iyiliği emredip kötülükten sakındırdık. Bu âyetler benim ve arkadaşlarım hakkında nazil oldu. İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye, Sâbit b. Avsece el- Hadramî'den bildirir: Hazret-iAli ile Abdullah'ın öğrencilerinden, içlerinde Lâhik b. el-Akmar, Ayzâr b. Cervel ve Atiyye el-Kurazî'nin de bulunduğu yirmi yedi kişinin bana bildirdiğine göre Hazret-iAli şöyle demiştir: "...Allah insanların bir kısmını diğeriyle savmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan camiler yıkılıp giderdi. And olsun ki Allah'a yardım edenlere O da yardım eder. Doğrusu Allah kuvvetlidir, Azîz'dir." âyeti, Muhammed'in (sallallahü aleyhi ve sellem) ashâbı hakkında nazil oldu. Şayet Muhammed'in (sallallahü aleyhi ve sellem) ashâbıyla kötülüğü onlara tâbi olanlardan savmasaydı manastırlar, kiliseler, havralar ve camiler yıkılıp giderdi. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Âsim: "...Allah insanların bir kısmını diğeriyle savmasaydı..." âyetini (.....) lafzıyla, ifadesinde 'Elif (med)' harfi olmadan okumuştur. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Zeyd: "...Allah insanların bir kısmını diğeriyle savmasaydı..." âyetini açıklarken: "Şayet savaş ve cihad olmasaydı, anlamındadır" demiştir. İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: "...Allah insanların bir kısmını diğeriyle savmasaydı..."âyetini açıklarken: "Şayet Müslümanlarla müşriklerin kötülüğü savılmasaydı, anlamındadır" demiştir. İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: "...Allah insanların bir kısmını diğeriyle savmasaydı..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: "İnsanların bir kısmının diğeriyle savılması şehadet, hak ve bu yönde olan şeylerledir. Şayet bunlar olmasaydı manastırlar ve diğer zikredilen şeyler yıkılıp giderdi." Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Savâmi' rahiplerin mabedi olan manastırlardır. Biya' Yahudilerin mabetleridir. Salavât, Hıristiyanların kiliseleridir. Mesâcid de Müslümanların mescidleridir." Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr, İbn Abbâs'tan bildirir: "Biya' Hırsitiyanların mabetleri olan kiliselerdir. Salavât ise Yahudilerin mabetleridir." İbn Ebî Hâtim, Dahhâk'tan bildirir: "Salavât, Yahudilerin kiliseleridir. Zira onlar kiliselere Sulût derler." İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Âsim el-Cahderî bu âyeti: (.....) lafzıyla okumuş ve şöyle demiştir: "Sulût manastarın daha küçük olanıdır. Yoksa namaz (salavât) nasıl yıkılır ki?" Abd b. Humeyd, Ebu'l-Âliye'den bildirir: "Biya' Hıristiyanların kiliseleridir. Salavât ise Sulût'un çoğuludur. Sulût Hıristiyanlarda kilisenin küçüğü olan mabetlerdir." İbn Ebî Şeybe, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ebu'l- Âliye: (.....) âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Savâmi' rahiplerin mabedi olan manastırlardır. Biya' Hırsitiyanların kiliseleridir. Salavât, Sâbiîlerin tapınaklarıdır, zira onlar tapınaklarını Salavât olarak isimlendirirler." Abdurrezzâk, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde: (.....) âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Savâmi', Sâbiîlerin tapınaklarıdır. Biya', Hıristiyanların kiliseleridir. Salavât, Yahudilerin mabetleridir. Mesâcid ise Müslümanların mabetleridir." İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: (.....) âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Savâmi', rahiplerin mabetleridir. Biya', Hıristiyanların kiliseleridir. Salavât ise Ehli Kitâb ile Müslümanların yol üzerinde bulunan mabetleridir." İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Zeyd: (.....) ifadesini açıklarken şöyle demiştir: "Namazlar manasındadır. Düşmanlar Müslümanların topraklarına girdiği zaman bu namazlar kesilir. Mecsitlerde yapılan ibadetler de kesilir." İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Dahhâk: "...İçinde Allah'ın adı çok anılan..." âyetini açıklarken şöyle demiştir: "İçinde Allah'ın adının zikredildiği manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılıp giderdi. Bütün bunların içinde Yüce Allah'ın adı çokça anılır. Bu anma da sadece mescidlere has kılınmamıştır." İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ebu'l-Âliye: "Onları biz yeryüzüne yerleştirirsek..." âyetini açıklarken: "Onlardan kasıt Muhammed'in (sallallahü aleyhi ve sellem) ashâbldir" demiştir. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Muhammed b. Ka'b: "Onları biz yeryüzüne yerleştirirsek..." âyetini açıklarken: "Onlardan kasıt idarecilerdir" demiştir. Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Zeyd b. Eşlem: "Onları biz yeryüzüne yerleştirirsek namazı kılar, zekâtı verirler, iyiliği emreder ve kötülükten nehyederler. İşlerin sonu Allah'a varır" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Onları Medine'de yerleştirdiğimiz zaman farz olan namazları kılar, farz kılınan zekatı verirler. Lâ ilâhe illallah sözünü emreder, Allah'a şirk koşmaktan sakındırırlar. Bu yaptıklarının karşılığı ve mükafatı da Allah katındadır." Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ebu'l- Âliye: "...İyiliği emreder ve kötülükten nehyederler..." âyetini açıklarken şöyle demiştir. "İyiliği emretmeleri insanları bir tek olan ve ortağı bulunmayan Allah'a kulluk etmeye davet etmeleridir. Kötülükten nehyetmeleri de şeytan ile putlara ibadetten sakındırmalarıdır." İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde: "Onları biz yeryüzüne yerleştirirsek..." âyetini açıklarken: "Bu, Yüce Allah'ın bu ümmete olan bir koşuludur" demiştir. |
﴾ 41 ﴿