28"Görmüyor musun ki, Allah gökten su indirdi. Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var, simsiyah taşlar da var. İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kulları içinden ancak âlimler, Allah'tan (gereğince) korkar. Şüphesiz Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır." Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Katâde, "Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var, simsiyah taşlar da var" âyetini şu şekilde açıkladı: "Kırmızı ve sarı ürünler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar vardır. Dağların değişik renkte olduğu gibi insanların, diğer hayvanların ve davarların da renkleri değişiktir. "Kulları arasında Allah'tan ancak âlimler korkar" "İlim olarak Allah'tan korkmak yeterlidir" denirdi. İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs, "Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var, simsiyah taşlar da var"" âyetini açıklarken şöyle dedi: "Türlü üründen kasıt, beyaz, kırmızı ve siyah (değişik) renkteki ürünlerdir. Dağlardaki yolların renkleri de değişiktir." Bezzâr'ın İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre bir adam Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) gelip: "Rabbin boyar mı?" diye sorunca, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Evet. Kaybolmayan, kırmızı, sarı ve beyaz boyayla boyar" cevabını verdi. Tastî'nin İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre Nâfi b. el-Ezrak ona, kelimesinin mânâsını sorunca, İbn Abbâs: "Kimi yeşil kimi de beyaz renkte yollar, çizgiler, desenler mânâsındadır" cevabını verdi. Nâfi: "Araplar öylesi bir ifadenin ne anlama geldiğini biliyorlar mı ki?" diye sorunca da, İbn Abbâs şöyle demiştir. "Tabi ki! Yoksa şairin: Boya yüzeyinde öyle çizgiler bıraktı ki Kayalık bir tepeden inen yollara benzedi" dediğini bilmez misin?" Abdurrezzâk ve Abd b. Humeyd'in Katâde'den bildirdiğine göre âyette geçen Slf" âyeti, beyaz yollar, (.....) ise siyah dağlar mânâsındadır. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs (.....) koyu siyah demektir" dedi. İbnu'l-Münzir'in İbn Cüreyc vasıtasıyla bildirdiğine göre İbn Abbâs, "Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık..." âyetini açıklarken şöyle dedi: "Bu ürünlerden kimi kırmızı, kimi beyaz, kimi yeşil kimi de siyahtır. İnsanlar da aynı şekilde, kimisi kızıl, kimi siyah, kimi de beyazdır. Hayvanlar ve davarlar da aynı şekildedir." İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ebû Mâlik, "Dağlardan da beyaz, kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var, simsiyah taşlar da var" âyetini açıklarken şöyle dedi: "Dağlardaki yollardan bazısı beyaz, bazısı da kırmızı olur. " (.....) kelimesi bu mânâya gelir. (.....) ise siyah dağlar mânâsındadır; bu dağlardaki yolların renkleri farklı olduğu gibi, insanların, hayvanların ve davarların da renkleri farklıdır. Yüce Allah daha sonra, "Kulları arasında Allah'tan ancak âlimler korkar" buyurmuştur. İbnu'l-Münzir'in İbn Ciireyc'den bildirdiğine göre "Dağlardan da beyaz, kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var, simsiyah taşlar da var..." âyeti: "Dağlardaki yolların renklerinin değişik olduğu gibi, insanların, hayvanların ve davarların da renkleri değişiktir. Renklerin değişik olduğu gibi Allah'tan korkma konusunda da insanlar farklı farklıdır" mânâsındadır. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr der ki: "Haşyet, Allah'tan korkunun, seninle günahın arasına girmesidir. İşte haşyet budur." İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Âyet; haşyet, iman, itaat ve insanların değişik renkte olduklarından bahsetmektedir. İbnu'l-Münzir'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre "Kulları arasında Allah'tan ancak âlimler korkar" âyeti: "Allah'tan en çok korkanla, onu en iyi tanıyanlardır" mânâsındadır. İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs, "Kulları arasında Allah'tan ancak âlimler korkar" âyetini: "Allah'tan en çok korkanlar Onun her şeye gücünün yettiğini bilenlerdir" şeklinde açıklamıştır. İbn Ebî Hâtim, İbn Adiyy ve Taberânî'nin bildirdiğine göre İbn Mes'ûd: "İlim, çok sözden ibaret değildir. Ancak ilim, Allah'tan korkmaktır" demiştir. İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Yahya b. Ebî Kesîr: "Âlim, Allah'tan korkan kişidir" demiştir. İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Sâlih Ebu'l-Halîl, "Kulları arasında Allah'tan ancak âlimler korkar'" âyetini açıklarken: "Allah'tan en çok korkanlar, Onu en iyi tanıyanlardır" dedi. İbn Ebî Hâtim'in Süfyân vasıtasıyla Ebû Hayyân et-Teymî'den bildirdiğine göre bir adam şöyle dedi: "Şöyle denirdi: Âlimler üç türlüdür: Allah'ı ve Allah'ın emirlerini bilen âlim, Allah'ı bilen ama Onun emirlerini bilmeyen âlim, Allah'ın emirlerini bilen ama Allah'ı bilmeyen âlim. Allah'ı ve emirlerini bilen âlim, Allah'tan korkan, onun yasaklarını ve farzlarını bilen kişidir. Allah'ı bilen ama emirlerini bilmeyen âlim, Allah'tan korkan, ama Onun yasaklarını ve farzlarını bilmeyendir. Allah'ın emirlerini bilip, Allah'ı bilmeyen kişi ise yasakları ve farzları bilen ama Allah'tan korkmayan kişidir." İbn Ebî Hâtim ve İbn Adiyy'in bildirdiğine göre Mâlik b. Enes: "İlim, rivayet çokluğuyla değil, Allah'ın kalbe koyduğu bir nurdur" demiştir. Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî): "İman, Allah'ı görmeden Ondan korkmak, Allah'ın istediğini istemek, Allah'ın sevmediği şeyden uzak durmaktır" deyip, "Kulları arasında Allah'tan ancak âlimler korkar" âyetini okudu. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Mesrûk der ki: "Kişinin ameliyle övünmesi, cahillik olarak yeterlidir." İbn Ebî Şeybe, Ahmed Zühd'de, Abd b. Humeyd ve Taberânî'nin bildirdiğine göre İbn Mes'ûd der ki: "Cahillik olarak Allah hakkında aldanmak (rahmetine güvenip ameli terk etmek) yeterlidir." İbn Ebî Şeybe ve Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Fakih, Allah'tan korkan kişidir" demiştir. İbn Ebî Şeybe ve Ahmed Zühd'de, Abbâs el-Ammî'nin şöyle dediğini bildirir: Bana ulaştığına göre Hazret-i Dâvud (aleyhisselam) şöyle demiş: "Allahım! Seni noksanlıklardan tenzih ederim. Arş'ının üzerine yükseldin ve haşyetini göklerdekilere ve yerdekilere koydun. Kullarından Sana en yakın olanı, Senden en çok korkanıdır. Senden korkmayanın ilmi yoktur. Senin emrine uymayanın da hikmeti yoktur.'" Ahmed'in Zühd'de bildirdiğine göre İbn Mes'ûd: "İlim, çok rivâyette bulunmak değil, Allah'tan çok korkmaktır" demiştir. İbn Ebî Şeybe ve Hakîm et-Tirmizî'nin Hasan(ı Basrî)'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "İlim iki türlüdür: Kalpteki ilim ki, bu faydalı ilimdir. Diğeri ise dildeki ilimdir ki, bu da Allah'ın kulları üzerindeki hüccetidir. " İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Huzeyfe: "Kişi için, ilim olarak Allah korkusu yeter" demiştir. İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Abdullah b. Mes'ûd der ki: "Kur'ân hamili, insanlar uykudayken gecesini ibadetle geçirmesiyle, insanlar yeme içme peşinde koşarlarken o gündüzü oruçlu geçirmesiyle, insanlar neşeli iken hüznüyle, insanlar gülerken, o ağlamasıyla, insanlar boş konuşurken, o susmasıyla, insanlar hilekârlık peşinde koşarken, o huşûsuyla bilinir. Kur'ân hamilinin, ağlayan, hüzünlü, hilim sahibi, hikmetli ve sakin olması gerekir. Kur'ân hamilinin, bağırıp çağıran, yüksek sesle konuşan ve sinirli olmaması gerekir." Hatîb el-Muttefik ve'l-Müteferrik'te, Vehb b. Münebbih'in şöyle dediğini bildirir: İbn Abbâs gözlerini kaybettikten sonra İkrime ile beraber kendisine kılavuzluk yapmak için geldim, Mescidu'l-Haram'a girince, Benî Şeybe kapısının yanında bir topluluğun oluşturdukları bir halkada tartıştıklarını fark etti ve: "Beni tartışma yapılan halkaya götür" dedi. Onu halkanın yanına götürdüğümüzde selam verince, oradakiler, kendisinin de halkaya oturmasını istediler. İbn Abbâs kabul etmeyip: "Bana kendisizi tanıtın, sizi tanıyayım" dedi. Onlar kendilerini tanıtınca: "Bimiyor musunuz; Allah'ın öyle kulları vardır ki, aciz ve dilsiz olmadıkları halde, Allah korkusu sebebiyle susarlar. Onlar, Allah'ın günleri konusunda bilgi sahibi, akıllı ve konuşmasını bilen kişilerdir, ancak Allah'ın azametini hatırlayınca akılları başlarından gider, kalpleri kırılır ve dilleri kesilir. Bu durumlarından çıkınca ise hemen güzel amellere koşarlar. Siz nerede onlar nerede!" deyip oradan ayrıldı. Bu olaydan sonra bu haldaka iki kişinin olduğu bile görülmedi. Hatîb'in el-Muttefik ve'l-Müteferrik'te bildirdiğine göre Saîd b. el- Müseyyeb der ki: Ömer b. el-Hattab insanlara, hepsi hikmet olan şu on sekiz sözü bıraktı: "Sana kötülük yapan kimseyi ona iyilik yapman ona en büyük cezadır. Hakîkatı anlayana kadar din kardeşinin davranışını iyiye yor. Müslüman kardeşinin ağzından çıkan bir lakırdıyı iyiye yorman mümkün oldukça kötüye yorma. Kendini töhmet altında bırakacak işlere mübâşeret eden, kendisi hakkında kötü düşünenleri kınamasın. Sırrını gizleyen murâdına erer. Sâdık arkadaşlar edin, gölgelerinde yaşarsın. Çünkü sâdık dostlar, huzurlu anlarda süs, sıkıntılı demlerde silahtır. Seni ölüme götürse de doğruluktan ayrılma. Seni ilgilendirmeyen işe karışma. Henüz vukû bulmamış şeylerden sorma. Sen olmayan şeyle uğraşmayacak kadar olan şeyle meşgul ol. İhtiyâcını, onu gidermeni istemeyenlere iletme. Yalan yere yemini hafife alma, Allah seni helâk eder. Kötülüklerini öğrenmek düşüncesiyle de olsa fâcirlerle arkadaş olma. Düşmanlarından uzak dur. Güvenilir olmayan dostlarından sakın. Güvenilir kimse de Allah'tan korkandır. Mezarlıklarda derin saygı içinde ol. Tâat ânında kendini zavallı gör. Günah işlemek istersen sonunu düşün. Herhangi bir işinde, Allah'tan korkanlarla istişâre et. Çünkü Yüce Allah, «Kulları arasında Allah'tan ancak âlimler korkar» buyurmaktadır." Abd b. Humeyd'in Mekhûl'den bildirdiğine göre Resülullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem), âlim ve âbid sorulunca: "Âlimin âbide olan üstünlüğü, benim, sizin en değersizinize olan üstünlüğüm gibidir" buyurup, "Kulları arasında Allah'tan ancak âlimler korkar" âyetini okudu. Sonra: "Allah, melekleri, gök ve yer ehli ve denizdeki balıklar hayrı öğretene dua ederler" buyurdu. |
﴾ 28 ﴿