28

"Medyen suyuna geldiğinde, davarlarını sulayan bir insan topluluğu buldu. Onlardan başka, hayvanlarını sudan alıkoyan iki kız gördü. Onlara: «Derdiniz nedir?» dedi. «Çobanlar ayrılana kadar biz sulayamayız. Babamız çok yaşlıdır, onun için bu işi biz yapıyoruz» dediler... Musa: «Bu seninle benim aramdadır. Bu iki süreden hangisini doldurursam doldurayım bir kötülüğe uğramayacağım. Söylediklerimize Allah vekildir» dedi."

Firyabî, Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir, İbn Abbâs'tan bildirir: Musa (aleyhisselam) korkulu ve aç bir şekilde azıksız olarak şehri terk etmişti. Medyen suyuna geldiğinde koyunlarını sulayan bir topluluk gördü. İki kızda koyunlarıyla bir tarafta bekliyordu. Bunun üzerine onlara: "...Derdiniz nedir..." diye sordu. Onlar: "...Çobanlar ayrılana kadar biz sulayamayız. Babamız çok yaşlıdır, onun için bu işi biz yapıyoruz" dediler. Musa (aleyhisselam): "Yakınınızda başka bir yerde su var mıdır?" deyince: "Hayır yoktur, ancak ağzı bir kişinin kaldıramayacağı bir kaya ile kapalı bir kuyu vardır" dediler. Musa (aleyhisselam): "Gelin bana o kuyuyu gösterin" dedi ve beraber o kuyunun yanına gittiler. Musa (aleyhisselam) kuyunun ağzındaki kayayı eliyle bir tarafa iterek büyük bir kova ile su çıkardı ve koyunlarını suladı. Sonra tekrar kayayı yerine koyarak bir gölgeliğe çekilip: "...Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım" dedi. Bu iki kız Mûsa'nın (aleyhisselam) bu dediğini işitmiş ve babalarının yanına dönmüştü. Babaları erken dönmelerine şaşırarak bunun sebebini sordu ve onlar durumu kendisine haber verdiler.

Baba, kızlarından birine: "Geri dön ve onu buraya davet et" dedi. Kız Musa'nın (aleyhisselam) yanına giderek: "Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor" dedi ve Musa'nın (aleyhisselam) önünde yürümeye başladı. Musa (aleyhisselam): "Ben İbrâhîm'in ırkındanım. Allah'ın haram kıldığı yerlerini görmem helal değildir. Sen arkamda yürü ve bana yolu göster" dedi. "Musa, onun (Şu'ayb'ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şu'ayb: "Korkma, o zalim kavimden kurtuldun" dedi. "Kızlardan biri, "Babacığım, onu ücretle tut. Herhâlde ücretle tuttuklarının en hayırlısı, güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır" dedi. Bunun üzerine babası: "Onun güçlü ve güvenilir olduğunu nereden biliyor sun?" diye sorunca, durumu ona bildirip şöyle dedi: "O, ancak bir grup insanın kaldırabileceği kuyunun ağzındaki kayayı tek başına kaldırdı. Güvenilir kişi olduğunu bilmem ise bana:'"Ben İbrâhîm'in ırkındanım. Allah'ın haram kıldığı yerlerini görmem helal değildir. Sen arkamda yürü ve bana yolu göster" demesidir." İbn Abbâs'a: "Musa (aleyhisselam) iki süreden hangisini yerine getirdi?" denilince: "İyi ve doğru olanını" karşılığını verdi.

Firyabî, Musannef’te İbn Ebî Şeybe Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Hâkim, Ömer b. el-Hattâb'dan bildirir: Musa (aleyhisselam), Medyen suyunun yanına geldiği zaman koyunlarını sulayan bir topluluk gördü. Ancak bu topluluk sulama işini bitirdiklerinde kayayı tekrar kuyunun ağzına koydular. O kayayı ancak on kişi kaldırabilirdi. Musa (aleyhisselam) iki kız görünce onlara: "...Derdiniz nedir..." diye sordu. Onlar durumlarını anlatınca Musa (aleyhisselam) gidip tek başına kayayı kuyunun ağzından kaldırdı ve hayvanları suladı. O, sadece bir kova su çıkarmış ve onları kanana kadar sulamıştı. Kızlar babalarının yanına dönerek olanları kendisine anlattlar. Musa (aleyhisselam) bir gölgeliğe çekilip: "...Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım" dedi. "O sırada, kızlardan biri utana utana yürüyüp ona geldi..." Kız elbisesiyle yüzünü kapatmıştı. O, erkeklerle sohbet eden ve dışarı çıkıp dolaşan kadınlardan değildi. "Babam sana sulama ücretini ödemek için seni çağırıyor" dedi. Musa (aleyhisselam) kalkarak: "Sen arkamda yürü ve bana yolu göster. Rüzgar elbiseni kaldırabilir, vücudunu görmek istemiyorum" dedi. Kızın babasına yetiştiklerinde Musa (aleyhisselam) başından geçenleri ona anlattı. Kızlardan biri: "...Babacığım, onu ücretle tut. Herhalde ücretle tuttuklarının en hayırlısı, güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır" dedi. Bunun üzerine babası: "Ey kızım! Onun güçlü ve güvenilir olduğunu nereden biliyorsun?" diye sorunca: "O, ancak bir grup insanın kaldırabileceği kuyunun ağzındaki kayayı tek başına kaldırdı. Güvenilir kişi olduğunu bilmem ise bana: «Sen arkamda yürü ve bana yolu göster. Rüzgar elbiseni kaldırabilir, vücudunu görmek istemiyorum» demesiydi" dedi. Kızın babası onu dahada severek: "Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birisini sana nikâhlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın" dedi.

Burada kızın babası Mûsa'ya (aleyhisselam) güzel bir dost olacağını ve ahde vefa göstereceğini bildirmişti. Musa (aleyhisselam): "Bu seninle benim aramdadır. Bu iki süreden hangisini doldurursam doldurayım bir kötülüğe uğramayacağım..." deyince, kızın babası: "Evet (bir kötülüğe uğramayacaksın)" dedi. Musa (aleyhisselam): "Söylediklerimize Allah vekildir" dedi. Bunun üzerine Mûsa'yı (aleyhisselam) kızıyla evlendirdi ve Musa (aleyhisselam) onun işlerini yapıp bütün ihtiyaçlarını karşılamaya ve koyunlarını otlatmaya başladı. O, Mûsa'yı (aleyhisselam) kızı Safûra veya kardeşi Şerka ile evlendirmişti. Onların ikisi de koyunları suya gitmekten engelliyenlerdi.

Ahmed Zühd'de, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Medyen suyuna geldiğinde..." âyetini açıklarken: "Musa (aleyhisselam) suya geldiği zaman zayıflıktan dolayı karnının içindeki sebzelerin yeşilliği dışarıdan görülüyordu" dedi.

İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'tan bildirir: Musa (aleyhisselam), Mısır'dan Medyen'e doğru yola çıkmıştı. Mısır'la Medyen arasında sekiz gecelik bir yol vardı. Yanında yiyecek olarak ağaç yapraklarından başka hiçbir şey yoktu. Oraya yalınayak gitmişti. Medyen'e vardığında ayaklarının altındaki deriler yüzülmüştü.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre İkrime: "Musa (aleyhisselam), Medyen suyuna geldiğinde otuz beş günlük bir yoldan gelmişti" dedi:

Firyabî, İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: (.....) âyetini açıklarken: "Burada bir insan topluluğu kastedilmektedir" dedi. "Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım" âyeti hakkında ise: "Burada hayırdan kasıt, yemektir" dedi.

İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: "...Onlardan başka, hayvanlarını sudan alıkoyan iki kız gördü..." âyetini açıklarken: "Bu kızların isimleri Leyâ ve Safûra'dır. Onların, koyunları su göletlerinde sulayan küçük dört kardeşi daha vardı" dedi.

İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) ifadesini açıklarken: "İkisi de (koyunları suya gitmekten) engelliyor, mânâsındadır" dedi.

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ebû Mâlik: (.....) ifadesini açıklarken: "Oradaki topluluk sulama işini bitirip kuyu kendilerine bırakılana kadar ikisi de koyunları suya gitmekten engelliyordu" dedi.

İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: "...Çobanlar ayrılana kadar biz sulamayız..." dediler" âyetini açıklarken: "Onlar, o topluluktan artakalan sularla koyunlarını sulamak için bekliyordu" dedi.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Âsim bu âyeti, (.....) şeklinde (ye) harfini ötre ile ve Riâ' ifadesindeki (ra) harfini esre ile okumuştur.

Saîd b. Mansûr, İbn Ebî Şeybe, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, İbn Merdûye ve el-Muhtâre'de Diyâ İbn Abbâs'tan bildirir: Musa (aleyhisselam): "...Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım" demişti. O ki, Allah katında en seçkin kişiydi. O bir parça hurmaya bile muhtaç olmuş ve açlıktan dolayı karnı sırtına yapışmıştı.

İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım" âyetini açıklarken: "Musa (aleyhisselam) kesinlikle yemek istemiştir" dedi.

Abdullah b. Ahmed Zühd'e zevaid olarak ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım" âyetini açıklarken: "Musa (aleyhisselam) açlıktan dolayı güç kazanmak için ekmek parçaları istemişti" dedi.

İbn Ebî Hâtim, İbn Abbâs'tan bildirir: Musa (aleyhisselam), Firavun'dan kaçtığı zaman o kadar acıkmıştı ki, bağırsakları giysinin altından bile görünüyordu. İşte o zaman: "...Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım" dedi.

İbn Merdûye'nin Enes b. Mâlik'ten bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Musa, kızların koyunlarını suladı ve bir gölgeliğe çekilerek: «...Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım» dedi. Musa o zaman (açlıktan dolayı) bir avuç hurmaya bile muhtaçtı."

İbn Ebî Şeybe, Ahmed Zühd'de, Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr: "...Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım" âyetini açıklarken: "Musa (aleyhisselam) o gün, bir doyumluk yemeğe muhtaçtı" dedi.

Firyabî ve Ahmed'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Musa (aleyhisselam) o gün, yemekten başka bir şey istemişti" dedi.

Firyabî ve Ahmed'in bildirdiğine göre İbrâhîm et-Teymî: "...Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım" âyetini açıklarken: "O zaman, Mûsa'nın (aleyhisselam) ne bir ekmeği, ne de bir dirhem parası vardı" dedi.

Saîd b. Mansûr, İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in Abdullah b. Ebî el-Huzeyl vasıtasıyla bildirdiğine göre Ömer b. el-Hattâb: "Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip..." âyetini açıklarken: "Elbisesinin koluyla yüzünü kapatarak geldi, mânâsındadır" dedi.

İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Huzeyl'den onun sözü olarak aynısını bildirir.

Ahmed'in bildirdiğine göre Mutarrif b. eş-Şıhhîr: "Vallahi, eğer Allah'ın Peygamberinin yanında yiyecek bir şey olsaydı onun arkasından gitmezdi. Ancak zor bir durumda olduğundan dolayı gitmiştir" dedi.

İbn Asâkir, Ebû Hâzım'den bildirir: Musa (aleyhisselam), Şuayb'ın (aleyhisselam) yanına girdiği zaman Şuayb (aleyhisselam) akşam yemeğini yemekteydi. Şuayb (aleyhisselam) kendisine: "Ye!" deyince, Musa (aleyhisselam): "Bunu yapmaktan Allah'a sığınırım" dedi. Şuayb (aleyhisselam): "Niye ki, aç değil misin?" diye sorunca: "Evet açım, fakat bunu bana koyunları suladım diye veriyor olmandan korkuyorum. Bende ahiret amelini yeryüzü doluşunca altına değişmeyen bir ailedenim" dedi. Şuayb (aleyhisselam): "Hayır vallahi, düşündüğün gibi değildir. Bu bizim ve atalarımızın âdetlerindendir. Biz misafiri karşılar ve ona yemek ikram ederiz" karşılığını verdi. Bunun üzerine Musa (aleyhisselam) oturdu ve yemek yedi.

İbn Ebî Hâtim, Enes'ten bildirir: Kendisine ulaştığına göre Şuayb (aleyhisselam), Mûsâ'nın (aleyhisselam) kendisine başından geçenleri anlattığı kişidir.

İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim, Hasan'dan bildirir: Bazı kişiler: "Burada zikredilen kişi Şuayb'dır. (aleyhisselam)" diyordu. Ancak bu kişi Şuayb (aleyhisselam) değildir. Fakat o, o zaman o suyun sahibiydi."

Saîd b. Mansûr, İbn Ebî Şeybe, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ebû Ubeyde: "Mûsâ'nın (aleyhisselam) dostu, peygamber Şuayb'ın (aleyhisselam) kardeşi oğlu Esrûn'dur" dedi.

İbnu'l-Münzir ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Mûsâ'nın (aleyhisselam) kayınbabasının ismi Yesribî'dir" dedi.

İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Mûsa'yı (aleyhisselam) yanında ücretle tutan kişi Medyen sahibi Yesrâ'dır" dedi.

Saîd b. Mansûr'un İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre Musa (aleyhisselam) kendisine Ebû Murra denilmesinden hoşlanmazdı. Çünkü bu, Firavun'un lakabıydı. Mûsâ'nın (aleyhisselam) arkadaşı (eşi) ise Safîra binti Yesrûn'du.

Firyabî, İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: "...Güçlü..." ifadesini açıklarken: "Burada Mûsâ'nın (aleyhisselam) kuyu ağzındaki kayayı kaldırıp onların koyunlarını sulaması kastedilmektedir" dedi. "...Güvenilir..." ifadesi hakkında ise: "Koyunları sularken onlara bakmaması kastedilmektedir" dedi.

Taberânî, İbn Mes'ûd'dan bildirir: Mûsâ'nın (aleyhisselam) arkadaşı (eşi): "...Babacığım, onu ücretle tut. Herhalde ücretle tuttuklarının en hayırlısı, güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır" dedi. Bunun üzerine babası: "Ey kızım! Onun güçlü olduğunu nereden biliyorsun?" diye sorunca: "O, kuyunun yanına geldiğinde ancak şu kadar şu kadar kişinin kaldırabileceği kayayı tek başına kaldırdı" dedi. Babası: "Onun güvenilir bir kişi olduğunu nereden biliyorsun?" diye sorunca da: "Ben onun önünde yürüyordum. Ancak o, arkasında yürümemi istedi" karşılığını verdi.

İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Cüreyc: "...Şu iki kızımdan birisini sana nikâhlamak istiyorum..." âyetini açıklarken şöyle dedi: "Bana bildirdiğine göre Musa (aleyhisselam) kendisini çağırmaya giden Safûra adındaki kız ile evlenmişti. Kızın babası Şuayb'ın (aleyhisselam) kardeşi oğlu Reâvil'dir. Kendisine inandığım bir kişinin bana bildirdiğine göre onun ismi kitapta Yesrûn diye geçmektedir. O, Medyen kâhinidir. Kâhin kişi de âlim kişi demektir.

İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Nevf eş-Şâmî: "Mûsa'nın (aleyhisselam) eşi kendisine bir çocuk doğurdu ve Musa (aleyhisselam) onun adını Cerseme koydu" dedi.

İbn Mâce, Bezzâr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Taberânî ve İbn Merdûye, Utbe b. en-Nudderi es-Sülemî'den bildirir: Biz Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) yanında iken, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Kasas Sûresi'ni okudu. Mûsa'nın (aleyhisselam) kıssasına geldiği zaman: "Musa, namusunun korunması ve karnının doyurulmasına karşılık işçi olarak sekiz veya on yıl çalışmayı kabullenmişti. Bu süreyi doldurduğu zaman..." buyurunca: " Resûlallah! Bu iki süreden hangisini yerine getirdi?" denildi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle devam etti: "İyi ve doğru olanını yerine getirdi. O, Şuayb'dan ayrılmak isteyince, karısına, babasından maişetlerini sağlayacak kadar koyun istemesini söyledi. Şuayb, o yıl annelerinden farklı renkte doğan yavruları kendilerine verdi. Şuayb'ın koyunları siyah ve güzel koyunlardı. Musa (aleyhisselam) asasını bir ucundan tutarak işaretleyip sonra da su havuzunun dibine bıraktı. Sonra da koyunları getirip havuzdan suladı. Musa havuzun yanında durdu ve yanından geçen her koyunun karnına vurdu. Bir veya iki koyun dışında bütün koyunlar değişik renkte ikişer ve üçer yavru doğurmuştu. Onların arasında sütü tutamayacak kadar meme delikleri geniş olan, memeleri uzun olan, meme delikleri küçük olan, sadece meme uçları olan ve elin tutamayacağı kadar küçük memeli olan yoktu. Eğer Şam'ı fethederseniz, orada bu koyunların kalıntılarından bulacaksınız. Onlar Sâmirî'dir." İbn Lehîa der kî: "Feşûş, sütü tutamayacak kadar meme delikleri geniş olan, Dabub, memeleri uzun olan ve geviş getiren, Azûz, meme delikleri küçük olan, Saûl, sadece meme uçları olan, Kemşe, elin tutamayacağı kadar küçük memeli olan demektir."

İbn Cerîr, Enes'ten bildirir: Musa (aleyhisselam) süresini doldurup efendisini çağırdığı zaman, efendisi: "Annesinin rengi dışında doğan bütün yavrular senindir" dedi. Bunun üzerine Musa (aleyhisselam) gidip suyun yanına bir hayalet dikti. Koyunlar hayaleti görünce korktu ve geri çekildi. Bu korku sebebiyle bir koyun dışında hepsi de siyah beyaz yavrular doğurdu. Musa (aleyhisselam) o yıl doğan renkli yavruladı beraberinde alıp götürdü.

Saîd b. Mansûr, Musannef’te İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, Buhârî, İbnu'l-Münzir ve İbn Merdûye'nin değişik kanallarla bildirdiğine göre İbn Abbâs'a: "Musa (aleyhisselam) iki süreden hangisini yerine getirdi?" diye sorulunca: "Daha fazla ve daha güzel olanı yerine getirdi. Zira Allah'ın elçisi (aleyhisselam) söylediği şeyi yerine getiren bir kişiliğe sahiptir" karşılığını verdi.

Bezzâr, Ebû Ya'lâ, İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim, Hâkim ve İbn Merdûye'nin İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Cibrîl'e: "Musa iki süreden hangisini yerine getirdi?" diye sorunca, Cibrîl: "Tam olan süreyi yerine getirdi" dedi.

İbn Ebî Hâtim'in Yusuf b. Sercis'den bildirdiğine göre Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem): "Musa (aleyhisselam) iki süreden hangisini yerine getirdi?" diye sorulunca, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu Cibrîl'e sordu. Cibrîl: "Bu konuda bir bilgim yoktur" dedi ve bunu üstündeki başka bir meleğe sordu. Bu melek te bunu Yüce Rabbine sorunca: "İyi, sağlam ve temiz olanı yerine getirdi" buyurdu.

İbn Merdûye'nin Ali b. Âsim vasıtasıyla Ebû Harun'dan bildirdiğine göre bir kişi Ebû Saîd el-Hudrî'ye: "Musa (aleyhisselam) iki süreden hangisini yerine getirdi?" diye sorunca: "Bilmiyorum, bunu Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) sorayım" dedi. Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) Sorunca da, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Bilmiyorum, bunu Cibrîl'e sorayım" buyurdu. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu Cibrîl'e sorunca, Cibrîl: "Bilmiyorum, bunu Mîkâîl'e sorayım" dedi. Mîkâîl'e sorunca da, Mîkâîl: "Bilmiyorum, bunu Rafî'ye sorayım" dedi. Rafî'ye sorunca: "Bilmiyorum, bunu İsrâfil'e sorayım" dedi. İsrâfil'e sorunca da, İsrafil: "Bilmiyorum, bunu izzet sahibine sorayım" dedi. Sonra da İsrafil sesinin çıktığı kadar: "Ey izzet sahibi! Musa iki süreden hangisini yerine getirdi?" diye nidâ etti. Bunun üzerine Yüce Allah: "O, güzel olan iki süreyi on yılı yerine getirdi" buyurdu.

Ali b. Âsim der ki: Ebû Harun bu konuda konuştuğu zaman şöyle derdi: "Ebû Saîd el-Hudrî'nin bana, Hazret-i Peygamber'den (sallallahü aleyhi ve sellem), Cibril'den, Mîkâîl'den, Rafî'den, İsrâfil'den ve İzzet Sahibinden bildirdiğine göre Musa (aleyhisselam) o güzel olan iki süreyi on yılı yerine getirmiştir.

İbn Merdûye, Câbir'den bildirir: Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem): "Musa (aleyhisselam) iki süreden hangisini yerine getirdi?" diye sorulunca: "Tam olanını yerine getirdi" buyurdu.

İbn Merdûye'nin Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Cibrîl bana: «Ey Muhammed! Eğer Yahudiler sana: "Musa iki süreden hangisini yerine getirdi?" diye sorarlarsa: "Tam olanını getirdi" diye cevap ver. Eğer: "Kızlardan hangisiyle evlendi?" diye sorarlarsa: "Küçüğüyle evlendi" diye cevap ver» dedi. "

Hatîb Târih'te Ebû Zer'den bildirir: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana şöyle buyurdu: "Eğer sana: «Musa iki süreden hangisini yerine getirdi?» diye sorulursa: «Hayırlı ve iyi olanını yerine getirdi» diye cevap ver. Eğer sana: «Kızlardan hangisiyle evlendi?» diye sorulursa: «Küçüğüyle evlendi» diye cevap ver. Çünkü o gelip te: «...Babacığım, onu ücretle tut. Herhalde ücretle tuttuklarının en hayırlısı, güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktı»diyendir. Babası ona: «Ey kızım( Onun gücünden ne gördün?» diye sorunca: «O, ağır taşı kaldırıp kuyunun ağzına koydu» dedi. Babası: «Onun güvenilirliğinden ne gördün?» diye sorunca da: «O, bana: "Arkamda yürü, önümde yürüme" dedi karşılığını verdi.»"

Beyhaki, İbn Abbâs'tan bildirir: Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem): "Musa iki süreden hangisini yerine getirdi?" diye sorulunca: "Daha uzun ve daha temiz olanını yerine getirdi" buyurdu.

Bezzâr, İbn Ebî Hâtim, Taberânî M. el-Evsat'ta ve İbn Merdûye zayıf bir senetle Ebû Zer'den bildirir: Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem): "Musa iki süreden hangisini yerine getirdi?" diye sorulunca: "Daha iyi ve tam olanını yerine getirdi" buyurdu. Sonra da: "Eğer: «Kızlardan hangisiyle evlendi?» diye sorulursan: «Küçüğüyle evlendi» diye cevap ver" buyurdu.

Firyabî, Saîd b. Mansûr, Musannef’te İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir, Muhammed b. Ka'b el-Kurazî'den bildirir: Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem): "Musa iki süreden hangisini yerine getirdi?" diye sorulunca: "Tam olanını yerine getirip süresini tamamladı" buyurdu.

İbn Cerîr'in Mücâhid'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Cibrîl'e: "Musa iki süreden hangisini yerine getirdi?" diye sordu. Cibrîl: "Ben bunu İsrâfil'e sorayım" dedi. İsrâfil'e sorunca: "Ben bunu Rabbime sorayım" dedi. İsrafil, Rabbine sorunca: "Daha iyi ve tam olanını yerine getirdi" buyurdu.

İbn Merdûye, Miksem'den bildirir: Hasan b. Ali b. Ebî Tâlib ile karşılaşıp: "Musa iki süreden hangisini yerine getirdi, birincisini mi, ikincisini mi?" diye sorduğumda, Hasan: "İkincisini yerine getirdi" karşılığını verdi.

Firyabî'nin bildirdiğine göre Mücâhid: "Musa süreyi doldurunca.." âyetini açıklarken: "Musa (aleyhisselam) on yıllık süreyi doldurdu ve orada bir on yıl daha kaldı" dedi.

İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: "...Söylediklerimize Allah vekildir" âyetini açıklarken: "Allah, Musa'nın (aleyhisselam) ve kayınbabasının dediklerine vekildir" dedi.

28 ﴿