47"Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir. Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık. Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar. Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar. Onlara, «Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve âhirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin» denildiğinde yüz çevirirler. Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar. Onlara, «Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın» denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, «Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz» derler." Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in Ebû Mâlik'ten bildirdiğine göre "Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir. Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık" âyetlerindeki gemiden kasıt, Hazret-i Nûh'un gemisidir. Hazret-i Nûh, her türden birer çifti gemiye yüklemiştir. Binilecek şeylerden kasıt ise denizdeki gemiler ve insanların geçtiği nehirlerdir. Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in Ebû Sâlih'ten bildirdiğine göre "Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir. Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık" âyetlerindeki gemiden kasıt, Hazret-i Nûh'un gemisidir. Binilecek şeylerden kasıt ise gemilerin tahtaları ve yapımında kullanılan malzemelerdir. İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre "Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık" âyetinden kastedilen Hazret-i Nûh'un gemisinden sonra ona benzer şekilde yapılan gemilerdir. Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in Katâde'den bildirdiğine göre "Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık" âyetinden kastedilen küçük gemilerdir. Hasan ise develerin kastedildiğini söylemiştir. İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî): "Âyetten kastedilen develerdir" demiştir. İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs, "Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık" âyetini açıklarken şöyle dedi: "Âyetteki bineklerden kasıt develerdir. Allah develeri gördüğün gibi yaratmıştır ve onlar kara gemileridir. İnsanlar onların üzerinde yük taşır ve binerler." İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in İkrime'den bildirdiğine göre âyette kastedilen develerdir. Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Abdullah b. Şeddâd'dan bildirdiğine göre âyette kastedilen develerdir. Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Mücâhid'den bildirdiğine göre âyette kastedilen hayvanlardır. "Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar" âyeti ise: "Onları kurtaracak ve kendilerinin de yardım isteyecekleri kimse yoktur" mânâsındadır. Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Katâde'den bildirdiğine göre, "Kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur" âyeti, "Onların yardımına koşacak kimse olmaz" mânâsındadır. "Tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar" buyruğundaki süreden kasıt ise ölümdür. "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve âhirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin..." buyruğundaki önünüzde sözü ise: "Sizden öncekilerin işledikleri şeylerden ve Âd, Semûd ve başka ümmetlere verilen cezalardan sakının" mânâsındadır. Arkanızda, sözünden kasıt ise Kıyamet günüdür. "Onlara, "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın, denildiği zaman..." âyeti, zındıklar hakkında nazil olmuştur. Onlar fakiri yedirmezlerdi. Bu sebeple Allah onları ayıplayıp kınamıştır.' Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Mücâhid'den bildirdiğine göre "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve âhirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin..." âyetinden kastedilen, daha önce işlenmiş ve daha sonra işlenecek günahlardır. İbn Ebî Hâtim'in Hasan(ı Basrî)'den bildirdiğine göre "Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" sözünü Yahudiler söylüyorlardı. Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in İsmâil b. Ebî Hâlid'den bildirdiğine göre "Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" sözünü Yahudiler söylüyorlardı. |
﴾ 47 ﴿