45"Allah'ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, «Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?» diyeceği günü bir hatırla! (Melekler) derler ki: «Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu.» İşte bugün birbirinize ne fayda, ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere, «Yalanlamakta olduğunuz Cehennem azabını tadın» deriz. Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, «Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır» dediler. Bir de, «Bu (Kur'ân), uydurulmuş bir yalandır» dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, «Bu, ancak apaçık bîr büyüdür» dediler. Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik. Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Hâlbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. Elçilerimi yalanladılar. Peki, beni inkâr etmenin sonucu nasıl oldu!" Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde, "Sonra da meleklere, «Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?» diyeceği günü bir hatırla"' âyetini açıklarken: "Bu bir sorudur. Yüce Allah'ın Hazret-i İsa'ya soracağı belirtilen: "Beni ve anamı, Allah'tan başka iki tanrı bilin, diye sen mi dedin?..." buyruğuna benzemektedir. İbnu'l-Münzir'in Mücâhid'den bildirdiğine göre, "Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı..." buyruğundaki cinlerden kasıt şeytanlardır. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Süddî, "Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik..." âyetini: "Onların, senin getirdiğinin hak mı batıl mı olduğunu anlamaları için okuyup inceleyecekleri bir kitapları yoktu" şeklinde açıklamıştır. Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde, "Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik" âyetini açıklarken: "Yüce Allah, Araplara Kur'ân'dan önce kitap, Hazret-i Muhammed'den önce de bir peygamber göndermemişti" dedi. İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Cüreyc, "Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik" âyetini açıklarken: "Bu âyet, "Geçmiş her ümmet içinde de mutlaka bir uyarıcı bulunagelmiştir" buyruğuyla ters düşmez. Her peygamberden sonra gelen diğer peygamber, kendisinden sonra gelecek peygamberin gönderilişine kadar sorumludur" demiştir. İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre "Hâlbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır..."' buyruğunda verilenden kastedilen dünyadaki güçtür. İbnu'l-Münzir, İbn Cüreyc'in, "Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Hâlbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. Elçilerimi yalanladılar. Peki, beni inkâr etmenin sonucu nasıl oldu!" âyetini: "Önceki nesiller de yalanlamışlardı. Hazret-i Muhammed'i yalanlayanlar, daha önceki nesillere verdiğimiz, güç, ömür, dünyalık ve malın onda birine bile ulaşamamışlardır" şeklinde açıkladığını bildirir. Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde, "Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Hâlbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. Elçilerimi yalanladılar. Peki, beni inkâr etmenin sonucu nasıl oldu!" âyetini: "Bunlardan önce gelenler de (peygamberlerini) yalanlamışlardı. Allah sizlere vermediği güç ve başka şeyleri onlara verdiğini bildirmektedir. Onlar, sizden daha güçlü ve kuvvetli olduğu halde, Allah onları helak etti, Benim azabım nasılmış!" şeklinde açıklamıştır. |
﴾ 45 ﴿