26

"De ki: «Sîze göklerden ve yerden kim rızık verir?» De ki: «Allah. O hâlde, ya biz hidayet veya apaçık bir sapıklık üzereyiz, ya da siz!» De ki: «Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız.» De ki: Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak, sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. O, gerçeği apaçık ortaya koyan, hakkıyla bilendir."

İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Sonra Yüce Allah, (Allah'ın Resûlüne) insanlara: "Size göklerden ve yerden kim rızık verir?"' diye sormasını emretti" dedi.

Saîd b. Mansûr, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in İkrime'den bildirdiğine göre, "O hâlde, ya biz hidayet veya apaçık bir sapıklık üzereyiz, ya da siz" âyeti: "Biz hidayet üzereyiz, siz ise apaçık bir sapıklık üzeresiniz" mânâsındadır.

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde, "O hâlde, ya biz hidayet veya apaçık bir sapıklık üzereyiz, ya da siz" âyetini açıklarken şöyle dedi: "Bu sözü, Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) ashâbı, müşriklere söylemişler ve: "Vallahi, biz ve siz aynı değiliz. Ya biz veya siz hidayet üzeredir. "Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak, sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir" buyruğundaki, bir araya toplama işi kıyamet günüdür ve o zaman aramızda hak ile hüküm verecektir."

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve Beyhakî el-Esmâ ve's-Sifât'ta, İbn Abbâs'tan, âyette geçen (.....) kelimesinin "Hüküm veren" mânâsında olduğunu bildirir.

26 ﴿