13"Kâfirler, îman edenlere: «Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim» derler. Hâlbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler. Onlar kendi ağırlıklarını, kendi ağırlıkları yanında daha nice ağırlıkları yüklenecekler ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü sorguya çekileceklerdir." Firyabî, İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Kâfirler, iman edenlere: «Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim» derler..." âyetini açıklarken şöyle dedi: "Kureyşli kafirler Mekke'de iman etmiş kişilere: «Ne biz, ne de siz öldükten sonra dirilmeyeceğiz. Siz bize tabi olun. Sizin için bir günah varsa onu biz yükleniriz» demekteydi." İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Dahhâk: "Kâfirler, iman edenlere: «Bizim yolumuza uyun...» derler" âyetini açıklarken şöyle dedi: "Kafirler ifadesiyle kafirlerin ileri gelenleri, iman edenlerle de Muhammed'e (sallallahü aleyhi ve sellem) tabi olanlar kastedilmektedir. Kafirlerin ileri gelenleri iman edenlere: «Siz, bizim dinimize uyun ve Muhammed'in dinini bırakın» derlerdi." Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde: "...Onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir..."âyetini açıklarken: "Onlar öyle bir şey yapacak değillerdir" dedi. "Onlar kendi ağırlıklarını, kendi ağırlıkları yanında daha nice ağırlıkları yüklenecekler..." âyeti hakkında ise: "Onlar kendi günahlarını ve sapıklığa düşürdükleri kişilerin günahlarını taşıyacaklardır" dedi. İbn Ebî Şeybe Musannef’te ve İbnu'l-Münzir, İbnü'l-Hanefiyye'den bildirir: Ebû Cehil ve Kureyş'in ileri gelenleri Muhammed'e (sallallahü aleyhi ve sellem) gidip de Müslüman olmak isteyenlerin yoluna çıkıp: "O, içkiyi, zinayı ve Arapların yaptığı şeyleri haram kılmaktadır. Siz geri dönün, biz sizin günahlarınızı yükleniriz" derlerdi. Bunun üzerine: "Onlar kendi ağırlıklarını, kendi ağırlıkları yanında daha nice ağırlıkları yüklenecekler..." âyeti indi. Firyabî ve Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Onlar kendi ağırlıklarını, kendi ağırlıkları yanında daha nice ağırlıkları yüklenecekler..." âyeti, "Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler..." âyeti gibidir" dedi. İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Onlar kendi ağırlıklarını, kendi ağırlıkları yanında daha nice ağırlıkları yüklenecekler..." âyetini açıklarken şöyle dedi: "Onların yükü kendi günahları ve kendilerine itaat edenlerin günahlarıdır. Ancak onların bu şekilde günah yüklenmesi kendilerine itaat edenlerin azaplarından hiçbir şey eksiltmez." Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in Hasan(-ı Basrî)'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Kim, hidayete davet eder de kendisine uyulursa, bu kişi kendisine uyanların sevapları kadar sevap alır ve kendisine uyanların sevabından bir şey eksiltilmez. Kim de dalâlete davet eder de, kendisine uyulursa, bu kişi kendisine uyanların günahları kadar günah kazanır ve kendisine uyanların günahından bir şey eksiltilmez." Avn: "Hasan bu hadisin üzerine: "Onlar kendi ağırlıklarını, kendi ağırlıkları yanında daha nice ağırlıkları yüklenecekler ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü sorguya çekileceklerdir" âyetini okuyanlardan idî" dedi. İbn Ebî Hâtim'in Ebû Umâme'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "«Zulmetmekten sakının. Şüphesiz ki Yüce Allah kıyamet günü: İzzetime yemin olsun ki, bugün hiç bir zulüm beni geçemeyecek» buyuracaktır. Sonra bir münadi: «Filan oğlu filan nerededir?» diye nida edecektir. O, peşinde dağlar gibi sevaplarla gelecek ve Rahman'ın huzurunda durana kadar insanlar gözlerini onun dağlar gibi olan sevaplarına dikecektir. Sonra Allah'ın emri üzerine münadi: «Kimin filan oğlu filanda bir zulmedilmişliği veya alacağı varsa gelsin» diye nida edecektir. Bunun üzerine bu kişiler gelip Rahman ın huzurunda toplanıp durunca, Allah, meleklere: «Kulumdan onların haklarını alın» buyuracaktır. Melekler: «Nasıl alacağız?» diye sorunca: «Onun sevaplarından alın ve hak sahiplerine verin» buyuracaktır. Onun hiçbir sevabı kalmayana kadar sevaplarından alınacaktır. Geriye kalan hak sahipleri için: «Kulumdan onların haklarını alın» buyurunca, melekler: «Hiçbir sevabı kalmadı» diyecektir. Bunun üzerine: «Alacaklıların günahlarından alıp üzerine yükleyin» buyuracaktır." Sonra Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) buna delil olarak da: "Onlar kendi ağırlıklarını, kendi ağırlıkları yanında daha nice ağırlıkları yüklenecekler ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü sorguya çekileceklerdir" âyetini okudu. Ahmed, Huzeyfe'den bildirir: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında bir kişi dilenmiş ve kavimden hiç kimse kendisine bir şey vermemişti. Ancak bir kişi ona bir şeyler verince diğerleri de verdi. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Kim, hayırlı bir şey işler ve kendisine uyulursa, bu kişi kendisine uyanların sevapları kadar sevap alır ve kendisine uyanların sevabından bir şey eksiltilmez. Kim de kötü bir davranışta bulunur ve kendisine uyulursa, bu kişi kendisine uyanların günahları kadar günah kazanır ve kendisine uyanların günahından bir şey eksiltilmez. " Tirmizî ve İbn Merdûye'nin Ebû Hureyre ve Ebu'd-Derdâ'dan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Yürüyün, Muferridun ilerledi" buyurunca, ashab: "Yâ Resûlallah! Muferridun kimlerdir?" diye sordu. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem):"Allah'ı çokça zikredenlerdir ki, bu zikir günahlarını üzerlerinden atar ve kıyamet gününde (günahlarından arınmış bir şekilde) hafif olarak gelirler" buyurdu. |
﴾ 13 ﴿