44"Onlar, eğer kendilerine bir korkutucu gelse mutlaka o ümmetlerin (her) birinden daha çok hidâyette olacaklarına yeminlerinin en büyüğü ile, Allah'a and içtiler. Fakat onlara bir korkutucu geldiğinde bu, onların uzaklaşmalarından başka bir şeylerini arttırmadı. Yeryüzünde büyüklenerek ve kötü düzenler kurarak.. Kötü düzen ise ancak sahiplerini kuşatır. Acaba onlar geçmiş olanların sünnetinden başkasını mı gözlüyorlar? Sen Allah'ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın. Sen Allah'ın sünnetinde asla bir değiştirme bulamazsın. Onlar kendilerinden öncekilerin akıbetinin nasıl olduklarını görmeleri için yeryüzünde dolaşmadılar mı? Hem onlar bunlardan daha çetin bir güce sahib idiler. Göklerde olsun, yerde olsun hiçbir şey Allah'ı aciz bırakacak değildir. Muhakkak O, en iyi bilendir, herşeye güç yetirendir." İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre ibn Ebî Hilâl der ki: "Kureyşliler: Allah bizden bir peygamber göndermiş olsaydı hiçbir ümmet ona bizden daha itaatkâr, peygamberini bizden daha çok dinler ve kitabına bizden daha sıkı sarılır olmazdı" derlerdi. Onların bu sözleri üzerine Allah: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir zikir bulunsaydı, biz de elbette Allah'ın ihlâsa erdirilmiş kulları olurduk'" ve "Var güçleriyle Allah'a yemin ettiler ki kendilerine bir uyarıcı gelecek olursa muhakkak ümmetlerin herhangi birinden daha doğru yolda olacaklardır..." âyetlerini indirdi. "Onlar, eğer kendilerine bir korkutucu gelse mutlaka o ümmetlerin (her) birinden daha çok hidâyette olacaklarına yeminlerinin en büyüğü ile, Allah'a and içtiler"Yahudiler, Ensar'a karşı zafer kazanacağını söyleyip: "Bir peygamberin çıkacağını görüyoruz (onunla sizi yeneceğiz)" diyorlardı. Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in Katâde'den bildirdiğine göre "Onlar, eğer kendilerine bir korkutucu gelse mutlaka o ümmetlerin (her) birinden daha çok hidâyette olacaklarına yeminlerinin en büyüğü ile, Allah'a and içtiler. Fakat onlara bir korkutucu geldiğinde bu onların uzaklaşmalarından başka bir şeylerini arttırmadı. Yeryüzünde büyüklenerek ve kötü düzenler kurarak. Kötü düzen ise ancak sahiplerini kuşatır. Acaba onlar geçmiş olanların sünnetinden başkasını mı gözlüyorlar? Sen Allah'ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın. Sen Allah'ın sünnetinde asla bir değiştirme bulamazsın" buyruğundaki korkutucudan kastedilen Hazret-i Muhammed'dir. Kötü tuzak ise şirktir. Şirk te ancak sahibini kuşatır. Âyetteki geçmiş olanların sünnetinden kastedilen ise daha önce gelmiş olanlara verilen cezadır. İbnu'l-Münzir'in ibn Cüreyc'den bildirdiğine göre, "Onlar, eğer kendilerine bir korkutucu gelse mutlaka o ümmetlerin (her) birinden daha çok hidâyette olacaklarına yeminlerinin en büyüğü ile, Allah'a and içtiler" buyruğundaki and içenler Kureyşlilerdir. Kendilerinden daha çok hidâyette olacaklarını söyledikleri kişiler ise Kitab ehlidir. Kötü düzenden kastedilen ise şlirktir. Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Muhammed b. Ka'b el-Kurazî: "Kim şu üç şeyi yaparsa, yaptığı şeyin kendi başına gelmesine engel olamaz. Tuzak veya azgınlık veya verdiği ahdi bozmak" dedikten sonra, "Kötü düzen ise ancak sahiplerini kuşatır...", "Ey insanlar! Geçici dünya hayatında yaptığınız taşkınlık aleyhinizedir..." ve "Verdiği bu sözden dönen, ancak kendi aleyhine dönmüş olur..."âyetlerini okudu. İbn Ebî Hâtim'in Süfyân vasıtasıyla, Ebû Zekeriyya'dan bildirdiğine göre bir adam, Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem): "Kötü tuzaktan sakının. Kötü tuzak, ancak sahiplerini kuşatır" buyurduğunu nakletmiştir. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Dahhâk, "Acaba onlar geçmiş olanların sünnetinden başkasını mı gözlüyorlar..." âyetini: "Acaba onlar geçmiş olanlara isabet eden azaptan başkasını mı gözlüyorlar?!" şeklinde açıklamıştır. İbn Ebî Hâtim'in Süddî'den bildirdiğine göre "Göklerde olsun, yerde olsun hiçbir şey Allah'ı aciz bırakacak değildir..." âyeti: "Göklerde olsun, yerde olsun hiçbir şey Allah ile başa çıkamaz Ondan kurtulamaz" mânâsındadır. |
﴾ 44 ﴿