9"Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahitliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah'ı dört defa şahit getirmesi, beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi, kadından cezayı kaldırır." İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye, Âsim b. Adiy'den bildirir: "Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık kimselerdir" âyeti nazil olduğu zaman: "Yâ Resûlallah! Kişi şahit olmaları için dört kişi bulup getirene kadar karısıyla zina eden adam çıkıp gider" dedim. Ancak birkaç gün geçmedi ki bir amcam oğlunu karısı ve yanında bir oğluyla birlikte gördüm. Kadın: "Bu çocuk senden!" derken, amcam oğlu: "Hayır, benden değil!" karşılığını veriyordu. Bunun üzerine lanetleşme (liân) âyeti nazil oldu. Bu konuda ilk konuşan bendim ve böylesi bir şeye maruz kalan ilk kişi de yine ben oldum. Tayâlisî, Abdurrezzâk, Ahmed, Abd b. Humeyd, Ebû Dâvud, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye, İbn Abbâs'tan bildirir: "Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık kimselerdir" âyeti nazil olduğu zaman Ensâr'ın önderlerinden biri olan Sa'd b. Ubâde: "Yâ Resûlallah! Âyet bu şekilde mi nazil oldu?" dedi. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Ey Ensâr! Önderiniz olan şu adamın ne dediğini duyuyor musunuz?" buyurunca, Ensârlı Müslümanlar: "Bu adam kıskanç biridir! Evlendiği bütün kadınları bakire olanlardan seçmiştir. Kıskançlığından dolayı da boşadığı bir kadına içimizden hiç kimse cesaret edip talip olamıyor!" karşılığını verdiler. Bunun üzerine Sa'd şöyle dedi: "Yâ Resûlallah! Bu âyetin hak olduğunu ve Allah'tan geldiğini tabi ki biliyorum! Ancak denilen karşısında şaşırdım. Zira bana ait bir kadını başka bir erkekle ilişki halinde görsem dört şahit bulana kadar ona ne dokunabilir, ne de bir şey yapabiliyorum. Vallahi ben bu dört şahidi bulana kadar adam işini bitirmiş olur." Bu olay üzerinden çok bir zaman geçmedi ki (Tebûk savaşına katılmayıp sonradan) tövbeleri kabul edilen üç kişiden biri olan Hilâl b. Umeyye gece vakti tarlasından döndüğü zaman karısının yanında bir adam gördü. Onu kendi gözleriyle gördü kendi kulaklarıyla işitti. Ancak onlara dokunmadı ve sabaha kadar bekledi. Sabah Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem)yanına geldi ve: "Yâ Resûlallah! Gece vakti karımın yanma geldiğimde yanında bir adam buldum. Olanları gözümle gördüm, kulaklarımla işittim" dedi. Hilâl'in bu söylediklerini Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hiç de hoş karşılamadı ve bundan dolayı canı sıkıldı. Ensâr toplanıp: "Sa'd b. Ubâde'nin dediği bir durumun içine düştük. Şimdi Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Hilâl b. Umeyye'ye ceza verecek ve müslümanlar arasında onun şahitliğini iptal edecektir" dediler. Hilâl da: "Vallahi, Yüce Allah'ın bana bu konuda bir çıkış yolu göstereceğini umuyorum" dedi. Daha sonra Hilâl, Allah Resûlü'ne: "Yâ Resûlallah! Sana geldiğim konu yüzünden sıkıntıya düştüğünü görüyorum, ama Allah da biliyor ki doğru söylüyorum!" dedi. Vallahi Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona ceza uygulanmasını emretmek üzereyken Yüce Allah Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) vahiy indirdi. Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) vahiy indiği zaman yanındakiler onun teninin bembeyaz kesilmesinden anlarlardı. Vahiy inişi bitene kadar da onunla konuşmadılar. İşte o sırada: "Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler" âyetleri nazil oldu. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendine gelince: "Müjde ey Hilâl! Yüce Allah sana bir kurtuluş ve çıkış yolu kıldı" buyurdu. Hilâl da: "Bunu Rabbimden bekliyordum" diye karşılık verdi. Daha sonra Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Kadını çağırın" buyurduğu zaman kadını çağırdılar. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ikisine de inen âyetleri okudu, nasihat etti ve âhiret azabının dünya azabından daha ağır olduğunu söyledi. Hilâl: "Yâ Resûlallah! Vallahi ben onun hakkında doğru olanı söyledim" deyince, kadın: "Yalan söylüyor" karşılığını verdi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Aralarında Hân yapın" buyurdu. Hilâl'a "(Doğruyu söylediğine dair) şehadet et" dediklerinde, Hilâl doğru söylediğine dair dört defa şehadet etti. Beşinci şehadeti edeceği zaman onu: "Yüce Allah'tan kork! Zira dünyadaki azap âhiretteki azaptan daha hafiftir! Bu beşinci şehadet sana azabı getirebilecek olan şehadettir!" diye uyardılar. Fakat Hilâl: "Vallahi Yüce Allah bundan dolayı beni azaplandırmayacağı gibi bana ceza da uygulatmayacak" dedi ve: "Eğer yalancılardan isem Allah'ın laneti üzerime olsun" şeklindeki beşinci şehadetini de etti. Sonra kadına: "Kocanın yalancılardan olduğuna dair Yüce Allah adına dört defa şehadet et" denildi. Kadın da bu yönde dört defa şehadet etti. Beşincisine geldiği zaman onu: "Yüce Allah'tan kork! Zira dünyadaki azap âhiretteki azaptan daha hafiftir! Bu beşinci şehadet sana azabı getirebilecek olan şehadettir!" diye uyardılar. Kadın biraz durakladıktan sonra: "Vallahi ben kavmimi rezil etmem!" dedi ve: "Eğer kocam doğru söylüyorsa Yüce Allah'ın öfkesi benim üzerime olsun" şeklindeki beşinci şehadeti de etti. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onları ayırdı. Bu beş şehadet yüzünden kadının doğuracağı çocuğun baba adı ile anılmamasını, kadına zinacı ve çocuğunun da veledi zina diye çağrılmamasını emretti. Ortada bir talak veya ölüm olmadan ayrıldıkları için de erkeğin kadına ev ve nafaka vermesi gerekmediğine, kadının da iddet beklememesine hükmetti. Buhârî, Tirmizî ve İbn Mâce, İbn Abbâs'tan bildirir: Hilâl b. Umeyye Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) yanında karısını Şerîk b. Sehmâ ile zinada bulunmakla suçladı. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: "Ya bu konuda delil sunarsın, ya da sırtına ceza uygulanır" buyurunca Hilâl: "Yâ Resûlallah! Birimiz karısının üzerine bir erkek görse bu konuda delil mi arar?" dedi. Ancak Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)yine: "Ya bu konuda delil sunarsın, ya da sırtına ceza uygulanır" buyurdu. Bunun üzerine Hilâl: "Seni hakla gönderene yemin olsun ki doğru söylüyorum! Ve Yüce Allah benim sırtımı cezadan kurtaracak bir şey indirecektir" dedi. Sonrasında Cebrâil indi ve: "Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahitliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah'ı dört defa şahit getirmesi, beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi, kadından cezayı kaldırır" âyetlerini getirdi. Âyetlerin inişi bitince Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onları çağırdı. Geldiklerinde Hilâl b. Umeyye kalkıp iddiasının doğruluğuna şehadet etti. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) de onlara: "Yüce Allah ikinizden birinin yalan söylediğini biliyor. Onun için ikinizden tövbe edecek olan var mı?" buyuruyordu. Sonra karısı kalkıp şehadette bulundu. Beşinci şehadete gelince oradakiler kadını: "Şayet yalan söylüyorsan bil ki bu söz azabı gerektirir" diye uyardılar. Bunun üzerine kadın biraz yavaşlayıp durakladı. Biz, kadın şehadetinden vazgeçecek sandık. Ama kadın: "Bu günden sonra kavmimi rezil edecek değilim" dedi ve beşinci şehadetini de etti. Sonunda Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)bize: "Bu kadını gözleyin. Eğer gözleri sürmeli, iri kalçalı, kalın bacaklı bir çocuk dünyaya getirirse bu çocuk Şerîk b. Sehmâ'ya aittir" buyurdu. Daha sonra kadın Hazret-i Peygamber'in (sallallahü aleyhi ve sellem)dediği gibi bir çocuk doğurdu. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Eğer Yüce Allah'ın (Hân hakkındaki) hükmü infaz edilmemiş olsaydı bu kadına farklı bir şekilde davranırdım" buyurdu. İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye, İbn Abbâs'tan bildirir: Adamın biri Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) geldi ve karısının bir adamla zina ettiğini söyledi. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) adamın bu söylediğinden pek hoşlanmadı, ancak adam Allah Resûlü'ne bu konuda o kadar gelip gitti ki sonunda: "Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler'" âyetleri nazil oldu. Daha sonra haber gönderip adamla karısını çağırdı ve: "Yüce Allah hakkınızda vahiy indirdi" buyurdu. Sonra adama âyetleri okuyunca adam doğruyu söylediğine dair dört defa Allah adına şahedet etti. Beşincisinde Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) emrederek adamın ağzı kapatıldı. Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem): "Her şey senin için Allah'ın lanetinden daha kolaydır" diyerek ona öğütte bulundu. Sonra adamı bırakmalarını söyleyince adam: "Eğer yalan söylüyorsam Allah'ın laneti üzerime olsun" diyerek beşinci şehadetini etti. Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) daha sonra kadını yanına çağırdı ve bu âyetleri kendisine okudu. Kadın da kocasının yalan söylediğine dair dört defa Allah adına şehadette bulundu. Beşincisinde Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) emrederek kadının ağzı kapatıldı. Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem): "Yazık sana! Her şey senin için Allah'ın öfkesinden daha kolaydır" diyerek ona öğütte bulundu. Sonra kadını bırakmalarını söyleyince kadın: "Eğer kocam doğruyu söylüyorsa Allah'ın laneti üzerime olsun" diyerek beşinci şehadetini etti. Buhârî, Müslim ve İbn Merdûye, Saîd b. Cübeyr vasıtasıyla İbn Ömer'den bildirir: Adamın biri Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) geldi ve: "Karım zina etti" dedi. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yerde bir şeyler eşeler gibi başını önüne eğdi sonra başını kaldırıp: "Yüce Allah senin ve karın hakkında vahiy indirdi, onu da getir gel" buyurdu. Adamın karısı da gelince Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) adama: "Kalk ve söylediğin konuda dört defa Allah adına şahitlik et" buyurdu. Adam da kalkıp Allah adına dört defa doğruyu söylediğine dair şehadette bulundu. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) adama: "Yazık sana! Bir sonraki şehadetin azabı gerektirir!" buyurdu ancak adam: "Yalan söylüyorsam Allah'ın laneti üzerime olsun" diye beşinci şehadetini de yaptı. Adamdan sonra bu kez karısı kalktı ve Allah adına dört defa kocasının yalan söylediğine dair şehadet etti. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kadına: "Yazık sana! Bir sonraki şehadetin azabı gerektirir!" buyurdu, ancak kadın: "Kocam doğru söylüyorsa Allah'ın gazabı üzerime olsun" diye beşinci şehadetini yaptı. Bunun üzerine Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) adama: "Gidebilirsin! Artık kadın üzerinde herhangi bir hakkın kalmadı" buyurdu. Adam: "Ona verdiğim malım?" diye sorunca, Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem): "Ondan alacak malın yok! Şayet iddianda doğruyu söylemişsen ona verdiğin mal fercinin karşılığıdır. Yok, eğer yalan söylüyorsan zaten bu mal sana daha uzak olur" buyurdu. Ahmed, Abd b. Humeyd, Tirmizî ("sahih"), Nesâî, İbn Cerîr ve İbn Merdûye, Saîd b. Cübeyr'den bildirir: Lanetleşen karı kocanın birbirinden ayırılıp ayrılamayacağı konusu bana sorulunca nasıl bir cevap vereceğimi bilemedim. Yerimden kalkıp İbn Ömer'in evine gittim. "Ey Ebû Abdirrahman! Lanetleşen karı koca birbirinden ayırılırlar mı?" diye sorduğumda şöyle dedi: "Sübhanallah! Evet, ayırılırlar. Bu konuyu ilk soran kişi de filanın oğlu falan kişiydi. Adam: "Yâ Resûlallah! Biri karısını çirkin bir durumda görse ne yapmalı? Zira konuşursa büyük ve ağır bir şey söylemiş olur. Buna susarsa da böylesi çirkin bir şey karşısında sessiz kalmış olur" dedi. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) de susup adama herhangi bir cevap vermedi. Adam daha sonra geldi ve: "Daha önce sana sormuş olduğum şey başıma geldi" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah, Nûr Sûresi'ndeki: "Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahitliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah'ı dört defa şahit getirmesi, beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi, kadından cezayı kaldırır" âyetleri indirdi. Bu âyetlerin nazil olmasıyla Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) önce adamdan başlayıp ona nasihatlerde bulundu, dünyadaki cezanın âhiretteki cezadan daha kolay olduğunu hatırlattı. Ancak adam: "Seni hakla gönderene yemin olsun ki yalan söylemiyorum" dedi. Sonra aynı şekilde kadına nasihatlerde bulundu, dünyadaki cezanın âhiretteki cezadan daha kolay olduğunu hatırlattı. Kadın da: "Seni hakla gönderene yemin olsun ki yalan söylüyor" dedi. Sonrasında adam dört defa doğruyu söylediğine dair Allah adına şehadette bulundu. Beşincisinde de: "Yalan söylüyorsam Allah'ın laneti üzerime olsun" dedi. Daha sonra kadın dört defa kocasının yalan söylediğine dair Allah adına şehadette bulundu. Beşincisinde de: "Şayet doğruyu söylüyorsa Allah'ın gazabı üzerime olsun" dedi. İbn Ebî Şeybe, Ahmed, Abd b. Humeyd, Müslim, Ebû Dâvud, İbn Mâce, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Hibbân ve İbn Merdûye, İbn Mes'ûd'dan bildirir: Cuma gecesi Mescid'de oturuyorduk. Ensâr'dan bir adam: "Birimiz karısının bir adamla zina ettiğini görüp de adamı öldürse onu öldürürsünüz. Öldürmeyip bunu dile getirse şahit yetersizliğinden iftirada bulundu diye değnek atarsınız. Sussa da öfke içinde susar. Vallahi sabaha sağ çıkarsam bunu Allah Resûlü'ne soracağım" dedi. Sabah olunca da Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem): "Yâ Resûlallah! Birimiz karısının bir adamla zina ettiğini görüp de adamı öldürse onu öldürürsünüz. Öldürmeyip bunu dile getirse şahit yetersizliğinden iftirada bulundu diye değnek atarsınız. Sussa da öfke içinde susar. Yüce Allah bu konuda hükmünü versin" dedi. Bunun üzerine lanetleşme (liân) âyetleri nazil oldu. Böylesi bir şeye maruz kalan ilk kişi de Ensâr'dan olan bu adam oldu. Abdurrezzâk, Ahmed, Abd b. Humeyd, Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud, Nesâî, İbn Mâce, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve Taberânî, Sehl b. Sa'd'dan bildirir: Uveymir, Âsim b. Adiy'ye geldi ve: "Adamın biri karısının yanında başka bir adam görse ve onu öldürse buna karşı adam öldürülür mü? Veya bu durumda bu adam ne yapmalı? Bunu benim için Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) sorsana dedi. Âsim bunu Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) sorduğunda Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu hoş görmedi ve bu tür soruları kınadı. Daha sonra Uveymir, Âsım'la karşılaşınca ona: "Ne oldu?" diye sordu. Âsim: "Bana hayır getirmedin, zira Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendisine sorduğum soruyu hoş karşılamadı" diye cevap verdi. Uveymir de: "Vallahi Allah Resûlü'ne gidecek ve bunu ona kendim soracağım" dedi. Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) yanına gittiğinde de söz konusu âyetler nazil olmuştu. Âyetlerin nazil olmasıyla Allah Resûlü, Uveymir ile karısını yanına çağırdı ve aralarında liân yaptı. Lanetleşmeyi bitirdiklerinde Uveymir: "Yâ Resûlallah! Eğer ben onu yanımda tutacaksam o zaman onun hakkında yalan söylemiş olacağım" dedi ve Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) söylemeden kendisi karısından ayrıldı. Bu şekilde de boşanma lanetleşenlerin âdeti oldu. Daha sonra Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Kadını gözleyin. Şayet siyah tenli, kara gözlü ve iri kalçalı bir çocuk doğurursa Uveymir doğru söylemiş olur. Ancak rengi kertenkele kızıllığında olursa Uveymir yalan söylemiş demektir" buyurdu. Daha sonraları kadın Uveymir'i doğru çıkaracak özelliklerde bir çocuk doğurdu. Ebû Ya'lâ ve İbn Merdûye, Enes'ten bildirir: Hilâl b. Umeyye, karısını Şerîk b. Sehmâ ile zinada bulunmakla suçladı. Karısı olayı Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) intikal ettirince Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem), Hilâl'a: "Ya bu konuda dört şahit getirirsin ya da sırtına ceza uygulanır" buyurdu. Hilâl da: "Yüce Allah benim doğru söylediğimi biliyor ve sırtımı cezadan kurtaracak bir şey indirecektir" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah: "Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahitliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah'ı dört defa şahit getirmesi, beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi, kadından cezayı kaldırır" âyetlerini indirdi. Âyetlerin nazil olmasından sonra Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Hilâl'i çağırdı ve: "Karının zina ettiği konusunda doğru söylediğine dair Allah adına şahadette bulun!" buyurdu. Hilâl bu yönde Allah adına dört defa şehadette bulundu. Beşincisinde ise Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendisine: "Karım hakkında söylediğim şey konusunda yalancı isem Allah'ın laneti üzerime olsun, de" buyurunca Hilâl beşinci defa bu şekilde şehadette bulundu. Daha sonra Hilâl'in karısını çağırdı ve ona da: "Kalk ve kocanın zina ettiği konusunda yalan söylediğine dair Allah adına şahadette bulun!" buyurdu. Kadın bu yönde Allah adına dört defa şehadette bulundu. Beşincisinde Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendisine: "Zina ettiğim konusunda kocam doğru söylüyorsa Allah'ın laneti üzerime olsun, de" buyurunca kadın beşinci defa bu şekilde şehadette bulundu. Ancak kadın dördüncü veya beşinci şehadetinde az bir duraksayınca oradakiler onun vazgeçeceğini zannettiler. Ancak kadın: "Bugünden sonra ailemi rezil edecek değilim!" dedi ve şahadetine devam etti. Bu şekilde lanetleştikten sonra Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onları birbirinden ayırdı ve: "Kadını gözleyin. Şayet kıvırcık saçlı ve ince bacaklı bir çocuk doğurursa bu çocuk Şerîk b. Sehmâ'nın demektir. Ancak beyaz tenli, düz saçlı ve bozuk gözlü bir çocuk gelirse Hilâl b. Umeyye'nin demektir" buyurdu. Kadın doğurduğunda gelen çocuk Hilâl'in iddiasını doğrulayacak şekilde kıvırcık saçlı ve ince bacaklıydı. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Eğer Yüce Allah'ın (Hân hakkındaki) hükmü infaz edilmemiş olsaydı bu kadına farklı bir şekilde davranırdım (cezalandırırdım)" buyurdu. Nesâî ve İbn Merdûye, Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da dedesinden bildirir: Ensâr'dan Zurayk oğullarından bir adam karısının zina ettiğini iddia etti ve Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) gelip bunu söyledi. Adam dört defa gelip bu durumu söyleyince Yüce Allah lanetleşme (liân) hakkındaki âyetleri indirdi. Bu âyetler nazil olunca Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Bu konuyu soran adam nerede? Zira Yüce Allah bu konuda büyük bir şey indirdi" buyurdu. Bu âyetler karşısında adam lanetleşmekten başka bir şeyi kabul etmedi. Kadın da cezalandırılmayı istemediği için karşılıklı lanetleştiler. Lanetleşme sonrasında Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Şayet kadın sarı benizli, ince kemikli, çarpık bacaklı bir çocuk doğurursa bu çocuk kocasından demektir. Ancak siyah deve gibi esmer bir çocuk doğurursa bu, kocasından değil başkasından demektir" buyurdu. Kadın siyah deve gibi esmer tenli bir çocuk doğurunca Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) çocuğu getirtti ve onu annesinin asabesine teslim etti. Sonra da: "Şayet bu konuda daha önce âyetler nazil olmasaydı kadına şöyle şöyle yapardım!" buyurdu. Bezzâr, Huzeyfe b. el-Yemân'dan bildirir: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebû Bekr'e: "Ümmü Rumân'ı yabancı bir adamla bulursan ne yaparsın?" diye sorduğunda Ebû Bekr: "Vallahi ona kötü şeyler yaparım!" dedi. Sonra Ömer'e: "Ey Ömer! Sen böylesi bir durumda ne yapardın?" diye sorduğunda, Ömer: "Vallahi onu öldürürdüm!" dedi. Bunun üzerine: "Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler" âyetleri nazil oldu. Derim ki: "İsnâdının ravileri güvenilirdir. Ancak bazen Bezzâr ezberden hadis aktarır ve hata yapardı." İbn Merdûye, Ebû Nuaym Hilye'de ve Deylemî bir önceki hadisi aynı tarikle zikrederler. Ancak Ömer'in: "Onu öldürürdüm!" demesinden sonra rivayeti şu şekilde devam ettirirler: Sonra Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Ey Süheyl b. Beydâ! Ya sen?" diye sorduğunda Süheyl: "Sözkonusu adama Allah lanet etsin, zira o rezil biridir. Sözkonusu kadına da Allah lanet etsin! Zira o da rezil biridir. Yüce Allah bunu başkasına aktaran üç kişiden (karı, koca ve yabancı adamdan) ilk kişiye de lanet etsin!" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Ey İbn Beydâ! «Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler» âyetlerini tevil ettin!" buyurdu. Bu rivayet de Bezzâr'ın bir önceki rivayetinden daha sahihtir. Abdurrezzâk ve Abd b. Humeyd, Zeyd b. Yusey'den bildirir: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebû Bekr'e: "Bir adamı hamınınla birlikte yakalasan ne yapardın?" diye sorunca, Ebû Bekr: "Öldürürdüm!" karşılığını verdi. Aynı şeyi Ömer'e sorunca o da aynı cevabı verdi. Orada bulunanların hepsi de Ebû Bekr ile Ömer'in dediği şeyi söylediler. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) aynı şeyi Süheyl b. Beydâ'ya sorunca, Süheyl şu karşılığı verdi: "Karıma: "Allah sana lanet etsin! Rezil biriymişsin!" derdim. Yanındaki adama da: "Allah sana lanet etsin! Sen de rezil biriymişsin!" derdim. Sonra: "Üçümüzden bu olayı başkasına aktaracak olan ilk kişiye de Allah lanet etsin!" derdim." Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Ey İbnu'l-Beydâ! Bu konuda Kur'an'ı tevil ettin! Zira onu öldürürsen buna karşılık öldürülürdün. Adama zina iddasında bulunsan ceza olarak değnek yerdin. Karına zina iftirasında bulunman halinde de onunla lanetleşirdin" buyurdu. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr: "Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler" âyetlerini açıklarken şöyle demiştir: Kişi karısının zina ettiğini söyler de kendisinden başka bir şahidi olmazsa konuyu yetkili birine intikal ettirir. Dava aşamasında kadının kocası namaz sonrası mescidin içinde ayağa kalkar ve Allah adına dört defa: "Bunun (karımın) zina ettiğine kendisinden başka ilah olmayan Allah'ı şahit tutarım!" der. Beşincisinde de: "Şayet yalan söylüyorsam Allah'ın laneti üzerime olsun!" der. Bu durumda kadının, davaya bakan kişinin vereceği cezadan kurtulması için onun da kocasının durduğu yerde durup dört defa Allah adına: "Zina etmediğime ve kocamın yalan söylediğine kendisinden başka ilah olmayan Allah'ı şahit tutarım" der. Beşincisinde ise: "Şayet kocam bu konuda doğruyu söylüyorsa Allah'ın gazabı üzerime olsun!" der. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Katâde: "Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah'ı dört defa şahit getirmesi, beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi, kadından cezayı kaldırır" âyetlerini açıklarken şöyle demiştir: "Kocanın beşinci şehadetinden sonra eğer kadın zina ettiğini itiraf ederse recmedilir. Ancak kocası gibi o da beş defa şehadette bulunması halinde dünyada kendisine verilecek olan cezadan kurtulmuş olur. Lanetleşmeden sonra da karı koca ayrılır. Kadın da boşanan kadının iddetini bekler." Abdurrezzâk'ın bildirdiğine göre Ömer b. el-Hattâb: "Lanetleşen karı koca bir daha asla bir araya gelemezler" demiştir. Abdurrezzâk, Hazret-i Ali ile İbn Mes'ûd'dan bu ifadenin aynısını bildirir. Abdurrezzâk'ın bildirdiğine göre Şa'bî: "Lanetleşme recmden daha ağırdır" demiştir. Abdurrezzâk'ın bildirdiğine göre Saîd b. el-Müseyyeb: "Lanetleşmede yalan söyleyen taraf bu laneti hak eder" demiştir. Harâitî Mekârimu'l-Ahlâk'ta Ebû Hureyre'den bildirir: Bu âyetler nazil olduğu zaman Sa'd b. Ubâde: "Karımı bir adamla birlikte görsem dört şahidin gelmesini mi bekleyeceğim?" dedi. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Evet!" buyurunca, Sa'd: "Seni hakla gönderene yemin olsun ki böyle bir şeyi görsem adamı hemen kılıçla vururdum" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Ey Ensâr! Önderinizin dediğine bakın! Sa'd pek kıskanç biriymiş. Oysa ben ondan daha kıskancım, Yüce Allah ise benden de kıskançtır" buyurdu. İbn Mâce, İbn Hibbân, Hâkim ve İbn Merdûye, Ebû Hureyre'den bildirir: Lanetleşme âyetleri nazil olduğu zaman Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Bir kavme kendilerinden (meşru) olmayan bir adamı dahil eden kadının Yüce Allah (ın dini) ile hiçbir alakası yoktur ve Yüce Allah onu kesinlikle Cennetine koymayacaktır. Bile bile çocuğunu kabul etmeyen bir erkeği de Yüce Allah kendisinden uzaklaştıracak, kıyamet gününde de önceki ve sonraki ümmetlerin önünde rezil edecektir. " |
﴾ 9 ﴿